|
|
Paul Feyerabend : Bir bilgi anarşisti...Biyografiler içerisinde Paul Feyerabend : Bir bilgi anarşisti... konusu: Feyerabend'in Bilim felsefesindeki yeri
Feyerabend'in bilim felsefesindeki düşünceleri 1968'lerden sonra farklı bir gelişim göstermeye başlar. Feyerabend hocası Popper'ın eleştirel akılcılığını ve bu temelde bilimi temellendirme gişimini kabul edilmez bulur. Akılcılığın ...
|

24-09-2007, 18:06
|
 |
über-arıza-mensch
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
|
|
Paul Feyerabend : Bir bilgi anarşisti...
Feyerabend'in Bilim felsefesindeki yeri
Feyerabend'in bilim felsefesindeki düşünceleri 1968'lerden sonra farklı bir gelişim göstermeye başlar. Feyerabend hocası Popper'ın eleştirel akılcılığını ve bu temelde bilimi temellendirme gişimini kabul edilmez bulur. Akılcılığın bilim felsefesinden arındırılmasına yönelir, çünkü Feyerabend'e göre rasyonalizm, öncelikle ve esas olarak "yasa ve düzen" rasyonalizmidir. Dolayısıyla o bilim felsefesinde görece bir bilim anlayışını savunur. Bu bakımdan Feyerabend'in çalışması, bilim felsefesi alanında, bilinen bir Anarşizm kuramı ya da felsefi bir Dadaizm olarak anlaşılır. Feyerabend, bilimin ortodoks dogmatizmine karşı ya da başka bir deyişle bilimin ortodoks dogmatik tarzda anlaşılışına karşı isyan eder.
Feyerabend, "Akla Veda" diyen öncü isimlerden biridir. Aklı tek ve bütünsel bir nitelik, onun yönteminin de tek bir yol izlediği fikri Feyerabend'in karşısına aldığı bir görüştür. Bunun yanı sıra bilimsel kuramlara ve yönteme tanınan ayrıcalığa da itiraz eder. En önemli metinlerinden birinin adı "Yönteme Hayır"dır. Bilimsel kuramlar tarihsel olarak görelidirler ve bilgi bakımından diğer kaynaklardan üstün ya da ayrıcalıklı bir konuma sahip olamazlar. Feyerabend'in geç dönem yazıları, bir anlamda, Popper'in eleştirel rasyonalizminin geçersizliğini göstermek üzerine kuruludur. Ahmet İnam, Feyerabend'in bilime yönelik anarşist girişimini şöyle değerlendiriyor;
Bilim düşmanlığı savunulmuyor burada: Bilimin sınırlan, yeri yurdu, ortaya konuyor, tartışılıyor. Bilimde yaratıcı olabilmiş, bilime katkıda bulunmuş Batılı insan için anarşizmin bir anlamı var: Zincirlerinden kurtulmaya çalışıyor. Kör bilimciliğin tehlikelerini görüyor. Feyerabend, deyim yerindeyse, bilimi 'ti'ye alıyor, yer yer bir kara mizah yapıyor bilim üstüne. Buna hakkı var: Bilimi tanıyor, bilim tarihi üstünde ayrıntılı, kapsamlı çalışmalar yapmış, son gelişmeleri üstüne yabana atılmayacak görüşler ileri sürmüş...
Feyerabend'in en keskin ifadesi olan "Her şey uyar" (Anything goes) sözü, onun bilimi, din ya da sanat ile aynı noktada ya da onlarla birlikte, mümkün olan bilgi olanaklarından biri olarak ele almasının bir sonucu şeklinde ortaya çıkar. Bilim, din, sanat bunların her biri bilgi edinmenin farklı yollarıdır, birbirlerinden daha üstün ya da öncelikli ya da ayrıcalıklı değillerdir. Gerçekliğe ulaşmanın farklı yollarıdır bunlar. Birbirleriyle ölçülebilir ya da kıyaslanabilir değillerdir. Tek bir yönteme indirgenemezler. Buradan Feyerabend ve Kuhn "Eş-ölçülemezlik" sorununa gelirler. Bu kavram özellikle Kuhn'a ait görünmektedir; yalnız Kuhn bu meseleyi bilim içi farklı kuramların eş-ölcülemezliği bağlamında değerlendirirken, Feyarabend daha ileri giderek bilimin kendisinin öteki bilgi kaynaklarıyla eş-ölçülemezliği meselesi olarak ele almıştır.
Kitapları
Yönteme Hayır, Türkçesi: Ahmet İnam, Paradigma yayınları,Haziran-Ağustos,1987
Akla Veda, Ayrıntı yayınları
Anarşizm Üzerine Tezler, Öteki yayınevi.
Özgür Bir Toplumda Bilim, çeviren; Ahmet Kardam, Ayrıntı yayınları, 1999.
Bilgi Üzerine Üç Söyleşi,çeviren.Cemal Güzel, Levent Kavas, Metis yayınları, 1997.
Vakit Öldürmek, Nedim Çatlı, Ayrinti yayınları, 1997.
Not : ( Paul Feyerabend - Vikipedi ) internet adresinden alıntılanmıştır .
Konu Berk Taçyıldız tarafından (24-09-2007 Saat 21:58 ) değiştirilmiştir..
|

