|
|
Lars von TrierBiyografiler içerisinde Lars von Trier konusu: Lars von Trier, (d. 30 Nisan 1956, Kopenhag Danimarka, yönetmen.
1995 yılında kurucularından olduğu Dogma95 hareketiyle tanınan yönetmenin önemli filmlerinden bazıları; "Dancer in the Dark"(2000) ve "Dogville"(2003).
Nudist Yahudi bir ...
|

23-03-2008, 19:42
|
 |
edilgen
|
|
Üyelik Tarihi: 31-10-2007
Nerden: İstanbul (?)
Mesajlar: 307
|
|
Lars von Trier
Lars von Trier, (d. 30 Nisan 1956, Kopenhag Danimarka, yönetmen.
1995 yılında kurucularından olduğu Dogma95 hareketiyle tanınan yönetmenin önemli filmlerinden bazıları; "Dancer in the Dark"(2000) ve "Dogville"(2003).
Nudist Yahudi bir ailenin çocuğu olarak gelişiminde 'duygular, inanç ve zevk' gibi özelliklere pek yer verilmeyen Trier, sonradan kendi yaptığı açıklamalara göre; genç yaşında, sinemayı, bir çok şeyi öğrenmek üzere dış dünyaya açılan bir kapı olarak gördü. Kendisine hediye edilen "Süper 8" kamera ile 11 yaşında kendi filmlerini çekmeye başladı ve lise öğrenimi boyunca bağımsız film kariyerine devam etti.
1995 yılında Thomas Vinterberg, Kristian Levring, Soren Kragh Jacobsen ile birlikte Dogma 95 manifestosuna imza atan Lars Von Trier, son filmi “Karanlıkta Dans” ile, kimilerince manifestoya ihanet ettiği ya da “tükürdüğünü yaladı” yorumu noktasında eleştirilse de, başta Cannes jürisi olmak üzere pek çok eleştirmenden tam not aldı.
Teknolojik gelişmeler sonucunda sinema kültürüne hakim olan “sinema bir yanılsamadır.” anlayışı başta olmak üzere, burjuva ideolojisine dayalı olan bireysel, auteur ve tür sinemasına, yıldız oyunculara, yapay ışık ve mekan tasarımlarına ve de yüzeysel aksiyon sahnelerine dayalı günümüz sinemasına hakim olan trende bir karşı duruş sergileyen ve bu anlamda anti-Amerikan bir çizgide duran Dogma 95, doğal mekan, doğal ışık ve ses, el kamerası ve 35mm film formatı kullanmak gibi, film yapımıyla ilgili katı kuralları kapsıyor.
Manifestodan sonra çektiği filmlerinde kurallara harfiyen uyan Trier, bir anlamda yanılsama ve gerçeklik arasındaki uçurumu ve bu uçurumun gerçek hayatta sebep olduğu kötü sonuçları ele aldığı “Karanlıkta Dans” ile, aslında, kuralları çiğnemekten ziyade, kuralların altında yatan felsefik anlayışa sinemasal bir yorum getirdiği söylenebilir.
Filmografisi içerisinde “Karanlıkta Dans”ın ( Dancer in the Dark ) dışında “Suç Unsuru” ( The Element of Crime, 1985 ), “Avrupa” ( Europa, 1992 ), “Krallık” ( The Kingdom, 1994 ), “Dalgaları Aşmak” ( Breaking the Waves, 1996 ), “Salaklar” ( The Idiots, 2000 ) gibi özgün ve çarpıcı görsel anlatımlarıyla dikkat çeken filmlerin yer aldığı Lars Von Trier, hiç şüphesiz, Carl Theodore’den sonra Danimarka sinemasının uluslararası alanda en fazla üne sahip yönetmeni.
