Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah  Platformu Ana Sayfa İletişim Site Haritası
Anarsist.Org'a hoşgeldiniz!
  • Eğer bu foruma kayıt olmaya niyetliyseniz vazgeçin.
    Birkaç sayfa okuduktan sonra, burada olmak istemeyeceksiniz. Bu yüzden unutun gitsin. Gidin buradan. Hâlâ tek parçayken hemen kaçın. Kendinizi kurtarın. Televizyonda mutlaka daha iyi bir şeyler vardır. Ya da madem bu kadar boş vaktiniz var, gidin bir akşam kursuna falan katılın. Doktor olun. Kendinizi adam edersiniz belki. Kendinize bir akşam yemeği ziyafeti çekin. Artık gençleşmiyorsunuz. Burada anlatılan şeylere kafanız iyice bozulacak. Sonra her şey daha kötü olacak… / Palahniuk’a atfen.

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Platformu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Biyografiler

Charles Bukowski

Biyografiler içerisinde Charles Bukowski konusu: Kendi deyimiyle "Alkolik yazar, pis moruk. Çağdaş edebiyatın en içten, en samimi, en ağzı bozuk yazarı. Yap&#...

Cevap
 
LinkBack Konu Araçları Stil
 
Alt 15-07-2007, 16:16
ESHQUIA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ESHQUIA ESHQUIA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
M€M€ÑTØ MØRI
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,267
Charles Bukowski



Kendi deyimiyle "Alkolik yazar, pis moruk. Çağdaş edebiyatın en içten, en samimi, en ağzı bozuk yazarı. Yapıtlarında genelde Henry Chinaski ismini kullanır. Hayatının çoğunu ABD'nin Los Angeles şehrinde geçirmiştir. Eserlerinde genellikle toplum dışı insanları ve depresyonu konu alması ve alkolizme yakın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür.

I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Almanya'ya askeri hizmet nedeniyle gelen Polonya asıllı Amerikan bir babanın ve terzilikle uğraşan Alman bir annenin çocuğu olan Charles Bukowski 1920 yılında Andernach, Almanya'da doğdu. 2 yaşındayken Los Angeles'a taşındılar. 1929 Krizi sırasında Bukowski'nin babası genelde işsizdi ve Bukowski'ye şiddet uygulardı. Bukowski, Los Angeles Lisesi'nden mezun olduktan sonra sanat, gazetecilik ve edebiyat dersleri aldığı Los Angeles Şehir Üniversitesi'nde 1 yıl okudu.
24 yaşındayken "Aftermath of a Lenghty Rejection Slip" isimli kısa öyküsü yayımlandı. İki yıl sonra bir başka kısa öyküsü olan "20 Tanks From Kasseldown" isimli eseri yayımlandı. Bukowski yayıncılık yönteminlerinden hayal kırıklığına uğradı ve neredeyse 10 yıllığına yazmayı bıraktı. Hayatının bu bölümünü A.B.D.'yi gezerek, çeşitli işlerde çalışarak ve ucuz pansiyonlarda konaklayarak geçirdi. 1950'lerin başında Bukowski, iki yıldan az bir süre A.B.D. Posta İdaresi'nde posta kuryesi olarak çalıştı. 1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı. Taburcu olduktan sonra bir daktilo satın aldı ve şiir yazmaya başladı.1957'de Barbara Fry ile evlendi fakat 1959'da boşandılar. Bukowski, şiir yazmaya ve içki içmeğe devam etti ve sonra Los Angeles'taki postaneye geri döndü. 1965'te hiç evlenmediği Francis Smith'ten bir kızı oldu. 1969'da Black Sparrow Yayınevi'nden ömür boyu 100 dolar maaş teklifini alınca postaneden ayrıldı. Bir mektubunda şöyle bir açıklaması vardı "İki seçenekten birini seçmek zorundaydım: Posta ofisinde kalıp delirmek ya da yazmaya oynayıp açlıktan ölmek. Ben aç kalmayı seçtim." Posta ofisini bırakalı bir ay olmayalı Bukowski Postane ismindeki ilk romanını bitirdi. 1976'da Bukowski, Linda Lee Beighle ile tanıştı. İki yıl sonra birlikte Los Angeles'ta bir liman şehri olan San Pedro'ya taşındılar. Bukowski ve Beighle 1985'te evlendiler.
Bukowski, Pulp romanını henüz bitirdikten sonra 9 Mart 1994'te 73 yaşındayken San Pedro, Kaliforniya'da öldü. Ölüm töreni budist rahipler tarafından yönetildi.

