Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Biyografiler


Yannis Ritsos

Biyografiler içerisinde Yannis Ritsos konusu: (1 Mayıs 1909 - 12 Kasım 1990) Yunan şair. Peloponez yarımadasında Monemvasia’da doğdu. Ritsos liseyi bitirdikten sonra, on yedi yaşında Atina’ya gitti. Daha sonra yüksek öğrenimden vazgeçti. 1927–1931 yıllarını verem ...

Cevap
 
LinkBack Konu Araçları Stil
 
Alt 26-02-2008, 21:41
samathana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
samathana samathana isimli Üye şimdilik offline konumundadır
edilgen
 
Üyelik Tarihi: 31-10-2007
Nerden: İstanbul (?)
Mesajlar: 306
Standart Yannis Ritsos

(1 Mayıs 1909 - 12 Kasım 1990) Yunan şair.
Peloponez yarımadasında Monemvasia’da doğdu. Ritsos liseyi bitirdikten sonra, on yedi yaşında Atina’ya gitti. Daha sonra yüksek öğrenimden vazgeçti. 1927–1931 yıllarını verem hastalığı nedeniyle bir sanatoryumda geçirdi. İlk şiirlerini bu dönemde yayımlamaya başladı. 1931′te komünist gruplara katıldı, bu şiirinin doğrultusunu çizdi; ilk şiirlerinde burjuva karşıtı devrimci sanatçıların çizgisini izledi. Trakter (1934, Traktör) adlı, Sovyetler Birliği’nde sosyalist düzeni ele aldığı ve teknik temasını da Yunan şiirine sokan ilk kitabında, nihilizme karşı tavır aldı. Epitaphios (Yazıt-Mezar Yazıtı) (1936) adlı kitabı Atina’da Zeus tapınağında, faşist cunta yönetimi tarafından törenle yakıldı. 1948-1952 yılları arasında Lemnos, Makronissos ve Ayios Istratis adalarında sürgün olarak yaşadı.1967 yılında da yönetimi ele geçiren cunta tarafından birçok başka yazar ve sanatçı ile birlikte tutuklanarak Leros adasına gönderildi. 1968 yılında hastalığının ilerlemesi üzerine karısı ve kızı ile Sisam Adasında yaşamasına, uluslar arası ünlü sanatçı ve aydınların baskısı sonunda da 1970’de Atina’ya dönmesine izin verildi.
Ayışığı Sonatı (1956) adlı kitabıyla Ulusal Şiir Ödülü’nü, 1976′da Etna-Taormina Şiir Ödülünü ve pek çok uluslararası ödülü kazandı. Ritsos’un otuzdan çok kitabı yayınlanmıştır. Ritsos 1977 Lenin Uluslararası Barış Ödülü’nü almıştır
Ritsos, metaforlarla örülü şiirlerinde, Yunanistan coğrafyasını arka plana alarak, yurtseverlik duygularını işledi. İnsanın günlük yaşamdaki durumuna yaklaşımı, nesnelere duyduğu ilgi, ayrıntıları bütün yalınlığıyla yansıttığı kısa şiirlerinde iyice belirginleşir.
Şiirleri 80 kadar dile çevrilmiş ve milyonlarca insana ulaşmıştır.
Cevat Çapan şöyle anlatır şairi: Ay ışığında; açık bırakılmış bir pencereden de girebilirsiniz Ritsos şiirine; toplama kampı olarak kullanılan adalardaki tel örgülerin boşluklarından da. İlk baştasessiz, ıssız bir boşlukta bulursunuz kendinizi. Çünkü şair “yalın şeylerin arkasına” gizliyordur kendisini, onu bulabilmemiz için:

“beni bulamazsan, eşyayı bulacaksın,
elinin dokunduğu şeylere dokunacaksın,
parmak izlerimiz karışacak birbirine”
….

