Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Biyografiler


Cesare Pavese

Biyografiler içerisinde Cesare Pavese konusu: ...

Cevap
 
LinkBack Konu Araçları Stil
 
Alt 05-03-2008, 13:19
ESHQUIA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ESHQUIA ESHQUIA şuanda  aktiftir.
M€M€ÑTØ MØRI
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,423
Blog Başlıkları: 1
Standart Cesare Pavese



Cesare Pavese 9 Eylül 1908'de Torino yakınlarındaki Santo Stefano Belbo köyünde doğdu. Torino adliyesinde küçük bir memur olan babası köylü bir aileden geliyordu. Pavese ailesi yaz aylarını Santo Stefano Belbo'daki çiftliklerinde geçirdiği için bu köy ve çevresindeki kırlar, tepeler Cesare Pavese'nin ilk şiirlerine tükenmez bir esin kaynağı oldu. Olgunluk döneminin en başarılı romanı olanla luna e i falo (Ay ve Şenlik Ateşleri) da gene bu çevrenin anıları ile beslenerek yazıldı.
1914 yılında, Cesare daha altı yaşındayken, babası beyin kanserinden ölünce, aile için oldukça güç bir dönem başladı. Cesare ile ablası Manayı yetiştirme sorumluluğunu yüklenen anneleri bütün aileyi etkileyen yas havasını dağıtacak olanaktan bulamadı. Hele geçim sıkıntısı yüzünden 1918'de Santo Stefano Belbo'daki çiftlik de satılınca, Cesare köydeki arkadaşlarından ve çok sevdiği kırlardan ve tepelerden uzaklaşmış oldu.
Torino'da "Trompetta" ilkokulundan sonra Liceo d'Azaglio'da orta öğrenimini tamamlayan Pavese daha o yıllarda yalnızlıktan hoşlanan, içedönük bir çocuktu. Lisedeyken tek yakın arkadaşı Boraldi'nin mutsuz bir aşk serüveninden sonra intihar etmesi, gene aynı günlerde yaşıtlarından başka bir öğrencinin kendini öldürmesi Paveseyiçok etkiledi ve onda intihar düşüncesinin bir saplantı haline gelmesine yol açtı.
Pavese Torino Üniversitesi'nde edebiyat okudu ve düşünce özgürlüğünün sözcüleri olarak gördüğü İngiliz ve Amerikan yazarlarına büyük bir ilgi duymaya başladı. Bitirme tezi olarak Walt Whitman'ın şiirlerini seçen Pavese bu konuda parlak bir çalışma yaparak yüksek öğrenimini tamamladı.

Üniversiteden sonra bir yandan eski okulu Liceo D'azaglio'da edebiyat ve dil dersleri vermeye, bir yandan da şiir yazmaya başladı. İngiliz ve Amerikan yazarları ile ilgili yazılarının La Culturadergisinde yayımlanması da gene bu döneme rastlar. Pavese bu yazılarının yanı sıra Melville, Faulkner, Shenvood Anderson, Defoe, Dickens, Gertrude Stein, James Joyce ve Dos Passos gibi yazarların romanlarını çevirerek İtalyan edebiyat dünyası için yepyeni ufukların açılmasına yardım etti.
1933 yılında Pavese'nin arkadaşı Giulio Einaudiyeni bir yayınevi kurdu ve Paveseye bu yayınevinde önemü bir görev verdi. Torino o yıllarda gittikçe güçlenen Faşizme karşı direnen aydınların merkezi durumundaydı. Ekonomi ve politika konularında uzman olan Einaudi bu konularla ilgili kitaplar yayımlıyor, Pavese'nin özgürlük ve demokrasi ilkelerini dile getiren çevirileri de bu tutumu destekleyen yayınlar olarak büyük ilgi görüyordu. 13 Mayıs 1935 günü evinde yapılan bir arama sonunda Pavese'nin bazı kitap ve yazılarına el kondu. Pavese, Einaudi Yayınevi ve La Culturadergisinin öbür sorumluları ile birlikte anti-faşist çalışmaları ileri sürülerek tutuklandı ve Brancaleone'de bir yıl hapse mahkûm edildi. Brancaleone'deki bir yıllık yaşantısını II Carcçra (Hapis) romanında malzeme olarak kullanan Pavese 1936'da serbest bırakılınca, yeniden Einaudi Yayınevi'ndeki işinin başına döndü; şiir, hikâye ve roman yazmaya devam etti.
Bu arada genç yazarı yeni bir dramın kahramanı olarak görüyoruz. Üniversitedeki son yılında Pavese ilk gerçek sevgilisi olan genç kula tanışmıştı. Bu kızın adını herkesten gizli tutmuş, Lavorare Stanca'daki şiirlerinde ondan sadece "kısık sesli kız" ("la donna dalla voce rauca") diye söz etmişti. Pavese'nin arkadaşı ve hayat hikâyesinin yazan Davide Lajolo, Pavese'nin bu kızı tanıdıktan sonra bambaşka bir insan olduğunu, aşağılık duygusundan ve içedönüklükten kurtularak mutluluğa kavuştuğunu söyler. Beş yıl süren bu aşk ilişkisi 1936'da, beklenmedik bir anda birdenbire sona erdi. Kısık sesli kızın "Pavese iyi şiir yazabilir, ama bir kadınla birlikte olduğu zaman hiç de başarılı değil," sözleri Paveseyi uzun süre etkisinden kurtulamayacağı bir hayal kırıklığına sürükledi. Bu yüzden Paveseyi bu dönemde büyük bir karamsarlık içinde, sık sık intihan düşünen, kadınlardan nefret eden ve tek avuntuyu sanatında bulan bir insan olarak görüyoruz.
Savaş yıllarında Pavese Einaudi Yayınevi'ndeki işine devam etti.