24-09-2007, 19:01
|
|
kim bilir
|
|
Üyelik Tarihi: 23-09-2007
Nerden: Rize
Mesajlar: 69
|
|
Onlar ve Biz
Benim anlayabildiğim Feyerabend'den; A. İnam’ın değerlendirmesinde gördüğümüz üzere; “Bilim, din, sanat bunların her biri bilgi edinmenin farklı yollarıdır, birbirlerinden daha üstün ya da öncelikli ya da ayrıcalıklı değillerdir. Gerçekliğe ulaşmanın farklı yollarıdır bunlar…” Bu özetlemedeki Feyerabend yargısının bizim gibi kültürler için doğurduğu tehlike gözardı edilemezdir kanımca. Edilmemelidir. Çünkü bizde hâlâ (ve güncel) dinin bilimi boğmak istemi revaçta bulunmaktadır. Onlar ise (Feyerabend toplumu) ‘ideal özgürlük durumu’ peşinde, bilim’in önlerine çıkardığını varsaydıkları engelleri de aşmanın çabasındalar, bu tür bilim-akıl eleştirileri ile… Biz önce bilime ulaşacağız ki bilimin eleştirisine gelsin sıramız. Özetle, akıl çağının uzağındayız henüz; aklı eleştirmek ne işimize yarar, henüz ulaşabildiğimizi de kaybetmekten başka?
__________________
sıyırdı yüzünü dünya / gördüm kimse ben değil
|

24-09-2007, 20:49
|
 |
über-arıza-mensch
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
|
|
Kuşku duyduğumuz derece özgür olduğumuza inanıyorum Sayın nbb.
Bilimadamları karşısında "hazır ol"a geçmem gerektiğini düşünmüyorum .
Düşünce yapımı "bizler ve onlar"ın ihtiyaçlarına göre sınırlandırmam gerektiğini ise hiç düşünmüyorum .
|

24-09-2007, 21:09
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
|
|
Yönteme Hayır diyen bir yazıda benim yönteme ne kadar itiraz etme şansım vardır bilinmez de; konuyla alakalı bir giriş yapmaksızın henüz; alıntıların kaynak belirtilmeden aktarılması yöntemine son derece karşı olduğumu söylemek istiyorum...
|

24-09-2007, 21:38
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
|
|
Usuma Dekalog 1 düştü...
Fizikçi akedemisyen bir baba ve şeker mi şeker oğlu yalnız yaşamaktadırlar, oğul -yaşının da getirdiği meraklılık ve doğu bloğu eğitim sistemindeki o dönemki dini baskılarla- yaşamı ve ölümü sorgular, babası tüm bunları bilimsel bir mercekten yanıtlandırır...
Bir gün, buz tutmuş gölde kaymaya gitmek istediğini söyler çocuk, babası hesaplamalar sonucunda; buzun kalınlığını, havanın soğukluğunu vs araştırıp, oğluna buzun asla kırılmayacağını ve kaymaya gidebileceğini söyler...(Buz elbetteki kırılır ve ölüm kaçınılmazdır)
Dekalog 1'de sorgulanan; on emirdeki "senin tanrın benim, başka tanrın yoktur." türü bir irdelemedir...Elbette burada bilimin ya da Tanrı'nın birbirlerinden üstün ya da ardıl olduğu sonucuna varılmaz, ama Feyerabend'ın "kör bilimcilik" üzerine mizahi, ironik sorgulaması bunu anımsattı bana...
Nbb'in dediğine gelirsek, o din baskısı ve hakimiyeti altındaki uluslarda bilimin, din ile eş değer "bilgi kaynakları" (din, sanat bunların her biri bilgi edinmenin farklı yollarıdır, birbirlerinden daha üstün ya da öncelikli ya da ayrıcalıklı değillerdir) olarak bellenemeyeceğine atıfta bulunmuş sanırım ki, yerindedir kanımca...Hala din ile bilimi boğmak (bkn: kitaplardaki yaradılış kuramı veya gökçek'in yağmur duası..  ) mümkünken, bu tür medeniyetlerde bilim ile din'i eş değer öğreti kapsamına koymak, tehlikeli olacaktır...
Sevgili Berk, bilim adamlarının karşısında elbette ki "hazır ol"a geçmeyeceğiz, zaten onların beklentisinin de bu olduğunu sanmıyorum, ama asıl hazır ol'a geçmemizi isteyen din adamlarıdır ki, aynı kararlılığı asıl onların karşısında göstermemiz gerekir (siz ya da ben adına söylemiyorum, geneldir söylemim...)
|

