Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Biyografiler


Arthur Schopenhauer

Biyografiler içerisinde Arthur Schopenhauer konusu: ---- Arthur Schopenhauer (1788 - 1860) ---- Alman filozof ve düşünür. Felsefe Tarihi nde irrasyonalist ve karamsar olarak bilinir. En ünlü yapıtı henüz 30 yaşına varmadan yayınladığı İstenç ve Tasarım ...

Cevap
 
LinkBack Konu Araçları Stil
 
Alt 04-11-2007, 23:08
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sangre sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
_b/s/en s/b/enim
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 994
Standart Arthur Schopenhauer

---- Arthur Schopenhauer (1788 - 1860) ----

Alman filozof ve düşünür. Felsefe Tarihi nde irrasyonalist ve karamsar olarak bilinir. En ünlü yapıtı henüz 30 yaşına varmadan yayınladığı İstenç ve Tasarım Olarak Dünya dır. Schopenhauer görünen dünyanın ardında yatan esas gerçekliğin İstenç olduğunu ileri sürdü. Schopenhauer e göre bu İstenç akılsız, bilinçsiz bir öze sahipti ve kendisini Fenomenler dünyasında gösteriyordu. Bütün görünenenlerin kaynağıydı. İnsan bedeni de onun eseriydi. Aklın denetimde olmayan bu İstenç insanları parmağında oynatıyor ve geçici tatminlerle veya ulaşılımayan hayallerle, insanı hiçbir zaman dışına çıkamayacağı bir bıkkınlık ve acı döngüsüne sokuyordu . Ona göre anlamsız, boş, acı-dolu, kötü bu hayattan kaçınmanın tek yolu vardı; o da istencimizi öldürmek. Bu onu Hinduizm, Budizm gibi dünyevi bir yaşamdan el çekmeyi ve bir keşiş gibi yaşamayı, başkalarına yardım etmeyi, mutluluğumuzu olabildiğince arttırmayı değil acılarımızı olabildiğince azaltmayı öneren bir yaşam şeklini önermeye yöneltti. Felsefesi aklın (Rasyonalizm) temele oturtulduğu felsefe tarihinde yeni bir bakış açısı anlamına geliyordu ve Psikoloji, Psikanaliz, Müzik, Edebiyat gibi entelektüel ve sanatsal alanlarda büyük etki gösterdi.

Nietzsche üzerinde büyük etkisi olduğu bilinir. Nietzsche kadar öne çıkmamış olmasına rağmen, kendine özgülüğü ve düşünce yapısının çarpıcılığı ile felsefe tarihinde yerini alır. Schopenhauer, tuhaf bir şekilde tedirgin edici bir filozof olarak kendini gösterir. "İstenç ve tasarım olarak dünya" ve "Aşkın metafiziği" gibi yapıtlarıyla tanınır.

Felsefesinin ilkesel bir kavramı irade kavramıdır. Dünyanın özü ve gerçekliği irade iken, fenomenlerden oluşan dünya, tasarımdan başka bir şey değildir. İrade Schopenhauer felsefesinde kendini bir zorunluluk olarak gösterir, ki onun düşüncesindeki kötümserliğin ve karamsarlığın kaynağı da esas olarak budur. İnsan, tamamen kurtulamayacak olsa da istencin/iradenin emrine boyun eğerek acı ve kederden kısmen kurtulabilir. Bu noktada Schopenhauer'in düşüncelerinin belirli ölçüde Doğu felsefelerine yakınlaştığı söylenebilir.


DeKadaN EtKi_!!

/gölge'li_
Alıntı ile Cevapla
  #1 (permalink)  
Alt 04-11-2007, 23:09
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 994
Standart

"als die natur das menschengeschlecht in zwei hälften spaltete, hat sie den schnitt nicht gerade durch die mitte geführt." (doğa, insan türünü ikiye bölerken çizgiyi ortadan çekmemiştir.)..
__________________
DeKadaN EtKi_!!

/gölge'li_

Konu sangre tarafından (04-11-2007 Saat 23:17 ) değiştirilmiştir.. Sebep: canım istedi
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 04-11-2007, 23:18
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 994
Standart

''Devamlılık, bireylerin değil, insanlığın bir özelliğidir. İnsana sonsuz bir hayat verilmiş olsaydı, durmadan yaşayacağı için, en sonunda karakterinin değişmezliği ve sınırlı zekasından ötürü, öyle bir yeksenaklık duygusuna kapılacak ve öyle tiksinecekti ki, sonunda hiçliği tercih etmek zorunda kalacaktı.''
__________________
DeKadaN EtKi_!!

