|
|
 |
|

25-10-2007, 01:11
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
|
|
Yılmaz GÜNEY
Yılmaz GÜNEY
Yılmaz Güney, (1 Nisan 1937, Siverek - 9 Eylül 1984, Paris),yönetmen, sinema oyuncusu, senarist ve öykü yazarıdır. Özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı...
|

12-01-2008, 13:39
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 01-11-2007
Nerden: dünyadan
Yaş: 32
Mesajlar: 249
|
|
kendi agzından dinleyelim birde kendisini..
bir sanatçı olarak "yılmaz güney" diye bilinirim. asıl adım yılmaz pütün'dür. adım, zorluklar karşısında eğilmez, umutsuzluğa kapılmaz, yılgınlığa düşmez ve başeğmez anlamına gelir; soyadım pütün ise bir dağ meyvesinin kırılmaz çekirdeği demektir.
1937 yılında, türkiye'de, bir güney şehri olan adana'nın yenice köyünde doğdum. kürt asıllı, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biriyim. annem dindardı ve okuma yazma bilmezdi. hâlâ sağ... babam ise okuma yazmayı askerde öğrenmişti. annem gibi o da hiç okula gitmemişti. 1976'da ben kayseri cezaevi'ndeyken öldü. mezarını göremedim...
dokuz yaşımdan bu yana hayatımı çalışarak kazandım. ilk işim dana gütmekti. liseyi adana'da bitirdim. o yıllar doruk adında bir sanat dergisi çıkardım. sanata meraklıydım ve hikayeler yazıyordum.
1955'te bir hikayemden ötürü takibata uğradım. hakkımda dava açıldı.
1957 yılında istanbul'a, iktisat fakültesi'nde öğrenim görme hayalleriyle geldim. fakat devam edemedim. 1955'ten beri süren takibat ve mahkeme sonuçlanmıştı ve ben başlangıçta yedi buçuk yıl ağır hapis ve iki buçuk yıl sürgün cezasına çarptırıldım. daha sonra temyiz mahkemesi kararı bozdu, yeniden görülen mahkeme sonucu cezam bir buçuk yıl ağır hapis ve altı ay sürgün cezasına çevrildi. öğrenimim yarım kalmıştı. önümdeki tek yol, kendimi hayatın okulunda, hayatın kabul ettiği ve dayattığı öğretmenler aracılığı ile eğitmekti. öyle yaptım...
kitaplar, sinema, iş, cezaevi, acımasızlık, hayatın katı kuralları, toplumsal baskılar, kahpelikler, yiğitler... karşılaştığım zorlukları yenmek için direnmek ve kararlılık...
öğretmenlerimden biri zor'dur... 1961 mayısı'nda cezaeviyle tanıştım. 1962 aralığı'nda cezam bitti. muhafazakarlığıyla ünlü konya şehrine sürgüne gönderildim. konya sınırlarından çıkamazdım. her akşam polise imza vermeliydim. en çok imzayı polis defterine attım. 180 defa...
1968'de askere gittim. 1970 nisan'ında döndüm. hayatımdan çalınan iki yıl...
1971 mayıs'ında on binlerce aydın, sanatçı, yazar gibi ben de gözaltına alındım. hakkımda hiçbir delil yoktu. sadece kuşku.
bir hafta gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldım; resmi olmayan bir emirle, sözlü bir emirle ve tehditle nevşehir'e üç aylığına yine sürgün edildim. bu kez polise imzaya gitmiyordum, polis beni dıştan kolluyordu.
1972'de, mart'ın 16'sında, devrimcilere yardım gerekçesiyle tutuklandım. mahkeme sonucu 10 yıl ağır hapis ve sürgün cezasına çarptırıldım. ecevit hükümetinin 1974 genel affıyla serbest bırakıldım. bugün ise ecevit cezaevindedir. 1974 eylül'ünde, bir cinayet olayına adım karıştı ve 19 yıla mahkum edildim. cezaevindeyken güney adlı bir kültür-sanat dergisi çıkardım. onüç sayı sonra sıkıyönetimin yeniden gelmesi üzerine, dergimiz kapatıldı ve hakkımda yazılarımdan ötürü on ayrı dava açıldı. suçum, komünizm propagandası yapmak, milli duyguları zayıflatmak, halkı suç işlemeye teşvik etmek, suç sayılan fiileri övmek ve devletin içte ve dışta itibarını sarsmak... istenen ceza toplamı yaklaşık 100 yıl... 1981 ekim'inde, izinli çıktığım isparta yarı-açık cezaevine dönmedim. sonra da yurt dışına çıktım. 1981 ekim'ine kadar, yaklaşık oniki yılımı çeşitli cezaevlerinde geçirdim. bu oniki yıl içinde, ikisi yarı-açık olmak üzere onbeş cezaevi tanıdım ülkemden ayrıldıktan sonra ilk aylarda üç davanın sonuçlandığını, sonuçta, toplam 20 yıl ağır hapis, 7 yıla yakın da sürgün cezası aldığımı öğrendim... öbür davalarım devam etmekte; ancak henüz hangileri sonuçlandı, ne kadar daha ceza aldım, bilmiyorum...
|