Eserleri
Kadınlar
Sıcak Su Müziği
Bir Tek Ben miyim Böyle Yaşayan
Postane
Pis Moruğun Notları
Kapalı Bir Kapıdır Cehennem
Gülün Gölgesinde
Sevimli Bir Aşk Hikayesi
Sıradan Delilik Öyküleri
Sarhoş Çal Piyanoyu, Vurmalı Çalgı Gibi, Parmaklar Biraz Kanamaya Başlayana Dek
Pansiyon Manzumeleri
Ölüler Böyle Sever
Shakespeare Bunu Asla Yapmazdı
Güneşe Uzan
En Kısa Andır Mucize
Güneş İşte Burdayım
Kimse Bilmez Ne Çektiğimi
Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi
Pulp
Factotum
Ekmek Arası

Charles Bukowski - Vikipedi
Alıntı ile Cevapla

  #0  
Alt 15-07-2007, 16:20
...Dengesiz...
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 25
Mesajlar: 2,231
Standart

Amerika'nın her bir yanındaki sabahın üçü sarhoşları nihayet pes etmiş olarak duvarları seyrediyorlardı. Acı çekmek için ayyaş olmak, bir kadın tarafından sıfırlanmak gerekmiyordu , ama acı çekip ayyaş olunabilirdi. Bir süre, gençlikte özellikle, talihin sendern yana olduğunu sanabilirdin, bazen senden yanadır da gerçekten. Ama senin farkında bile olmadığın ve senin aleyhine işleyen birtakım ortalama hesaplar ve kanunlar vardır, her şeyin yolunda gittiğini sandığın zamanlarda bile.

Bir gece, sıcak bir salı gecesi o ayyaş sen oluverirsin, sensin o ucuz pansiyon odasında olan, ve daha önce o odalarda olmuş olmanın da bir yararı olmaz, daha da kötüdür hatta, çünkü bir daha bu duruma düşmemeye karar vermişliğin vardır. Bir sigara daha yakmaktan, bir içki daha içmekten, o sıvası dökük duvarlarda bir çift göz, bir çift dudak aramaktan başka bir şey de gelmez elden.

+

ve aşk iki kez geldiğinde
ve iki kez yalan söylediğinde
bir daha asla sevmemeye karar verdik,
böylesi adilaneydi,
bize ve aşkın kendisine.
ne merhamet dileniriz ne de
mucize;
yaşayacağız,
öleceğiz, sinek
öldüreceğiz, boks maçlarına
ve hipodromlara gideceğiz, hayatımızı
sırf talih ve yetenekle sürdüreceğiz.



Mükemmel bir anlatımı ve uslubu var.
Herkesten çok farklı ve herkesten daha acı dolu.
Bir elinde kalemi diğer elinde içki şişesi.
Seviyorum bu adamı.
Alıntı ile Cevapla
  #1  
Alt 10-09-2007, 22:55
ESHQUIA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRI
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,267
Standart

Tanrı aşkı yarattığında çoğu insana yaramadı
Tanrı köpekleri yarattığında köpeklere yaramadı
Tanrı bitkileri yarattığında eh işte idare ederdi
Tanrı nefreti yarattığında standart bir hizmete kavuştuk
Tanrı beni yarattığında beni yaratmış oldu
Tanrı maymunu yarattığında uyuyordu
Zürafayı yarattığında sarhoştu
Uyuşturucuları yarattığında kafası kıyaktı
Ve intiharı yarattığında bunalımdaydı

Senin yatakta uzanmış halini yarattığında
ne yaptığını biliyordu
sarhoştu ve kafası kıyaktı
Ve sonra dağları ve denizi ve ateşi
aynı anda yarattı

Bazı hataları oldu
Ama senin yatakta uzanmış halini yarattığında
tüm Kutsal Evren' in üzerine boşaldı.
__________________
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 21-09-2007, 19:22
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,011
Standart Başkası olmaya övgü olsaydı adı Charles Bukowski olurdu

