|
İki mevsim dar geliyor gülüşlerim kendime, ikindisinde okunan nice ezanlar kulağımdan gitmedi daha.
Düşün paslı adam, düşün
diyorsun öyle mi?
Ne vakit düşünme düşse aklıma, hüznümün yüzü solar kaldırımlarda, göbek bağımın gömüldüğü topraklar üşür ellerimde, ben üşürüm sonra, yağmur üşür, incir çekirdeğine sığmayan umutlar bir de.
Düşündüm işte...
Yüzümün tanrısı kayıp, düşündüm, ellerimin sesi, gözümün feri, isyanımın bayrağı, mavi, siyah, sarı, kırmızı, hatta beyaz, düşündüm işte, yastığımın altına sakladığım kaç ben sırılsıklam oldu şimdi, künyemde yazan körlüğümü düşündüm işte...
Tutki geldin, hani olmaz ya bavulundaki bir kaç anıyla çaldın kapımı, tutki açtım,
ömrümün en vahşi bakireliğinden ağrısız bir ölüm akıyorken hala, adımlarına bulanan düşleri ne yapacaksın, tutki zamanı geçmiş acıların küllerini serdim önüne; gözkapaklarına asılan yarına ne diyeceksin?
Göğsünün sıcaklığındayken düşünüyorum işte...
Adı içimde, yüreği gözlerimde, gönül kuyusunda saklanan bir aşkla; kadınıma sevgilerle...
Gökhan Gök
|