Yaratmak ulvi bir yetenek. Bende ondan olduğunu söyleme büyüklüğüne soyunmak istemiyorum. Çarpılırım diye korkuyorum da ondan, yoksa yaratmak da nedir ki yani
Yine de, bazıları yaratır... Bazıları ise, sadece "yeniden" bir yaratır o yaratılmışlıktan... 
Mola
Posted 01-08-2008 at 01:00 by alchemy
İçinde bulunmadığım bir mekanın içinden etrafa bakıyorum... Oturmadığım sandalyedeki hareketsizliğimi bozamıyor çay kaşığı çevirmelerim... Düşünceler hız sınırı dahilinde, bütün sollamalarım sinyalli, kurallı ama radardan korkuyorum... Neden? Bilmiyorum...
Bir şehirlerarası otobüs molasındayım... Oysa otobüsüm yok benim, arabam var. Bir fincan çay aldım önüme, masadayım. Bekliyorum... Neyi? Bilmiyorum...
Sesler uğulduyor... Kalabalık... Gelen giden... Giden ömrün yanında bu hiçbir şey... Yine de ısrarla bakınıyorum... Adeta göreceğim birşey var... Nedir o? Bilmiyorum...
Çayımı sıcak tutmasını tembihlediğim garson, gidip gelip içilmemiş bardağı içilmeyecek bir yenisiyle değiştiriyor. Ben çayı sıcak içemem ki... Neden sıcak istedim o zaman? Bilmiyorum...
Saçları epeydir taranmamış, uyku mahmuru yüzü henüz gölgelenmemiş bir kız çocuğu geçiyor önümden... Eliyle annesinin kabanının eteğine yapışmış seğirtiyor... Anne telaşla bir yer arıyor... Belki otobüsleri kalkmadan ihtiyaç görmeleri gerekiyor... Peki binecekleri otobüs hayatın aynı durağına mı gidiyor...?
Yan masadaki adamın tok sesi, içtiği sigaranın dumanından fırsat buldukça cep telefonuyla konuşuyor... Acaba cep telefonu da aradığı kişiyle konuşuyor mu...?
İçmediğim çayların parasını masaya, bilerek unuttuğum sigara paketimin yanına bırakıyorum... Yürümeden arabama biniyorum...
Şöför koltuğunda öylece oturuyorum... Sanki o anda sıcak yatağında sağından soluna dönüyor olan birisi, hiç yürümeden, hiç yolculuksuz gelecek ve orada beni bulacak... Kim o?
Sabah soğuğunu ezmek üzere arabanın kaloriferini açmıyorum... Bir otobüs kalkıyor bir diğeri geliyor... Onlarca insan sürekli mola yerinden otobüslere, otobüslerden mola yerine girip çıkıyor... Hiçbirini tanımadığım halde, hepsini nasıl tanıyorum...?
Geceden beri ağlıyorum. Bilmiyorum neden.
Ezelden beri ağlıyorum... O neden işte onu hiç bilmiyorum...
Mart 2008 A.A.
Bir şehirlerarası otobüs molasındayım... Oysa otobüsüm yok benim, arabam var. Bir fincan çay aldım önüme, masadayım. Bekliyorum... Neyi? Bilmiyorum...
Sesler uğulduyor... Kalabalık... Gelen giden... Giden ömrün yanında bu hiçbir şey... Yine de ısrarla bakınıyorum... Adeta göreceğim birşey var... Nedir o? Bilmiyorum...
Çayımı sıcak tutmasını tembihlediğim garson, gidip gelip içilmemiş bardağı içilmeyecek bir yenisiyle değiştiriyor. Ben çayı sıcak içemem ki... Neden sıcak istedim o zaman? Bilmiyorum...
Saçları epeydir taranmamış, uyku mahmuru yüzü henüz gölgelenmemiş bir kız çocuğu geçiyor önümden... Eliyle annesinin kabanının eteğine yapışmış seğirtiyor... Anne telaşla bir yer arıyor... Belki otobüsleri kalkmadan ihtiyaç görmeleri gerekiyor... Peki binecekleri otobüs hayatın aynı durağına mı gidiyor...?
Yan masadaki adamın tok sesi, içtiği sigaranın dumanından fırsat buldukça cep telefonuyla konuşuyor... Acaba cep telefonu da aradığı kişiyle konuşuyor mu...?
İçmediğim çayların parasını masaya, bilerek unuttuğum sigara paketimin yanına bırakıyorum... Yürümeden arabama biniyorum...
Şöför koltuğunda öylece oturuyorum... Sanki o anda sıcak yatağında sağından soluna dönüyor olan birisi, hiç yürümeden, hiç yolculuksuz gelecek ve orada beni bulacak... Kim o?
Sabah soğuğunu ezmek üzere arabanın kaloriferini açmıyorum... Bir otobüs kalkıyor bir diğeri geliyor... Onlarca insan sürekli mola yerinden otobüslere, otobüslerden mola yerine girip çıkıyor... Hiçbirini tanımadığım halde, hepsini nasıl tanıyorum...?
Geceden beri ağlıyorum. Bilmiyorum neden.
Ezelden beri ağlıyorum... O neden işte onu hiç bilmiyorum...
Mart 2008 A.A.
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
alchemy ait Blog Başlıkları
- Sevgili (13-11-2008)
- Kapı Duvar (13-11-2008)
- Evlerinde Lambaları Yanıyor (II) (09-11-2008)
- Kestanenin Yolculuğu (08-11-2008)
- Evlerinde Lambaları Yanıyor (I) (24-10-2008)
