Sinema kariyerine 80’li yıllarda başlayan Trier, Kopenhag Üniversitesi ve Danimarka Film Okulu’nda sinema eğitimi aldı. 1982 yılında ilk sinema filmi olan “Suç Unsuru”nu ( The Element of Crime ) gerçekleştiren genç yönetmen, Alman Dışavurumculuk akımı ile Amerikan film-noir türünün başarılı bir sentezi olan bu filmiyle büyük övgü topladı. O yıllarda oyunculuklar ve senaryodan ziyade yapım ve kamera kullanımı üzerinde duran Trier, 1987 yılında çektiği “Salgın” ( 1987 ) adlı filminde, soğuk atmosfer ve karakterlerle film-noir türünün izini sürerek hızla yayılan bir salgını ele aldı.
1991 yılında çektiği ve başrolünde, daha sonra birçok kez birlikte çalışacağı Jean-Marc Barr’ın yer aldığı “Avrupa” ( Europa ) ile II. Dünya Savaşı sonrası Amanya’sında, karanlık dehlizler içerisinde yapılan bir tren yolculuğunu ekrana yansıttı. Savaşa, zalim Almanya – kahraman Amerika perspektifli daha önceki filmlerden farklı olarak, sömürülen ve yok edilmeye mahkum edilen Almanların gözüyle yaklaşmayı deneyen Trier, bu filmiyle Cannes Film Festivali’nde jüri özel ödülünün sahibi oldu.
1996 yapımı “Dalgaları Aşmak” ( Breaking the Waves ) filmiyle tarzını değiştirerek, daha çok oyunculuklar ve senaryoya ağırlık veren yönetmen, Dogma 95 kurallarını başarıyla uyguladı. Din ve aile baskısı altında ezilen genç bir kadının, kendisini yatalak kocasına adamasını konu alan film, özellikle din ve sevgi kavramlarını acımasızca irdeleyen senaryosu ve de kocası uğruna erkeklerle yatan Bess ( Emily Watson ) karakteriyle, pek çok kesimin ağır eleştirisine uğradı.
Korku, melodram, gizem ve sürreal gerçeklik gibi unsurları harmanladığı dört bölümlük “Krallık” ( The Kingdom ) adlı Danimarka yapımı film serisiyle, bir anlamda David Lynch’in “İkiz Tepeler” dizisine Avrupa saflarından cevap veren Trier, 2000 yılı içerisinde çektiği “Salaklar” ( The Idiots ) ile çevreden gelecek tepkilere karşılık salak taklidi yaparak özgürce hareket eden gençlerin yaşamını konu aldı. Özellikle çıplak sahneleri itibariyle, “Dalgaları Aşmak”tan sonraki ikinci büyük muhafazakar tepkiyle karşılaşan yönetmen, aynı yıl içerisinde, “Karanlıkta Dans” ( Dancer in the Dark ) adlı müzikal filme imza attı.
Başrollerinde Björk ve Catherine Deneuve gibi iki ünlü ismin yer aldığı filmde, Selma adlı kör bir fabrika işçisinin fantastik iç dünyası konu alınıyordu. Ünlü oyuncuları, yapay ışık ve efekt kullanımıyla, daha önceki çizgisinden büyük bir sapma gösteren Lars Von Trier’in şu andaki hedefi, hayatının en büyük projesi olarak gördüğü “Dimension” adlı filmi bitirebilmek.
Filmografi
Oyuncu
Lars Von Trier'den Beş Engel · De fem benspænd (2003)
Diğer
Okul Yıllarım/ERIK NIETZSCHE DE UNGE ÅR · Erık Nıetzsche De Unge Ar (2007) Senaryo
Emret Patronum · Direktøren for det hele (2006) Yönetmen
Manderlay (2005) Yönetmen
Sevgili Wendy · Dear Wendy (2005) Senaryo
Dogville (2003) Yönetmen
Lars Von Trier'den Beş Engel · De fem benspænd (2003) Yönetmen
Karanlıkta Dans · Dancer in the Dark (2000) Senaryo
Geri Zekalılar · The Idiots (1998) Görüntü yönetmeni
Dalgaları Aşmak · Breaking The Waves (1996) Yönetmen
Avrupa · Europa (1991) Yönetmen
sinema.com
bigglook.com
wikipedia.org