Türkçeye Çevrilen Eserleri:

• Alışkanlıklar Da Değişir
• Umarsız Penelope
• Yaşlı Kadınlar ve Deniz
• Helena ve Nöbetçi
• Boyun Eğmeyen Ülke
• Graganda
• Erotika
• Dikkatli Ariostos (Anlatı/Roman)
• Seçme Şiirler
• Tüm Şiirleri
• Ölü Ev

Şiirlerinde Yunan toprağının özeliklerini yalın ve çarpıcı bir dille yansıtmaya çalışan Ritsos’un koşuk tekniğinde özelikle uzun dizelerden ve birbirini izleyen imgelerin birikiminden yararlandığı görülür. Ayrıca Whitman’ dan, Seferis2in Eliot çevirilerinden ve Kavafis’in şiirlerindeki gündelik konuşma dilinden etkilendiği de söylenebilir.


Kaynakça:
Nedir-Mitoloji-Felsefe-Edebiyat


"senin yolculuğuna katılamam
ben sadece bir konuğum"
T. Angelopoulos
Alıntı ile Cevapla
  #1 (permalink)  
Alt 26-02-2008, 21:44
samathana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
edilgen
 
Üyelik Tarihi: 31-10-2007
Nerden: İstanbul (?)
Mesajlar: 306
Standart

youtube'den "barış" adlı şiirini eklemek de istemiştim ama beceremedim
__________________
"senin yolculuğuna katılamam
ben sadece bir konuğum"
T. Angelopoulos
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 26-02-2008, 21:51
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 25-09-2007
Nerden: Okyanus
Mesajlar: 114
Standart

Sevgili samathana siir cok guzel...
senin icin ekliyorum "Baris"i


Konu Okyanus Cini tarafından (26-02-2008 Saat 22:08 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 26-02-2008, 21:54
samathana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
edilgen
 
Üyelik Tarihi: 31-10-2007
Nerden: İstanbul (?)
Mesajlar: 306
Standart

Okyanus Cini teşekkürler ama ben Rutkay Aziz'in seslendirme yapmış olduğu bir tane vardı onu eklemek istemiştim. Bu seslendirme cidden çok kötü. Eğer mümkünse değiştirebilsen...
__________________
"senin yolculuğuna katılamam
ben sadece bir konuğum"
T. Angelopoulos
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 26-02-2008, 22:35
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 25-09-2007
Nerden: Okyanus
Mesajlar: 114
Standart

DEĞİŞMELER

Pulluğu tarlaya götürdüler,
Tarlayı eve getirdiler-
Bitmeyen bir değiş tokuş başlamıştı
Eşyanın anlamını belirleyen.


Kadın kırlangıçlarla yer değiştirdi,
saçaktaki kırlangıç yuvasına oturdu ve şakıdı.
Kırlangıç kadının gergefinin başına geçti
ve yıldızlar, kuşlar, çiçekler ve yelkenliler işledi.

Ağzının ne kadar güzel olduğunu bilseydin
görmeyeyim diye gözlerimi öperdin





KAPININ ÖNÜNDE

Kapıyı çalmak üzereydi. Vazgeçti. Orada
durdu.
Acaba gitse miydi? Ama nasıl? Ya birden
kapı açılırsa?
Üst katın penceresinden gören olursa?
Bir bardak su dökmeye, cıgara izmaritlerini,
solmuş çiçeklerini ya da iki gün önceki mektubunu
yırtıp atarlarsa? Hava karardı.
Ne giren çıkan vardı, ne de açılan bir pencere.
Ev terkedilmişti. Merdiveni aydınlatan bir ışık
bile yoktu.
Artık seçebiliyordu yerdeki iki paslı çatalı,
yığılan maden suyu şişelerini, boş kartuşları
ve bunların yanında duran kendi yüzünün tıpkısı
bir sarı maskeyi.

3 ocak 1972, Atina





BELKİ BİR GÜN

Sana bu pembe bulutları göstermek istiyorum gecede.
Ama görmüyorsun. Gece olmuş -insan neyi görebilir ki?