24-09-2007, 22:48
|
 |
über-arıza-mensch
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
|
|
Bana göre ise tehlike demokrasi düşüncesini sindiremeyenlerdir .
|

25-09-2007, 02:02
|
|
kim bilir
|
|
Üyelik Tarihi: 23-09-2007
Nerden: Rize
Mesajlar: 69
|
|
Ele Verir Talkını!
İlginç. Feyerabend düşüncesinin eleştirilmesinden nasıl varmış ki arkadaşımız, ‘demokrasi düşüncesinin sindirilemediği’ kanısına? Günümüzde dünya üzerinde var olan gerçek demokrasilerin ‘akıl-bilim’ ile ne türden bir uyuşmazlığı vardır ki? Dünyamız bugün bulunduğu uygarlık-teknolojik gelişmişlik düzeyine bilimi kullanarak varmadı mı? Teknolojinin olumsuz sonuçları da yok mudur, vardır. Ama bunlar bilimden ziyade siyasetin konuları olmaktadır kanımca. Çünkü bilim ne atom bombasının üretilmesine mecbur kılmıştır insanoğlunu ve ne de kapitalis-emperyalist sistemi tek seçenek olarak dayatmıştır… Türkiye’de demokrasiye açılan yolun daha başında dememiş midir, Mustafa Kemal “ Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir.” (1924) Şimdi bu açık seçik doğru olan saptamanın karşısına teolojik-metafizik kafa karıştırıcılar çıkacak ve sistemin öngördüğü çoğunluğu şu ya da bu biçimde gerçekleştirmiş olanlar, söylem ve eylemlerinde açığa dökülen akıl-bilim karşıtlıklarını demokrasi olarak yutturacaklar bizlere. Demokrasi din istismarcılığı bilmez, üç kâğıt bilmez, takiye hiç bilmez. Akıldır, bilimdir onun rehberi. Aklın-bilimin karşıtları demokrasiyi istismar ederek bir süreliğine ‘kazanmış’ görünseler de, kalıcı olamayacaklardır, ne söylem ne de eylem olarak; çünkü gaflet, cehalet ve delalet içindedirler.
Feyerabend mi?
Elin oğlu yemiş salkımı bize düşmüş talkını!
__________________
sıyırdı yüzünü dünya / gördüm kimse ben değil
|

25-09-2007, 07:31
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
|
|
Toplumsal hayatın idaresinde aklın/bilimin hakimiyeti bozguna uğratılmışken, hangi demokrasiden söz etmek olasıdır?
1923-39 dönemi sonrası, güneş tutulmasına maruz kalan hangi halkın demokratik haklarının geçerliliğinden söz edilebilir?
Çoğunluğun tiranlığının böylesine nufus ettiği yönetimde, din ve bilimin eş-ardıllığından söz edebilmek, hangi "demokratlığa" sığmaktadır? Hangi algı düzeyindeyiz ki, bilim ve akılcılıktan uzaklaşmışken, bir de "demokrasi" adı altında her şeyi hazmetmeye koşullandırılan; köy enstütülerinin kapatıldığı, bilim kurullarının sürekli hırpalandığı, üniversitelerin darbe üzerine darbe yediği, cumhuriyetin gençliğinin sindirildiği, göz dağı verildiği, idam edildiği, bilimden bilgiden ülke meselelerinden ıraklaştırıldığı, bilimselliğin yabancı dil sınavıyla ölçütlendirildiği ve nihayet birey olma hakları engellediği hangi "demokrasiden" söz ediliyor ki?
Aklı/bilimi ülkenin tüm kılcallarına kadar hakim kılmalıyız ki, din'i alternatif bir bilgi kaynağı halinde değerlendirecek usa/yetiye ulaşalım...
Yoksa demokrasi, insan hakları ve bilim kisvesinde "din tiranlığı"na geçiş "kanlı mı, kansız mı" olacak, beraber izleyip görürüz...
Haklısınız nb. bize ancak bu gidişle talk pudrası yaraşır! 
|