Bir Mizaç Problemi

ayın 17'sinin gecesi
bütün gece boyunca radyo çaldım
komşular alkış tuttu
ev sahibem ise kapıyı çalıp
şöyle dedi
LÜTFEN
LÜTFEN
LÜTFEN
ARTIK BURADAN TAŞIN,
çarşafları kirletiyorsun
sonra o kan nereden geliyor?
asla çalışmıyorsun
uzanıp radyo ile konuşuyorsun
ve içiyorsun
bir de sakalın var
bir de her zaman budalaca sırıtıyorsun
ve şu kadınları odana getiriyorsun
saçını da asla taramıyorsun
ayakkabılarını da cilalamıyorsun
gömleklerin de hep buruşuk
niye buradan ayrılmıyorsun?
komşuları mutsuz kılıyorsun
lütfen hepimizi mutlu et
bize bir iyilik yap
ve buradan çek git!

canın cehenneme bebeğim, diye
anahtar deliğinden tısladım; kiram
Çarşamba'ya kadar ödenmiş vaziyette.
tanınmayan bir Alman sanatçı tarafından
yapılmış suluboya nü bir resmi
sana gösterebilir miyim?
Onu $ 1000'e sigortaladım.

katı yürekli bir şekilde
holün sonuna doğru yürüdü gitti.
sanattan pek anlamıyor. Onu
çıplak görmek isterdim
belki de özgürlüğe kavuşmak için
resim yapabilirdim. Olmaz mı?

Charles Bukowski

Tanıdığımdan beri okuyorum, okumaktan tekrar okumaktan keyif aldığım ender yazarlardan. Bana başkasının kim olabileceğini ilk öğreten kişi. Bana başkasının ben olabileceğimi de öğreten o oldu. Alkol kullanıyor olması abartıldı bence. Bence alkol onu kullandı.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 25-10-2007, 23:34
kandela - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Yaş: 19
Mesajlar: 2
Standart

'...Ani ölüm yeni bir şey değildir,kitlesel ani ölüm de yeni değil,ama ürünü geliştirdik.Yüzyılların keşfi,kültürü ve birikimi var elimizde yararlanabileceğimiz.Kütüphaneler tıka basa kitapla dolu,başyapıt oldukları varsayılan tablolar milyonlarca dolara alıcı buluyor,tıp kalp naklini gerçekleştirdi,sokaklarda akıllıyla deliyi birbirinden ayırmak mümkün değil.Ve birden,bir kez daha hayatlarımızın gerizekalıların elinde olduğunu görüyoruz.Bombalar patlayabilir,bombalar hiç patlamayabilir...'
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 25-10-2007, 23:50
sevdimsenibirkere
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

çok değerli bir yazar. çeviri de olsa çok iyi bir tasvir yeteneği var. çok önemli bir bilgi birikimi var ve sadece bir kitabını okudum büyük zen düğününü nü... onda hep sevmediğim bir şeyler vardı... ama garip bi şekilde okuma isteği. yani tekrar okumalıyım belki de
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 26-10-2007, 19:10
sui generis
 
Üyelik Tarihi: 17-10-2007
Nerden: ist
Mesajlar: 1,328
Standart

BULUŞMA

Rampart durağında otobüsten inip Coronado?ya yürüdüm, sonra yokuşu tırmanıp evimin ön kapısının önünde durdum. Kollarımı ısıtan güneşin altında öylece durdum bir süre. Sonra anahtarı alıp kapıyı açtım ve üst kata çıkmaya başladım.

?Kim o?? diye sordu Madge.

Cevap vermedim ağır ağır çıkmayı sürdürdüm. Çok solgun ve güçsüzdüm.

?Kim o, kim var orada??
?Telaşlanma benim Madge.?
Merdivenin üst basamağında durdum. Yeşil, ipekten yapılmış eski bir elbise giymiş, kanepeye oturmuştu. Elinde bir bardak şarap, buzlu, öyle severdi.

?Canım!? diye üstüme atıldı. Sevinmiş öyle görülüyordu, öptü beni.

?Oh Harry gerçekten sen misin??
?İçemezsin dediler. Haşlanmış tavuk, rafadan yumurta yemem gerek. Liste verdiler.?
?Orospu çocukları. Otur. Banyo yapmak ister misin? Bir şeyler ye.?
?Hayır, dur biraz oturayım.?
Koltuğa çöktüm.

?Ne kadar para kaldı?? diye sordum.