/gölge'li_
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 04-11-2007, 23:22
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 994
Standart

''Dünya anlamlı bir dünya değildir ; bundan dolayı felsefeye düşen iş de , anlam yorumları almayıp , bu anlamsız dünya içinde insanoğluna bir şekilde yolunu buldurmaktır.. içinde anlam bulunmayan dünya bütünüyle kötüdür ve varolmamak yeğdir..''
__________________
DeKadaN EtKi_!!

/gölge'li_
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 04-11-2007, 23:36
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 730
Standart

dünya anlamlı bir yer değildir...
bence de,
zaten anlamı olmak zorunda mı?
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 04-11-2007, 23:38
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 994
Standart

Kim ne derse desin, mutlu insanın en mutlu anı, uykuya daldığı andır ve mutsuz bir insanın en mutsuz anı, uykudan uyandığı andır. İnsan hayatı, bir tür hata olmalı."

"İtiraf ediyoruz: hala istenç dolu olanlar için, istencin tamamen yok edilmesinden arda kalan şey sadece hiçtir. ancak diğer taraftan, içlerinde istenç kendilerine karşı dönmüş ve böylece kendilerini reddetmiş olanlar için de tüm bu evren, güneşleriyle, yıldızlarıyla bir hiçtir."
__________________
DeKadaN EtKi_!!

/gölge'li_
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 04-11-2007, 23:39
Berk Taçyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
über-arıza-mensch
 
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
Standart

Alıntı:
sangre´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Bu noktada Schopenhauer'in düşüncelerinin belirli ölçüde Doğu felsefelerine yakınlaştığı söylenebilir.
Düşünceleri doğu felsefelerine yaklaşmamıştır. Doğu felsefeleri Schopenhauer'a yaklaşmış ve böylece Schopenhauer'ın felsefesi şekillenmiştir.

Derviş hayatını, çileciliği öneren Schopenhauer'ın hayatına baktığımızda ilginç şeylerle karşılaşıyoruz . Pek bir çapkın derviş bizim Schopenhauer . Pek çok aşk hikayesi arazi olması ile sonuçlanıyor. Keyfine , rahatına pek düşkün .

Ama beni tüm felsefi usa vurmaları kadar etkileyen bir yanı da Kant gibi pek uzun bir süre monoton bir hayat sürmesidir. Alışkanlıklardan örülmüş katı bir davranış rutini geliştirmiş olması . Hep aynı kafeye gider, kahvesini içip gazete okurmuş Schopenhauer. O kadar ki hayranları onu bulmak için hangi saatte nerde olmaları gerektiğini bilirmiş . Hergün belli saatte fülüt çalarmış . Geceleri felsefe üzerine çalışırmış. Pekte sivri dilliymiş Schopenhauer.

Orjinal bir kişilik . Nietzsche'den pek çok yönden bilge görürüm . Nietzsche pek çok kitabında iktidar diye kudururken Schopenhauer bir kitabında şöyle demektedir .

" Her sabah bir kral olarak uyanmadığım için şükrediyorum. "
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 05-11-2007, 01:55
sui generis
 
Üyelik Tarihi: 17-10-2007
Nerden: ist
Mesajlar: 1,328
Standart

dünyanın herhangi bir yerinde elde edilebilecek çok fazla bir şey yoktur... dünya sefalet ve ıstırapla doludur ve eğer bir insan bunlardan yakasını kurtarırsa bilsin ki can sıkıntısı her köşe başında pusuda beklemektedir... hatta daha da fazlası genellikle galip gelen kötülüktür ve gürültü ve şamatayla sesini en fazla duyuran budalalıktır. talih insafsız ve acımasızdır, ve insanlık acınacak durumdadır. bunun gibi bir dünyada kendinde zengin olan bir insan noel zamanında aydınlık sıcak mutlu bir yuvadır buna mukabil bundan yoksun olanlar karlarla kaplı soğuk bir aralık gecesidirler...

schopenhauer
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 05-11-2007, 03:48
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,075
Standart