Artık senin gözlerinle görmekten öte bir seçeneğim yok,
diyor,
demek ki yalnız değilim, yalnız değilsin. Gerçekten de
bir şey yok sana gösterdiğim yerde.

Sadece bir araya gelmiş yıldızlar, yorgun,
bir kır eğlencesinden kamyonla dönen insanlar gibi,
hayal kırıklığına uğramış, aç, hiç biri türkü söylemeyen,
terli avuçlarında ezik yaban çiçekleri.

Ama ben direteceğim, diyor, görmekte ve sana göstermekte
çünkü sen görmezsen, sanki ben de görmemiş olacağım-
hiç değilse senin gözlerinle görmemekte direteceğim-
ve belki bir gün buluşacağız başka yönlerden gelip.




GÖRÜLMEMİŞ BİR ÇİÇEK AÇMA

Haykırmak istiyordu
Daha fazla dayanamayacaktı.
Sesini duyabilecek kimse yoktu orada;
Kimse duymak istemiyordu.
Kendisi de korkuyordu sesinden,
İçinde boğuyordu sesini.
Patlamak üzereydi susuşu.
Birden,
Havaya uçtu gövdesinin parçaları.
Özenle, sessizce toplayacaktı bu parçaları,
Hepsini bir bir yerlerine yerleştirecekti
Delikleri kapamak için.
Ve rast gele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa, onları da toplayacak,
Kendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine yapıştıracaktı
Böyleydi,
Delik deşik,
Görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu işte.





KIZKARDEŞİMİN TÜRKÜSÜ

Göklere inanırdım eskiden
ama sen, denizlerin
derinliğini gösterdin bana,
ölü kentleri,
unutulmuş ormanları,
boğulmuş gürültüleriyle.

Gök, şimdi yaralı bir martı,
süzüldü denize.
Sana kargaşalığın üzerindeki
prüyü kurmaya çalışan bu el
kırıldı.
Bak bana:
ne kadar çıplak ve suçsuz
duruyorum önünde.
Üşüyorum bacım.
Kim getirecek bize
ellerimizi ısıtacak güneşi?
Susuyorum. Dinliyorum.
Kimseler geçmiyor
gecemizin karanlık sokağından.
Yıldızlar kazaya uğramış
karanlık surların
ucunda sendelerken
koparılıp alınan bir kartalın
paslanmış gözlerinde.
Bağlı ellerin
kapıyor çıkış yolunu.
Yalnız senin sesin
adımlıyor gecenin dehlizini
çarparak taşlara
uzun kılıcını.
Vakit geç, Ölüm geri çeviriyor beni.
Hayat istemiyor.

Ben şimdi nereye gidebilirim ki?





ÜÇLEME

1.Hava kararıncaya dek

Eline almıştı kadının elini. Konuşmuyordu
uzaktan, belki de kendi içinde,
güçlü atışını duyuyordu denizin nabzının.
deniz, çamlar, tepeler eliydi kadının
Ona söylemese bunu, nasıl tutabilirdi o eli?

hava kararıncaya dek kımıldamadılar. Sadece
iki eli de kırık bir heykel vardı ağaçların altında.


2. Bir kadın

O gece; yanına varılmaz o kadın öpmüyor kimseyi
onu öpecek kimse çıkmaz korkusuyla tek başına.

Beş uçlu bir yıldızla gizliyor bir tutam beyaz saçı
ve en güzel kimliğini yadsıması kadar güzel kendisi.


3. Neden bizim suçumuz?

Dikensiz kalkan filizleri dilinin altında,
üzüm çekirdekleri, şeftali lifleri.
Ilıman bir ülke var gölgesinde
kirpiklerinin. Yatıp dinlenebilirim, diyor, sorgusuz.