"senin yolculuğuna katılamam
ben sadece bir konuğum"
T. Angelopoulos
|

24-03-2008, 14:21
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,076
|
|
Dogville, Manderlay, Lars Von Trier'den Beş Engel'ini izledim bu yönetmenin. Karanlıkta Dans'ınıysa hep erteledim, nedense.
"İyi bir film ayakkabının içinde kalmış bir taşa benzer" demiş; yani kurtulamadığınız ve rahatsız edici hep belleğinizi kurcalayan bir yaratıdır. Dogville'yi sitede konuşmuştuk, yarıda mı kaldı çok mu konuştuk bilemeyeceğim ama, rahatsız edici olduğu, bilinci hareketlendirdiği, adeta felsefî ve edebî bir yazılı eser kadar tesirli olduğunu söyleyebilir. Bunu film dili gibi kısıtlı görünen bir alanda yapmak nicedir, nasıl bir yetenektir hayranlık uyandırıyor. Nudist/naturalist manifestosunda, teknik açıdan çok eleştirilen, film temalarıyla çok yerilen bu yönetmenin ustalığı sanıyorum gelecek yüz yıllarda anlaşabilecektir, tüm gerçek sanatçıların konduğu yere konarak. Başarılı edebî eserlerin dahi filme aktarıldığında ticari bir başarıyla, enetelektüel başarısızlığı arasındaki farkı görebiliyoruz misallerinden çokca. Trier'in sinema dilini aşmış dehası önünde saygıyla eğilmek kalıyor bizlere.
Dogville forumuna da göz atmanızı dilerim Samathana, katılımlarınız olursa da ayrıca mutlu olacağım.
http://www.anarsist.org/film-arsivi/...le/sayfa2.html (Dogville)
|

26-03-2008, 01:13
|
 |
edilgen
|
|
Üyelik Tarihi: 31-10-2007
Nerden: İstanbul (?)
Mesajlar: 307
|
|
Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı
|
Dogville'yi hala raftan alıp izleyemedim. İzleme şerefine nail olduktan sonra katılımı mı gerçekleştirebileceğimi umuyorum.
__________________
"senin yolculuğuna katılamam
ben sadece bir konuğum"
T. Angelopoulos
|

04-05-2008, 00:29
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-04-2008
Mesajlar: 8
|
|
çıta
aslında başka bi yazının konusu da olabilirdi,kısmet lars abiye imiş.
imdii..insanların yaşadığımız dünyasında bi çıta var.biraz yüksekçe bi çıta bu..sanat spor siyaset....felsefe sosyoloji,bilumum loji...alanlarında bu çıta var,mukim....
Bahsi geçen alanlarda ve dahasında ,farkında olsun ya da olmasın-ki çoğunluk farkında -alanların muteber şahsiyetleri ,o çıtayı aşmaya çalışırlar...
Zıpla babam zıpla.çok farklı saiklerle bu zıplama işi motive edilir.bütün bi felsefe tarihi de buna arana cevaplar toplamıdır desek yeridir.
leonardo çıtayı fena halde aşanlardandır...nba basketbolcusu m jordon da baya sıçramış zatlardan..
İbrahim tatlıses de kendi alanında o çıtayı aşıvermiş işte..
marks toplumsal olarak çıtayı aşmakla kalmayıp ortalığı dağıtmıştır.
şarlo sinemanın çıta konusundaki zirvelerindendir
Yazıyı isimlere boğmayalım.Bu aşma mevzuunda Lars abi de o çıtayı aştı.Öyle.
Yerin dibine de batırabilirsiniz,göklere de çıkarabilirsiniz.Hiç farketmez ...Uçak korkusu olan bu adam fena uçmuş,altında birçok çıta bırakarak..
|