19-01-2008, 04:24
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
|
|
Bir gün
Hangi zorluğu
yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde
bu insanca sevgiyi.
Güzel günler
zorlu duraklardan
geçer sevdiğim.
Damla damla
birikiyor insan.
Damla damla sevgili...
Bir gün
akıp gideceğiz hayata.
Duvarlar yıkılacak,
açılacak bütün kapılar
bilesin.
Benim yüreğim
sensin şimdi,
seni vurur durur...
Ve yine damla damla
çoğalıyorsun içimde.
|

19-01-2008, 04:32
|
 |
mavi denizim
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Yaş: 26
Mesajlar: 572
|
|
Herşeye rağmen düşmana inat yaşayacağız.Yarın bizim çünkü... Biz öleceğiz ama çocuklarımız bırakacağımız mirasi taşıyacaklar yüreklerinde... Ve onların yürekleri bizim altında ezildiğimiz korkuları taşımayacak........
Yılmaz Güney
|

19-01-2008, 04:34
|
 |
mavi denizim
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Yaş: 26
Mesajlar: 572
|
|
Sevgi Ve Dostluk
Sevgi ve dostluk
Kavgayı, bir yaprağın üzerine yazmak isterdim sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye
Öfkeyi, bir bulutun üzerine yazmak isterdim yağmur yağsın bulut yok olsun diye
Nefreti, karların üzerine yazmak isterdim güneş açsın karlar erisin diye
...Ve dostluğu ve sevgiyi, yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye
Yılmaz Güney
|

19-01-2008, 07:15
|
|
Lestat..
|
|
Üyelik Tarihi: 26-11-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 104
|
|
değeri bilinmeyen bir sanatçı daha ..
__________________
Lestat ....
Vampir ..
|

21-01-2008, 12:42
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 01-11-2007
Nerden: dünyadan
Yaş: 32
Mesajlar: 249
|
|
paris'te bir dayanışma gecesinde yaptığı konuşma ..
arkadaşlar,
dağlarımız, ovalarımız ve ırmaklarımız bizi bekliyor.
biz,
bütün ömrümüzü gurbette geçirip,
gurbet türküleri söylemek istemiyoruz.
biz,
yiğitlikleriyle destanlar yazmış bir halkız
ve önümüzde duran bütün güçlükleri yenecek
azme,
kararlılığa
ve koşullara sahibiz.
türk, acem ve arap devrimci demokratları,
kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkının
en candan savunucuları olarak,
bu kavganın bir parçasıdırlar
ve ortak düşmana karşı savaşmaktadırlar.
ezilen sınıfların sınıf kardeşliği,
en güçlü silahlarımızdan biridir.
dost ve düşman herkes bilsin ki,
kazanacağız,
mutlaka kazanacağız.
bir köle olarak yaşamaktansa
bir özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir...
|

29-01-2008, 17:45
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 25-10-2007
Nerden: istanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 122
|
|
mahir ve arkadalarini sakladigi gibi bi iddia vardir, ve hatta;
marttan sonra istanbul'un ev ev arandigi gece
yilmaz mahirlerle ulaslari saklandiklari yerden,
arabasina bindirip levent'e evine goturur,polis barikatlarindan "yasa cirkin kral" unlemleriyle.
az sonra kapi vurulur , bir komiser on silah endaziyla girer iceri, yilmaz kapi agzindadir.
komiser "ihbar aldik mahirle arkadaslarini burda sakliyormusunuz" der
yilmaz yilmazca gulup catikatini gostererek "yukardalar" deyince, komser kahkahayi basip gider.
yilmaz gercekten o anda yukardadir, yoldaslariyla devrim tarihinin catikatinda..
(alıntıdır)
__________________
yüz çiçek açsın yüz fikir birbiriyle yarışsın.... mao zedong
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 misafir)
|
|
|
| Konu Araçları |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:44 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|