Peki ne anlama geliyor bu "daha ilerde" sözü?
Neden senin suçun olsun, kuşkusuz, yaprakların
arasında kalman-
güzel, yalın, sıcaklığının altın çizgilerinde?
Ve neden benim suçum gecede ilerlemek,
kendi özgürlüğümde tutsak, diyor, cezalandırılanın
ceza vermesi?

Çeviriler: Cevat Çapan






ACI BİLGİ

Aylak bir adam. Kimi zaman ağlamaklı olur
nedenini bilmeden, nedensiz. Belki yaşlanmaktadır,
Belki de bir yerden gelen müzikten. Bilir:
uyduruk düzeneklerle yapılmaz ev onarımı;
yağmur düşer; dizleri ıslanır;
kitapları, kağıtları sırılsıklam olur. Kör bir kemancı
istasyonda yağmurda dikilir
ve çektiğinde ıslak başını
notalar yerine yağmur damlalarıdır aldığı.

Çev. Bahar Mucuk Alkan




NEREDEYSE EKSİKSİZ

Biliyorsun, ölüm diye bir şey yok, diyor adam kadına.
Biliyorum, evet, artık öldüğüme göre, diyor kadın.
İki gömleğin de ütülendi, çekmecede,
sadece küçük bir gül benim özlediğim.

Çev. Cevat Çapan





YAĞMURDA

Yağmurda yürüyor. Hiç acelesi yok.
Islak parmaklıklar parlıyor. Gizli bir
kızıllıkla kararmış ağaçlar. Ağılın
bir köşesinde eski bir otobüs tekerleği.
Mavi ev alabildiğine daha mavi.
Hiçlik böyle aydınlanıyor demek. Taşlar
düşüyor.
Eller kapanıyor. Boş bir dosya
yüzerek yaklaşıyor nehirde. Ama senin adın
belki de dosyanın öbür yüzündedir.

Çev. Cevat Çapan
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 26-02-2008, 22:36
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 25-09-2007
Nerden: Okyanus
Mesajlar: 114
Standart

BARIŞ

Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.

Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba
elinde yemiş dolu bir sepet;
ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak testi gibi
ter damlalarıyla alnında...
barış budur işte.

Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman
ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,
yangının eritip tükettiği yüreklerde
ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,
ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,
boşa akmadığını bilerek, kanlarının,
barış budur işte.

Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda
yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi
ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.
Barış, açılan bir pencereden, ne zaman olursa olsun
gökyüzünün dolmasıdır içeriye;
gökyüzünün, renklerinden uzaklaşmış çanlarıyla
bayram günlerini çalan gözlerimizde.
Barış budur işte.

Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun
gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
Başaklar uzanıp, ışık! Işık! - diye fısıldarlarken birbirlerine!
Işık taşarken ufkun yalağından.
Barış budur işte.
Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler
Geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü
ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından
cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi;
barış budur işte.

Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de
bir kök olduğu zaman
gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.
Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman
dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardı sıra.
Ve sonunda, hissettiğimiz zaman yeniden
zamanın tüm köşe bucağında acıları kovmak için
ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.
Barış budur işte.

Barış, ışın demetleridir yaz tarlalarında,
iyilik alfabesidir o, dizlerinde şafağın.
Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya
kuracağız demesidir;
ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte.

Ölüm çok az yer tuttuğu için yüreklerde
mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların
şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine
büyük karanfilini alacakaranlığın...
barış budur işte.

Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların
sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.

Ve toprakta derin izler açan sabanların
tek bir sözcüktür yazdıkları:
Barış
Ve bir tren ilerler geleceğe doğru
kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden
buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.
Bu tren, barıştır işte.

Kardeşler, barış içinde ancak
derin derin soluk alır evren.
tüm evren, taşıyarak tüm düşlerini.
Kardeşler, uzatın ellerinizi.
Barış budur işte.

Konu Okyanus Cini tarafından (26-02-2008 Saat 22:47 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:17 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org