05-05-2008, 19:04
|
 |
Lizard King
|
|
Üyelik Tarihi: 16-01-2008
Mesajlar: 70
|
|
Alıntı:
zays34´isimli arızadan alıntı
aslında başka bi yazının konusu da olabilirdi,kısmet lars abiye imiş.
imdii..insanların yaşadığımız dünyasında bi çıta var.biraz yüksekçe bi çıta bu..sanat spor siyaset....felsefe sosyoloji,bilumum loji...alanlarında bu çıta var,mukim....
Bahsi geçen alanlarda ve dahasında ,farkında olsun ya da olmasın-ki çoğunluk farkında -alanların muteber şahsiyetleri ,o çıtayı aşmaya çalışırlar...
Zıpla babam zıpla.çok farklı saiklerle bu zıplama işi motive edilir.bütün bi felsefe tarihi de buna arana cevaplar toplamıdır desek yeridir.
leonardo çıtayı fena halde aşanlardandır...nba basketbolcusu m jordon da baya sıçramış zatlardan..
İbrahim tatlıses de kendi alanında o çıtayı aşıvermiş işte..
marks toplumsal olarak çıtayı aşmakla kalmayıp ortalığı dağıtmıştır.
şarlo sinemanın çıta konusundaki zirvelerindendir
Yazıyı isimlere boğmayalım.Bu aşma mevzuunda Lars abi de o çıtayı aştı.Öyle.
Yerin dibine de batırabilirsiniz,göklere de çıkarabilirsiniz.Hiç farketmez ...Uçak korkusu olan bu adam fena uçmuş,altında birçok çıta bırakarak..
|
İlk duvarı yapan insan, çıta sözcüğünü de yarattı.Ölümlü dünyada her şeyin bir sınırı vardı artık.Cennetten kovulan insanın dünyayı cennete çevirme psikolojisi artık ters tepiyordu.
Dünyada cennetin en ufak bir yansıması bile yoktu.Ancak zulümün, baskının ve kara düzenin parçaları yayılıyordu her tarafa.İnsan iyiyle kötüyü içinde barındıran ama hep kötüye meyleden bir yaratıktı.
Sinema, edebiyat, sanat... Bütün bunlar hücreyi güzelleştirmek için ürettiğimiz yapaylıklardır aslında. Dünya bir taş kadar katıdır, keza insanlar da öyledir.
Onlara gelecekten, ideallerden bir bahsetme hatasını yap hele, evindeki beylik tabancasını alıp vuracaktır seni, sen onun için hayatını ortaya koyarken.
Kimse kimseyi kurtarmasın
İnsanlar insanlara aldanmasın
Kötünün topraklarında, iyiler vurulmasın.
Kapitalist günah çıkarma gecelerinde We are the World'ü söyleyeriz rahiplere günah çıkartan günahkar insanlar gibi...
Bütün iyiniyet sözcüklerim ve bundan önceki paragrafım, hepsi bir oyundur, inanmayın.
Siz siz olun, rahiplere günah çıkartmayın. 
__________________
Are there any queers in the theater tonight?
Get them up against the wall!
There's one in the spotlight, he don't look right to me,
Get him up against the wall!
That one looks Jewish!
And that one's a coon!
Who let all of this riff-raff into the room?
There's one smoking a joint,
And another with spots!
If I had my way,
I'd have all of you shot!
|

05-05-2008, 23:29
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-04-2008
Mesajlar: 8
|
|
çıta mı yüksek kuyu mu derin
biri konuşuyo,rahip kürsüsünden;Escher 'in varlığını ispat ettiği yanılsama kulelerinden;tersini inkar ederek...
Boz bulanık sular...
Benim de bi uçurtmam var nasılsa;kuyruklu kuyruklu,ipleri jiletlerle dolu  aha çok kan aksın diye,göklerden yağmur gibi...
Olmaz ama,çocuksu oyunların hayata dönüp ibneleşmesi gibi,bozulur,olmaz...Şarıl şarıl kan akmaz...Sikerim yağmurun tazeliğini,kan lazım,ama yağmaz..
Eh geriye kalır yüzleşmeler..GÜNAHlarla değil,günahları taşıyan bedenle...
Ooolum bu yol çok zor(imkansızlığı yok eden kapı sadece bir kere açılıyor(aşiran perdesini aralayan parmağın deviniminde(bir ney sesi geliyor,salt boşluktan(yok bu ucuz gizem-metafizik orospuluk deeil(var orda-ordan)))))
Götü yiyen yüzleşsin,inkar etsin..Ben ediyorum..Aha burada ve şu anda.
YAŞASIN HAİNLER....YAŞASIN İHANET HAKKI...
isyan(küçük küçük harfli isyan), isyan diye bu kalmışsa ,adamın kralı,kralı vurmak isteyen muhafız olur...
Bu lars var ya,götün tekidir.En büyük DOGMA'lara ihanet etmiştir.
Kalemi tutan tarihi yazar
Kamerayı tutan tarihi bitirir
Ben filim çeksem,ilkinin adı:
YAĞ SATARIM BAL SATARIM USTAM ÖLDÜ BEN SATARIM olur..
ikincisinin adı,
GÖT olur..
üçüncüsünün adı,
KUSMUK olur
Bu üçlemeye de İHANETE SAYGI ÇEŞİTLEMELERİ derim
Büyük BACH'a da saygılarımı sunarım(kilise de org çalarken.....
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 misafir)
|
|
|
| Konu Araçları |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:24 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|