Ben Kimim?
Ben Kimim?
Efendim, bildiğiniz gibi atalarımızın nereden geldiğine dair abuk subuk ve bizi küçük düşüren bir efsane var. Bozkurt,Tukuy ya da Asena Efsanesi olarak bilinir. Buna göre, güya atalarımızın toprakları basılmış, herkes öldürülmüş, sadece 10 yaşında bir erkek çocuğu elleri kolları kesilerek bırakılmış. Bir kurt onu bularak bakıp büyütmüş. Sonra bu şahıs kurdun arka nahiyesine taaruz ederek, onu hamile bırakmış ve bu iş hoşuna gidince , 9 defa daha hamile bırakmış. Enik mi, çocuk mu herneyse,işte onlardan birine de Asena adı verilmiş ve biz onların soyundan geliyormuşuz. Böyle zoofilik kökenler bulmaya çalışırsak kendimize, Evropa Birliği'ne değil, psikiyatri kliniğine girebiliriz ancak. Sonra köy sosyolojisinin bulgularına bakacak olursak, bu efsaneye uyan hayvanın eşek olması gerekir ki, bu durumda da 'çüş' demek için yeterince sebebimiz olur. Paşalarımın izniyle, üstüme vazife olduğu üzere, size hakikatleri anlatmalıyım ki, hiçbir vatan evladı dolunay çıktığında, ele güne, anarşistlere ve uzaylılara rezil olmasın efendim.
Yine bildiğiniz gibi, hiçbir vatan evladının korsan olarak basmayı düşünemeyeceği, ama eksik aktarılan bir destanımız var. Sıkınca topakları arasında şüheda fışkırmasıyla ünlü bu topraklar için canını ve 10 yılda bir asker selamını esirgemeyen herkesin bildiğinden emin olduğum bu destan, özetle şöyledir: Albızın döllerinin saldırıları sonucunda Ergenekon'a sığınan ve haşa hiçbir hayvanla çiftleşmedikleri için Discovery Channel'da yayınlanan herhangi bir belgesele konu olmayan atalarımız, burada zamanla çoğalmış ve buraya sığamaz olmuşlar. Ancak, o başı pare pare dumanlı dağı aşmak için bir geçit bulamamışlar. Tam bu sırada, muhteşem bir kara geyik çıkmış ortaya. Boynuzlarındaki dalların sayısı, şimdiki Cumhurbaşkanlığı Forsu'daki yıldızlar kadar olan bu geyik, onlara çıkış yolunu göstermiş. Dağın dibinde bir geçit oluşturacak şekilde uzayıp giden bir demir madeni yatağının başlangıcıymış burası. Böylece önce geyiği, sonra da demiri bulan atalarımız, Çin Seddi'ne bakıp, son birkez 'abi kim bilir kaç kişi çalışmıştır bunun yapımında? Ne kadar çok taş harcamışlardır bunu yaparken? Vay vay vay! Vay ki ne vay'' deyip, çıkışın girişine (evet, paradoks da atalarımız tarafından bulunmuştur) doğru yollanmışlar. Yollanmadan önce de Çinliler'in ormanlarına dalıp, tarihin ilk kaçak odun kesimini gerçekleştirerek, demiri yakarak eritmek için gerekli maddeyi elde etmişler. Börtüçene adlı yiğit bir kişinin öncülüğünde girişmişler bu işe ve sonunda bir atın rahatlıkla geçebileceği bir geçit oluşmuş. (Şopar Arap kaynakları, bunun at değil, deve olduğunu belirtirler. Sözkonusu mahlukatın o ecüş bücüş deve değil de at olduğu, bugünkü üçlü bahis ve altılı ganyan tutkumuzdan belli değil midir? 'Atla deve değil' deyiminin kaynağı da bu olaydır.) Demiri eritenler dışındakiler de geyikle muhabbet ederek hem zamanı değerlendirmiş, hem de şimdiki cumhurbaşkanlığı yasa tasarısına kadar olan zamanda yaşayacakları şeyler hakkında bilgi almışlar geyikten. Geyik muhabbeti, zamanla geliştirilen bir sözlü edebiyat dalı olarak, işte bu kara geyikle başlamıştır. Yine bölücüler tarafından bugünkü nevrotik durumuna getirilmeden önce bütün Türk yurtlarında kutlanan Newroz da, (afedersiniz paşam, nevroz) Ergenekon'dan çıkış tarihine denk getirilerek, o zaman icadedilmiştir.
İşte o zamandan beri, atalarımız geyiklerle hep dost olmuş ve (zaman zaman yoldan çıkıp geyik avlama olaylarına karşı, bir duyarlılık örneği olarak da 'geyik avı' adlı türküyle, 'ağıt' adı verilen folklorik ögeyi icadetmişlerdir.) geyik muhabbetleri ebediyen sürdülmek kaydıyla günümüze kadar korunmuştur. Bazı açılardan,benden ve sayın Mehmet Ali Kışlalı'dan bile daha hayırlı bir vatan evladı olan sayın Hayrettin Karaca, vatan toprağının kaymasıyla ilgilenene kadar, 'çifte geyik karaca' markalı kazaklar üretmekteydi. Aslını unutmayan ve hayvanlı porno filmlere senaryo yazmaya karşı olan bu soylu kişiyi de saygıyla selamlıyorum.
Şimdi biraz tanımış oldunuz beni. Atalarımızın dostu olan bu hayvanın adını kendime yakıştırmaktan gurur duyuyorum efendim.
Hayvanlar alemiyle (afedersiniz, tarihle) ilgili, başka belgesel yazılarla ve atalarımızın becerdikleri şeylere dair, destansı güzellikte sohbetlerle sizi aydınlatmaya devam edeceğim.
savaskarsitlari.org
Alıntıdır
|