26-09-2007, 00:25
|
 |
über-arıza-mensch
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
|
|
-"İlginç. Feyerabend düşüncesinin eleştirilmesinden nasıl varmış ki arkadaşımız, ‘demokrasi düşüncesinin sindirilemediği’ kanısına? " (nbb.)
- "Demokrasi düşüncesinin sindirilmediği" hususundaki iletim Feyerabend'i eleştirmeye çalışmanızdan dolayı değildir. Bu mümkün olamaz. Benim zaten Feyerabend'e sempati duymam tamda bilim de dahil herşeyin eleştirilebilir olduğunu çok daha teknik olarak gösterek bir açığı kapatmaya katkıda bulunmuş olmasındandır. Tam aksine ben bu konuda eleştirel ya da olumlamacı olarak tüm katılımları değerli ve anlamlı bulduğumu söylemeliyim ; her ne kadar bunu söylememin anlaşılmaya beni yaklaştıracağına şüpheyle baksam da .
Demokrasi düşüncesinin sindirilmediğini söylememin sebebi ise Maria'nın " hazır ol'a geçmemizi isteyen din adamlarıdır " söylemidir. Demokrasi "hazır ol"a geçmeye davet eden herkese karşıdır. Yalnızca din adamlarına, yalnızca askerlere ya da yalnızca özgürlük düşmanı siyasilere değil. Kastettiğim buydu.
- "Demokrasi din istismarcılığı bilmez, üç kâğıt bilmez, takiye hiç bilmez. " (nbb.)
- Ben de böyle düşünüyorum .
- "Akıldır, bilimdir onun rehberi." (nbb.)
- Bundan ise kuşkuluyum . Kendimce neden kuşku duyduğumu önümüzdeki günlerde forumda tartışmaya açacağım .
- "Aklı/bilimi ülkenin tüm kılcallarına kadar hakim kılmalıyız " ( maria )
- Bu sözünde sosyolojik, tarihi , psikolojik olumsuzlukları hakkında söylemek istediğim bazı şeyler var ama yüzelsel alatımlarla geçiştirmek istemiyorum. Acelem yok ama şu aralar zamanım da yok. Güzel tartışma konuları olacaktır eminim .
|

26-09-2007, 01:42
|
|
kim bilir
|
|
Üyelik Tarihi: 23-09-2007
Nerden: Rize
Mesajlar: 69
|
|
İmdi, felsefi ardalan da gerektiren bir konudaki düşüncenizi tek tümce ile yazarsanız, yanlış anlaşılmanızı kendiniz kaçınılmaz kılmış olmaz mısınız?
Dikkat edilirse, tarafımdan, Feyerabend düşüncesi de eleştirilmemiştir öz olarak yukarıda; Feyerabend ‘in bilim eleştirisine katkısına, henüz bilime ulaşamamış kültürlerin sakınımsız yaklaşımıdır eleştirime konu olan. Türkiye özelinde ise bu ve bununla birlikte de postmodern argümanlar, siyasi arenanın galipleri tarafından kendilerinin demokrasi karşıtı siyasetlerinin aklayıcısı olarak istismar edilmektedir. Sözünü ettiğim bu gerçeğin görülmemesi ise ancak malum siyasetlerin sahiplenilmesi ile mümkün olmaktadır kanımca…
Gerçek bir demokraside ‘hazır ol’a geçilecekse eğer, bu hazır ol, varılacak toplumsal mutabakat sonucunda, toplumun genel çıkarı için olabilecektir ancak. Burada da, devredilemez- kayıt altına alınamaz temel bireysel hakların korunması koşulu ile. Bu, en azından kuramsal olarak böyledir ve pratikte de böyle işlemesi, demokrasi bilincini özümsemiş halkın bilinçli katılımı ile olasıdır demokratik yaşama. Öbür yandan, maria’nın sözünü ettiği; dinin buyurduğu (buyuracağı) ‘hazır ol’a gelince; din, özelimizde de İslamiyet, yapısı gereği eleştirilemez ve karşı durulamazdır. Yani ne, bilim gibi eleştirilebilir ve ne de sahici demokraside olacağı gibi, ortak rıza ile yönlendirilebilirdir. (Şeriatın kestiği parmak acımaz.) Böyle olduğu için de, Maria'nın; " hazır ol'a geçmemizi isteyen din adamlarıdır…” demesinde bir mantığa aykırılık görmemekteyim ben…
Akıldır-bilimdir demokrasinin rehberi. Tabii, kuramda budur, bu. Pratikte-toplumsal birliktelikte de bunun böyle olması, yukarıda bir kez daha yazdığım gibi, halkın demokrasi bilincini sahiplenmiş, bilerek katılımı-yönlendirmesi-denetlemesi ile olasıdır… Yoksa, geçmiş çağların düşüncelerini bu zamanın parasal-teknik olanakları ile örgütleyerek, yedi yaşında çocukların kafasına türban dolayıp kişiliklerini cendereye sokmakla ne temel insan hakkı korunmuş olur ne de demokrasi, demokrasi!..
“Aklı/bilimi ülkenin tüm kılcallarına kadar hakim kılmalıyız " ( maria )
Biz boşuna kovulmamışız cennetten ki!..
__________________
sıyırdı yüzünü dünya / gördüm kimse ben değil
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 misafir)
|
|
|
| Konu Araçları |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:42 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|