?On beş dolar?
?Çabuk harcamışsın.?
?Şey...?
?Kira durumu nedir??
?İki hafta. İş bulamadım Harry.?
?Biliyorum. Arabayı görmedim. Araba nerede??
?Kötü haber... Birine ödünç verdim, önüne çarpmışlar. Sen dönmeden yaptırmayı düşünmüştüm. Köşedeki tamircide...?
?Araba çalışıyor mu??
?Evet, önünü düzeltsinler istedim.?
?Önü çarpık olsun. Radyatöre ve farlara bir şey olmamışsa öyle kullanırsın.?
?Allah aşkına Harry, doğru olanı yapmaya çalışıyordum.?
?Şimdi dönerim.?
?Harry, nereye gidiyorsun??
?Arabaya bakacağım.?
?Yarın bakarsın, iyi görünmüyorsun Harry. Otur konuşalım.?
?Şimdi dönerim. Beni bilirsin. Yarım kalan işlerden hoşlanmam.?
?Of Harry!?
Merdivenlerden inmeye başladım, sonra tekrar yukarı çıktım.

?On beş doları ver.?
?Of Harry. Off?
?İkimizden biri bu gemiyi bakmaktan kurtarmalı. Bu sen olmayacağına göre!?
?Yemin ederim Harry. Her sabah yataktan kalkıp iş aramaya gittim. Hiçbir şey yok.?
?On beş doları ver.?
Madge çantasını alıp karıştırmaya başladı.

?Bu akşam bir şişe şarap alacak kadar para bırak bana, bu şişe bitmek üzere. Senin dönüşünü kutlamak istiyorum.?
?Biliyorum Madge.?
Çantasından bir onluk dört birlik çıkarttı. Çantayı elinden kapıp ters yüz ettim. İçinde ne varsa yatağa saçıldı. Bozuk paralar, küçük bir şişe porto, bir birlik bir de beşlik... Beşliğe uzandı ama ondan hızlı davrandım. Doğrulup yüzünü tokatladım.

?Orospu çocuğu! Hiç değişmemişsin. Pis herifin birisin hâlâ.?
?O yüzden ölmedim ya.?
?Bir daha bana vurursan giderim.?
?Sana vurmaktan hoşlanmadığımı bilirsin güzelim.?
?Bana vurmak kolay, gidip bir erkeğe vursana, vuramazsın değil mi??
?Ne ilgisi var şimdi??
Beşliği alıp aşağı indim.

***
Tamirci köşedeydi. Ben içeri girerken Japon bir herif arabaya yeni takılmış ön kafese yaldız boya sürüyordu. Başına dikildim.

?Tanrım, gerçek bir Rembrandt olmuş bu? dedim.

?Araba sizin mi bayım??
?Evet. Borcum ne??
?Yetmiş beş dolar.?
?Ne??
?Yetmiş beş dolar. Bir bayan getirdi arabayı buraya.?
?Orospunun biri getirdi onu buraya. Bana bak arabanın kendi yetmiş beş dolar etmezdi, hâlâ etmez. Bu kafesi hurdacıdan beş dolara kaptın.?
?Bakın bayım, bayan dedi ki...?
?Kim??
?Şey kadın dedi ki...?
?Ben ondan sorumlu değilim. Hastaneden yeni çıktım. Sana arada sırada ödeyebilirim, ancak henüz bir işim yok ve arabaya ihtiyacım var. Şimdi hemen ihtiyacım var. İş bulursam sana ödeme yapabilirim. Bulamazsam yapamam. Bana güvenmiyorsan araba sende kalsın. Gidip ruhsatını getiririm. Nerede oturduğumu biliyorsun. İstersen ruhsatı getireyim.?
?Şimdi ne verebilirsin??
?Beş dolar.?
?Çok az.?
?Söyledim ya hastaneden yeni çıktım. İş bulunca öderim, ya kabul edersin ya da arabayı sana bırakırım.?
?Peki? dedi. ?Sana güveniyorum. Beşliği ver.?
?Bu beşliği ne kadar zor kazandığımı bir bilsen.?
?Nasıl??
?Boşver.?
O beşliği aldı, ben arabayı. Çalıştı. Yarım depo benzin bile vardı. Yağını suyunu dert etmedim. Tekrar araba kullanmak nasıl olacak diyerek biraz turladım. İyi bir duyguydu. Sonra içki satan dükkânın önüne çektim.