Bir ara aynı yayınevinin Roma'daki bürosunda çalıştıysa da, Roma’ya yapılan hava akınları yüzünden Torinoya dönmek zorunda kaldı. 1943 yılında askerlik görevine çağrılan Pavese astımlı olduğu için bir iki ay geçmeden çürüğe çıkarıldı. 1940 yılında Pavese'nin hayatında yeni bir etkinin varlığını duyarız. Bu daha önce öğrencisi olan Femanda Pivano adlı bir genç kızdır. Pavese genç kıza 1940'ta evlenme teklifinde bulunur, fakat genç kız aralarındaki ilişkinin arkadaşlıktan öteye gitmemesinde direnir. Birbirlerini yıllarca hemen hemen her gün görmelerine rağmen, Pavese'nin 1945'teki ikinci evlenme teklifi de sonuçsız kalır. Pavese yeniden yalnızlığına ve romanlarına döner.
1950 yılının başlangıcında Pavese yazarlık hayatının doruğuna erişmiş gibidir. Ne varki, ne eleştirmenlerin övgüleri, ne de İtalya'nın en önemli edebiyat ödülü Strega'nm Tra Donne Sole (Yalnız Kadınlar Arasında) adlı romanına verilmesi Pavese'nin kişisel hayatındaki bunalımı önleyebildi. Pavese o günlerde, İtalya'ya film çevirmeye gelen Constance Datvling adlı Amerikalı bir sinema oyuncusuna aşık olmuştu. Bu büyük tutkuyla yeniden değişmiş, utangaçlığını ve çalışmalarını bir yana bırakarak Constance Dayvling'le Romaya, dağlara ve deniz kıyısındaki tatil kasabalarına gitmiştir. Büyük bir mutluk içinde arkadaşlarına yakında evleneceğinden söz etmeye başlamıştı. Fakat gene hiç beklenmedik bir anda, Strega Ödülü'nü aldığını öğrendiği sırada, Constance Dawling'in de kendisini terk edip Amerika'ya gittiğini duydu.
Pavese için artık her şey bitmişti. Onu hayata bağlayan hiçbir şey kalmamış gibiydi. Gittikçe artan bir yoğunlukla yeniden intiharı düşünmeye başladı. Bu saplantının ortaya çıkmasında Pavese'nin büyük bir hayranlık duyduğu Amerikalı yazar ve eleştirmen T. O. Mathiessen'in 1950 Nisan'ında intihar etmesinin de büyük payı vardı. Pavese bir uyurgezer gibi Romaya Strega Ödülü'nü almaya gitti. Sonra Torino’ya dönüp bu günlüğün dışındaki bütün özel kâğıtlarını yok etti ve 26 Ağustos 1950 günü küçük bir otelde uyku hapı alarak intihar etti.

Yaşama Uğraşı'ndan Sf.7-8-9
Çeviren: Cevat Çapan
E Yayınları
Naçizane Scan eden: Şahsım

Yaşama Uğraşı, Pavese'nin ölümünden sonra arkadaşları tarafından yayımlanan güncelerinin bir derlemesidir. Bu derlemede sonuca giden nedenler sıralanmıştır. Pavese, şu satırları düşer günlüğüne:
“Gizlice en çok korkulan şey hep gerçekleşir sonunda.
Yazıyorum: Ey, Sen, acı.
Peki sonra? Bütün gerekli olan, biraz cesaret. Acı ne kadar ortaya çıkar ve kesinleşirse, yaşam içgüdüsü o kadar ağır basıyor ve intihar düşüncesi zayıflıyor.
Kolay sanmıştım ilk düşündüğümde. Zayıf kadınlar yapmıştı bu işi. Alçakgönüllülük istiyor, kendini beğenmişlik değil. Tiksiniyorum bütün bunlardan.
Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım.
Ve günlük burada son bulur.