Nietzsche'nin üzerinde etkisi vardır, evet lakin Nietzsche'yle felsefesinin ayrıldığı çok mühim bir fark da vardır; Nietzsche'nin üstinsanı. Nietzsche yaşama bağlılığı, varoluşun hayatı gerçekleştirmek ve özgürleşmekle, istence sıkı sıkıya bağlı bir insan tipi yaratırken ve nihilizmle adeta çatışırken, Schopenhauer fazlasıyla hiççi bir boşlukta salınmayı ve acı ve kederden kaçmanın varoluşu gerçekleştirmek olduğunu öngörüyor. Nietzsche -bir nevi- 'öğüt'ler verirken daha çok Schopenhauer fikir veriyor; bu anlamda da Schopenhauer'dı açıkladığı düşünlerinden ötürü gerçek yaşantısında da model insan olarak görmeye çalışanlara da babayı veriyor...) (Bir ozan şiiri kadar şık olmayabilir, bir heykeltraş eseri kadar da güzel olmayabilir)

Berk T'ın söylediğine şöyle bir ek de yapmak istiyorum; Schopenhauer'un düşünce sistemi kurulduğu zamanlarda Budizm (ya da diğer Hint kökenli öğretiler) türü tanrısız dinler Avrupada çok yaygın/bilinen öğretiler değildi, Schopenhauer olsa olsa sistemini ayrıntılandırma/temellendirme aşamasında -ki otuzlarından sonra- Doğru felsefesine eğilmiştir.

Schopenhauer'la Hegel'in müzik ve şiiri, sanatın neresine konumlandırdığı (öncüllüğü ardıllığı anlamında) ilgi çekicidir. Bu belki de başlı başına başka bir forum konusu gerektirebilir, kısaca; Schopenhauer müziği "iç" öze yerleştirirken Hegel söz sanatlarıyla ilintili şiir ve benzerlerine daha ulvi bir yer tayin ediyor sanatta.

Obsesif-pesimist kişiliğiyle kendilerini ben de pek severim. Velakin kadınlar(aşkın metafiziği) hakkında temellendirmeye çalıştığı kimi fikirleri ziyadesiyle sivri de olsa Freud'un bilinçdışılık kavramına kaynaklık ettiğini de eklemek isterim.

Özellikle Tolstoy'un 'İtiraflarım'da; Buddha, Süleyman ve Schopenhauer'un varlıklı yaşamlarında -dünyevî zevkler içinde keyf çatarken- durup düşünüp bir anda yaşamın anlamını sorgulamaya iten varoluşsal kaygılarını dile getirişi yerindedir.

Aforizmik sözlerini arkadaşlar bol bol eklemişler/ekliyorlar, ben eksik kalayım dedim.
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 05-11-2007, 04:10
Berk Taçyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
über-arıza-mensch
 
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
Standart

Sayın Maria , Budacı ve Hint mistisizmi henüz Avrupa'da yaygınlaşmış olabilir ancak ben "istenç ve tasarım olarak dünya" kitabını yazarken de bu felsefeleri incelemiş olarak yazdığı yönünde bir hatırlanım içerisindeyim. Biyografisini okuduğum kitap şuan itibari ile yanımda değil. Bakacağım. Söylediğiniz doğru olabilir . Netleştirmiş olurum bende bu vesileyle bilgimi .

Kadınlar konusunda yazdıklarının sebebini evvela annesi ile olan ilişkilerinde aramak lazım sanırım. Annesi ile hep sorunlu olmuş Schopenhauer . Annesi edebiyat alanında Paris'te ün kazanırken Schopenhauer annesinin yazdıklarını "bayağı" olarak nitelendiriyor ve "bu kadar basit bir kadının bu kadar ünlü olması"na bozuluyor. Çok geç yaşlarda ünü bulmuş Schopenhauer daha üniversite yıllarında annesiyle bir kez daha kavga ediyor ve yaşamının sonuna kadar bir daha görüşmüyor .

Bu bilgiler ışığında kadınlara ateş püskürmesinde ve onları aşağılamasında bir şekilde annesinin rolü olduğuna eminim ama bunun oranını ve nedenlerini tam olarak bilmenin çok uzağım. İyi bir tarihi kurgu konusu aslında . Değerlendirilebilinir . Neden bu anlamda "Nietzsche ağladığında" türü bir "Schopenhauer Aşık ! " adlı bir roman yazılmasın !

Sayın Maria ne dersiniz ?
Alıntı ile Cevapla
Cevap

Etiketler
arthur, arthur schopenhauer, schopenhauer


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:04 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org