Alıntı:
Erdoğan´isimli arızadan alıntı
İnandığınız değerleri tartışmaya açmanız, aslında kendi inancınızdan hâlâ şüphede olduğunuzu gösterir. İslâm da tartışma yok, tebliğ vardır.
......
Saygı, insanların herhangi bir Din veya fikre inanma ya da inanmama haklarına gösterilir.
|
Yanıtların hepsini okumadım, az bişey gevelemek istedim sadece...
Öncelikle, alıntıladığım yanıtı beğendim, katılıyorum.
Sonra, inanmayan biri ne hisseder diye sormuş konuyu açan arkadaş... Şunu hisseder bir noktada, hayat ona dayandığında: her şey aslında tamamen boş ve anlamsız!
Ama hayatta kalır... Neden? Normalde sonlaması gerekirdi ya... Ama insanın 2 temel içgüdüsü vardır; 1) hayatı idame ettirmek 2) türün devamını sağlamak... O nedenle din ve seks en büyük sektörleri oluşturur... Savaşı da katalım hadi buna, ama o da hayatta kalmayı idame ettirmeye girecektir nihayetinde...
Bir yaratan'a inanmakla, kitaplı bir dine inanmak arasında çok fark olduğunu sanıyorum. Yaratan kavramına inanmak kişiseldir. Kitaplı dinler regülatiftir. Size inanmanın koşulunu ne nasılını dayatır, uymayana yaptırım tehdidi savurur. Ha bir siyasi rejim boyunduruğundasınız, ha bir inanç formalizasyonu boyunduruğunda, farketmez...
Kitaplı dinler insan icadıdır, Tanrı bunlarda ebeveynseldir... Ne kadar "rahman, rahim, o, bu şu" da denilse, aslında öz olarak baskıcı, şekilleyici, belirleyici, faşizandır. Hatta acımasızdır. Kitaplı dinler en ciddi nevroz yaratıcılarındandır bence...
Ben ortaokulda bunu reddettim. Hep kendime bir soru sormuşumdur: Bir Tanrı varsa, bu benim dünyevi yaşamımdaki nasıl'lığımı nasıl etkileyecek ki? Öldükten sonra huriler, cezadan kaçınmalar falan... Hepsi bir korku + ödül/ceza sistemi üzerine kurulu. Materyalist bir mizan peşinde... Hem bana özgür irade ve sorgulayıcı bir akıl verilecek... Hem sonra benden tâbi olmam, "kural"ı sorgusuz şartsız kabul etmem beklenecek... Çok temel bir çelişki bence...
Din dediğiniz bence vicdandır. Gelişmiş bir vicdanın dine zinhar ihtiyacı olmadığı gibi, din bu gelişimin kısıtlayıcı bir engelidir de... Bu istendiği kadar süslensin... "Katli vaciptir" diyen bir Tanrı olamaz! Tanıma aykırı bu ya...
Şimdi ben de soruyorum: neden din ve uhreviyet bu derece önemli yani? Üzerinde yaşadığımız dünya göçmek üzere... Şu anda ilgilenilmesi gereken sahiden de bu mu? Ya da bu şekilde mi ilgilenilmeli bununla? İnsan olmazsa ortada, Tanrı'nın en azından insan için ne önemi kalır ki?
Ha, yüksek boyuta alınacağınız şu modern din olan new age akımından bahsedecekseniz, hani şu Lemuryalılar falan, bence o çoook daha uzun ve demagog bir hikaye...
Cebimizden, ruhumuzdan ve hayatımızdan bolcana çıkartıp, ödeyip duruyoruz...
Reddedememenin korkusunu yaşıyoruz hep... Peki neden?