?Harry!? dedi pis önlüklü yaşlı adam.

?Oh, Harry!? dedi karısı.

?Nerelerdeydin?? diye sordu pis önlüklü yaşlı adam.

?Arizona. Toprak işleri ile ilgili.?
?Gördün mü Sol? dedi kadın, ?zeki biri olduğunu söylemiştim sana. Kafası çalışan adam belli olur.?
?Tamam? dedim, ?iki altılık Miller şişe bira istiyorum, hesaba yazın.?
?Bir dakika,? dedi yaşlı adam.

?Problem ne? Hesabımı her zaman zamanında ödemedim mi? Canımı sıkmayın.?
?Senden şikayetçi değiliz Harry. Senin kadın... 13,75?lik alışveriş yaptı.?
?13,75 mi? Lafı bile edilmez. Ben daha önce hesabı yirmi sekiz dolara çıkartıp sonra kapatmadım mı??
?Evet Harry, ama...?
?Ama ne? Alışverişimi başka yerden mi yapayım? Bu hesabı takayım mı? Allahın cezası iki altılık için değer mi??
?Peki Harry, tamam,? dedi yaşlı adam.

?İyi, poşete koy. Bir paket Pall Mall iki de Dutch Masters...?
?Tamam Harry, tamam...?
***
Sonra tekrar basamakları çıkıyordum. Üst kata vardım.

?Oh Harry, bira almışsın! İçme Harry. Ölmeni istemiyorum yavrum!?
?Biliyorum Madge, istemezsin. Ama bu doktorlar bir boktan anlamazlar. Şimdi bana bir bira aç. Yorgunum çok koşturdum. Allahın cezası hastanaden çıkalı daha iki saat oldu.?
Madge bir şişe bira ve bir bardak şarap ile döndü. Topukluları ayağındaydı ve bacak bacak üstüne atınca donu göründü. Sıkı hatundu. Yüzünü hesaba katmazsan...

?Arabayı aldın mı??
?Evet.?
?O ufak tefek Japon iyi bir çocuk değil mi??
?İyi olmak zorundaydı.?
?Ne demek istiyorsun? Arabayı tamir etmemiş mi??
?Tamam tamam iyi çocuk. Buraya getirdin mi onu??
?Harry, mesele çıkarma. Ben o Japonlarla düzüşmem.?
Ayağa kalktı. Karnı hâlâ düzdü. Kalçaları, bacakları, kıçı tam istediğim gibiydi. Ne kancık! Yarım şişe birayı kafama diktim, ona doğru yürüdüm.

?Senin için çıldırdığımı biliyorsun Madge, bebeğim. Senin için katil olurum, biliyorsun değil mi??
İyice yaklaştım ona. Hafifçe tebessüm etti. Bira şişesini fırlatıp ayağa kalktım, elindeki şarap bardağını aldığım gibi bir dikişte içtim. Haftalardır ilk kez kendimi iyi hissediyordum. Birbirimize yaklaştık. Kırmızı, vahşi dudaklarını yaladı. Sonra iki elimle sertçe ittim onu. Kanepeye yığıldı.

?Seni orospu! Goldbarth?da 13,75?lik hesap açtın değil mi??
?Bilmiyorum.?
Elbisesi kalçalarına çıkmıştı.

?Seni orospu!?
?Bana orospu deme!?
?13,75!?
?Benim bir şeyden haberim yok!?
Üstüne çıktım, yüzünü yakalayıp dudaklarından öpmeye başladım. Göğüslerini, kalçalarını, bacaklarını okşadım. Ağlıyordu.

?Bana... orospu... deme... deme, deme... Seni sevdiğimi biliyorsun Harry!?
Sonra ayağa fırlayıp halının ortasında durdum.

?Seni parçalayacağım yavrum!?
Madge güldü.

Onu kaldırıp doğru yatak odasına taşıdım, yatağa fırlattım.

?Harry, hastaneden yeni çıktın!?
?İyi ya! İki haftalık sperm birikimimi sana nakledeceğim demektir.?
?Ağzını bozma!?
?S.ktir!?
Yatağa sıçradım, elbiselerimi sıyırmıştım.

Elbisesini yukarı kaldırdım, bir yandan onu öpüp okşayarak. Etli kadındı.

Kilotunu çıkarttım sonra. Eskiden olduğu gibi, içerdeydim.