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Alıntı ile Cevapla
  #1 (permalink)  
Alt 06-03-2008, 01:03
Okyanus Cini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ŞU ÖTESİ
 
Üyelik Tarihi: 25-09-2007
Nerden: Okyanus
Mesajlar: 114
Standart

ÖLÜM GELECEK VE SENİN GÖZLERİNLE BAKACAK

Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak -
sabahtan akşama dek, uykusuz,
sağır, eski bir pişmanlık
ya da anlamsız bir ayıp gibi
ardını bırakmayan bu ölüm.
Bir boş söz, bir kesik çığlık,
bir sessizlik olacak gözlerin:
Böyle görünür her sabah
yalnız senin üzerinde
kıvrımlar yansıtırken aynada.
Hangi gün, ey sevgili umut,
bizler de öğreneceğiz senin
yaşam olduğunu, hiçlik olduğunu.

Herkese bir bakışı var ölümün.
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.
Bir ayıba son verir gibi olacak,
belirmesini görür gibi
aynada ölü bir yüzün,
dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.
O derin burgaca ineceğiz sessizce.
Cesare PAVESE
__________________
Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.MEVLANA
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 06-03-2008, 01:05
Okyanus Cini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ŞU ÖTESİ
 
Üyelik Tarihi: 25-09-2007
Nerden: Okyanus
Mesajlar: 114
Standart

Yalnızlığa Düşkünlük

Akşam yemeği yiyorum biraz, aydınlık pencerede.
Oda kararmış gökyüzü görünüyor. Dışarı çıkınca
geniş kırlığa götürür dingin yollar az sonra.
Göğe bakıyor ve yiyorum -kimbilir şimdi
kaç kadın yemek yiyordur- gövdem dingin;
sersemleştiriyor gövdemi iş ve her kadın.
Dışarıda akşam yemeğinden sonra, yıldızlar gelip
geniş ovanın toprağına dokuncaklar. Yıldızlar
canlı, değersiz ama bu bir başına yediğim kirazlar.
Göğü görüyorum. Biliyorum ama paslı çatıların
arasında parıldayan ışıkları ve altında yapılan
gürültüleri. Koca bir yudumla bitkilerin ve ırmakların
tadını alıyor kendini her şeyden ayrı duyan gövdem.
Biraz sessizlik yetiyor, her varlık kendi gerçek
yerinde duruyor, gövdemin duruşu gibi.
Sessizliğin uğultusunu dağıtmaksızın benimseyen
duygularımın önünde her varlık yalıtılmış.
Damarlardan geçen kanımı bildiğim gibi
her varlığı karanlıkta bilebilirim.
Tüm varlıkların akşam yemeği, koca bir suyun
otların arasında aktığı yerdir ova.
Kımıltısız yaşıyor her bitki ve her taş.
Bu ova üzerinde yaşayan her varlığın damarlarını,
beni besleyen besinleri dinliyorum.
Cesare PAVESE
__________________
Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.MEVLANA
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 06-03-2008, 01:06
Okyanus Cini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ŞU ÖTESİ
 
Üyelik Tarihi: 25-09-2007
Nerden: Okyanus
Mesajlar: 114
Standart

Uyuyan Dost

Uyuyan dosta ne diyeceğiz bu gece?
O tüyler ürpertici acının en dirençsiz
sözcüğü geliyor dudaklarımıza.
Uysalca konuşacağız onun sözetmeyen
yararsız dudaklarına bakıp
Her akşam aldırışsız ve capcanlı beliren
o eski ağrının yüzü olacak gece.
Acı çekecek bir can gibi, karanlıkta suskun
o eski sessizlik. Uysalca soluyan
geceye konuşacağız.
Varlıkları ölü sessizliğe karşı belirleyerek
apansız gelen tan ağırtısının tedirginliğinde
ve varlıkların ötesinde karanlıta
anların ardınca damladığını duyacağız.
Yararsız ışık ortaya çıkaracak günün
sancılanan yüzünü. Susacak anlar ve
varlıklar konuşacak uysalca
Cesare PAVESE
__________________
Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.MEVLANA
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 06-03-2008, 01:08
Okyanus Cini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ŞU ÖTESİ
 
Üyelik Tarihi: 25-09-2007
Nerden: Okyanus
Mesajlar: 114
Standart

Güney Denizleri

Sessizce yürüyoruz tepenin yamacında bir akşam.
Alacakaranlığın yoğunlaşan loşluğunda amcamın oğlu
suskun, yanık yüzlü, dingin davranışlı, beyaz giysili
bir dev sanki. Suskunluk bizim erdemimiz.
Atalarımızdan biri iyice yanlız kalmış olmalı
- aptalların arasında bir büyük adam ya da
zavallı bir deli - bize bunca sessizliği öğretebilmek için.