Sekiz, on kere, ağır, yumuşak vurdum. Sonra ?o pis Japonla düzüştüğümü düşünmüyorsun değil mi?? diye sordu.

?Sen pis olan her şeyi düzersin diye düşünüyorum.?
Kendini geriye çekip beni dışarı attı.

?Ağzına sıçayım!? diye bağırdım.

?Seni seviyorum, Harry, seni sevdiğimi biliyorsun, böyle konuştuğun zaman beni üzüyorsun!?
?Tamam yavrum, pis bir Japonu düzmeyeceğini biliyorum. Şaka ediyordum.?
Madge bacaklarını açtı tekrar içeri girdim.

?Oh! Erkeğim, çok uzun zaman oldu!?
?Emin misin??
?Ne demek bu? Yine mesele mi çıkarmaya çalışıyorsun!?
?Hayır, hayır! Seni seviyorum güzelim.?
Dudaklarından öptüm, alttan çalışmayı sürdürüyordum.

?Harry? dedi.

?Madge? dedim.

Haklıydı.

Çok uzun zaman olmuştu.

İhtiyara 13,75 artı iki altılık, artı sigara artı puro borcum vardı. Los Angeles Hastanesi?ne 225 dolar ve pis Japona da 70 dolar, ayrıca ufak tefek gaz, elektrik, su faturaları ve birbirimize kilitlendik ve duvarlar üstümüze kapandı.

Oradaydık.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 10-11-2007, 00:57
sui generis
 
Üyelik Tarihi: 17-10-2007
Nerden: ist
Mesajlar: 1,328
Standart

İntiharcı Çocuğun Son Günleri

Kendimi görebiliyorum şimdiden
bütün o intihar günlerinden gecelerinden sonra
canı sıkkın, tapon bir hemşirenin elinde
(o da ancak şansım yaver gider, ancak ünlenebilirsem)
o kupkuru huzur evlerinin birinden taşınırken...
tekerlekli iskemlemde dik dik oturur...
gözlerim kafatasımın karanlığına kaymış, neredeyse kör,
azrailin göstereceği merhameti beklerken...

'Ne güzel gün değil mi Bay Bukowski? '
'Yaa, evet öyle...'

çocuklar geçer gider, ben yokum bile
tatlı kadınlar geçer gider
kocaman kızgın belleriyle
sımsıcak kalçalarıyla taş gibi kızgın heryerleriyle
sevilmek için yalvara yakara
geçer gider kadınlar, ben—
yokumdur bense.

'Bu üç gündür çıkan ilk güneş Bay Bukowski'
'Yaa, evet, öyle'

İşte oturuyorumdur tekerlekli iskemlemde
bu kâğıttan daha beyaz,
kanı çekilmiş,
beyni gitmiş, kumarı kesik, ben, Bukowski
bitmiş, gitmiş...

'Ne güzel gün değil mi Bay Bukowski? '

'Yaa, evet, öyle...' derim, pijamalarıma işerken
salyalar akar ağzımdan.

İki öğrenci koşarak geçer gider.
'Hey, gördün mü şu moruğu? '
'Yaa evet, midemi kaldırdı valla! '

bütün o intihar tehditlerinden sonra
başka biri intihar etti
sonunda yerime...

hemşire tekerlekli iskemleyi durdurup bir gül koparır
verir elime.

anlamam
ne olduğunu bile. Bilmemnem olsa farketmez
neye yarayıp neye yaramadığına bakınca.


Charles Bukowski
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 11-12-2007, 02:03
sui generis
 
Üyelik Tarihi: 17-10-2007
Nerden: ist
Mesajlar: 1,328
Standart

ve güneş merhamet buyuruyor
ama fazla yükseğe taşınmış bir meşale misali,
boydan boya kırbaçlar görüntüsünü jetler
kurbağa gibi zıplar füzeler,
çocuklar haritalarını çıkarır
iğnedenliğe çevirir ayı,
eski çürük peynir,
orda hayat yok
ama dünyada fazlasıyla;
yıkanmamış Hintli çocuklarımız
bacak bacak üstüne atıp flüt çalarak,
göbekleri içe çökmüş, açlıktan ölürken,
açlık kokan havada yılanların
şuh kadınlar misali kıvırtışını izleyerek;
füzeler zıplar,
avcıları ve sürüyü geride bırakırken
yabani tavşanlar gibi zıplar
günü geçmiş kurşunların yerine;
Çinliler hala yeşim işlerler,
sessizce açlıklarına pirinç tıkarak,
bir açlık ki bin yaşında,
ateş ve türküyle ilerler çamurlu nehirleri,
istemsiz beklemenin sürüklenen
direkleri iter mavnaları
yüzen evleri;
Türkiye'de kilimlerinin üstünde
kıbleye dönüp
sigara içerek gülen
ve parmaklarını gözlerine sokup kör eden
mor bir tanrıya dua okurlar,
tanrılar böyle işte, yaparlar;
ama füzeler hazırlar: her nedense
değersizdir artık barış,
küçük bir göldeki nilüfer yaprağı
misali sürüklenir delilik, hissiz daireler çizerek;
kırmızı yeşil ve sarılarına batırıp
resim yapar ressamlar,
şairler uyaklara döker yalnızlıklarını,
müzisyenler her zamanki gibi açtır
ve romancılar kaçırır meselenin özünü,
ama pelikan kaçırmaz, martı kaçırmaz;
pelikanlar dalıp dalıp yükselir
şok geçiren yarı ölü radyoaktif balıkları
gagalarında sallayarak;
evet, gerçekten de
sümükle yıkar kayaları sular;
ve Wall Street'te
anahtarını arayan bir sarhoş gibi sendeler borsa;
ah, işte bu sıkı bir şey olacak, allahın izniyle
tekrar yılana götürecek bizi, deniz böceğine,
ya da şanslıysak eğer,
katalizi uzun dişli fosil kaplana götürecek,
maden çukurunun içinde
kırık kask, cihaz ve cam parçalarının üzerinde
resim çiziktiren kanatlı maymuna götürecek;
çatırdayarak girer şimşek
pencereden içeri ve bir milyon odada
aşıklar yatar kenetlenmiş, yitik
ve barış gibi hastalıklı;
kırmızı ve turunca çalmaya devam eder gökyüzü
ressamlar için -ve aşıklar için,
her daim açtıkları gibi açar çiçekler
açar ama üzerlerinde
füze yakıtlarının ve mantarların,
zehirli mantarların ince tozu var; zaman kötü,
bulantılı bir zaman -perde,
III.sahne, sadece ayakta yer var,
satıldı satıldı satıldı yine,
tanrı tarafından, birileri ya da birşeyler,
füzeler generaller ve liderler tarafından,
şairler doktorlar komedyenler
sabun ve bisküi üreticileri
ve iki yüzlü seyyar satıcılar tarafından
kendilerine özgü ustalıklarıyla satıldı;
şimdi kömür yağı tabakasıyla kirletilmiş
tarlaları görebiliyorum, bir-iki salyangoz,
safra, yanardağ taşı, sığ sularda
bir-üç balık, kaynağımızın
ve gözlerimizin yergisi...
daha önce hiç olmuş muydu bu?
kendini kuyruğundan yakalayan
bir daire mi tarih,
bir rüya, bir kabus mu,
bir generalin hayali, bir başkanın,
bir diktatörün hayali mi yoksa...
uyanamaz mıyız?
yoksa yaşamın güçleri daha mı yüce bizden?
uyanamaz mıyız? sevgili dostlar,
uykumuzda mı ölmeliyiz sonsuza dek?

charles bukowski
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 11-12-2007, 09:21
Normale dönmüş
 
Üyelik Tarihi: 10-10-2007
Nerden: nefes alabildiğim her yer..
Mesajlar: 693
Standart etki ve tepki

En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
sırf uzaklaşmak için,
ve geride kalanlar
birinin onlardan
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
bir türlü tam olarak anlayamazlar.

Charles Bukowski

orjinali ve türkçesi arasında biraz fark var gibi ama olsun...
Alıntı ile Cevapla
Cevap
Etiketler: ,



Konuyu toplam 2 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Ne yapabilirim?
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Article Starter Kategori Cevaplar Son Mesaj
Charles Bukowski Şiirleri detays Şiirler 8 23-03-2008 00:59
Sarhoş Olun / Charles Baudelaire detays Edebi Mevzular 3 12-01-2008 15:35
Charles Baudelaire akeboshi Şiirler 6 10-03-2007 09:43


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:30 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 RC5 ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
WOW Gold - Buy WOW Gold - Download free games - Free Online Games - Kılavuz Karga