Amcamın oğlu konuştu bu akşam. Kendisi ile çıkıp
çıkmayacağımı sordu. Torinonun uzak fenerinin
yanması seçiliyor duru gecelerde tepeden.
Sen ki Torinoda oturuyorsun dedi bana
`.....Ama haklısın. Yaşam doğduğun yerden
uzakta sürüp geçer. Yayarlanıp tadını çıkardıktan
sonra benim gibi kırk yaşında döndüğünde
herşeyi yepyeni bulursun. Langhe ise yitip gitmiyor`
Bütün bunları bana İtalyanca söylemiyordu. Ağır
konuştuğu yerel ağız şu tepenin taşları gibi kupkuru.
Yirmi yılın başka dilleri ve denizleri de
etkileyememiş onu. Yürüyor, yorgun köylülerde gördüğüm
yoğun bakışlarıyla yokuşa doğru.
Cesare PAVESE
__________________
Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.MEVLANA
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 06-03-2008, 01:09
Okyanus Cini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ŞU ÖTESİ
 
Üyelik Tarihi: 25-09-2007
Nerden: Okyanus
Mesajlar: 114
Standart

Kaldırım Çiçeği

Nasılsa kaldırımda bitmiş bir çiçeğim,
Nasılsa kaldirimda bitmis bir çiçek o

Tozlari, sesten, ilgisizlikten bunaldigim bir gün
Tuttum aşık oluverdim

Ben kaldırımın bir ucunda,
Tâ öteki ucunda o

Cesare PAVESE
__________________
Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.MEVLANA
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 06-03-2008, 01:10
Okyanus Cini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ŞU ÖTESİ
 
Üyelik Tarihi: 25-09-2007
Nerden: Okyanus
Mesajlar: 114
Standart

Karanlığa

Karanlığa ve diri serinliğe gömülü alandaki bahçe.
Gecenin karanlığında devliğini yitiriyor
yüzlerinin arasından ışıklar sızan evler.
Geçmiş göklerin derinliğinde, yıldızlar arasında
ürkünç çöl. Büyük ve parıltılı ateş sağırlaşıyor
ulaşarak bu karanlığa. Sessizliktir burası,
bir gömütlüğün koca kımıltısızlığı
Gürültüler ve ışıklar
ağaçların ötesindeki uzaklığa ulaşıyor.
Capcanlı ışıklar fışkırıyor karanlığın içinden,
uluyor kendinden geçmiş sevinçli sesler
o üzünçlü ayrılışta.
Boğuk ulaşıyorlar dipsiz karanlıkta ölmeye
yine delicesine yaşama aşkıyla
solgun intiharlar gibi.
Dinlemek geçmiş tutkuları,
yürekte ve gecede tırmanışlarını
toprağın ıpıslak kokusu üzerinde.
İsteğin tanınmadık bir bitkisi
sessizliğin ve karanlığın göğünde kapalı.
Karanlıkta ateşin göverişi
ağaçların arasında kanayan o kızıl ışık gibi
Cesare PAVESE
__________________
Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.MEVLANA
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 29-05-2008, 12:22
Theatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 30-04-2008
Yaş: 25
Mesajlar: 105
Standart

"insan kendini bir kadina duydugu aşk yuzunden oldurmez.
ask (her turlu ask) bizi tum ciplakligimiz, sefilligimiz, duskunlugumuz ve hicligimizle aciga vurdugu icin oldurur."
cesare pavese.
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 29-05-2008, 15:08
piaaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gulyabani
 
Üyelik Tarihi: 12-04-2008
Nerden: istanbul
Yaş: 18
Mesajlar: 161
Standart

gerçekten etkileyiciymiş...
__________________
Ben bir yalancıyım ama sadece gerçekleri anlatıyorum...
Alıntı ile Cevapla
Cevap

Etiketler
cesare pavese, cesare, pavese


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Stil


Benzer Konular
Konu Article Starter Kategori Cevaplar Son Mesaj
Cesare Pavese: Yaşama Uğraşı'ndan akeboshi Edebi Mevzular 1 02-04-2008 20:33


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:21 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org