|
Bu konuda, bilerek eğitimsiz bırakılan insanlarımız masumdur. Yıllarca okullar da "Eğitim" görüntüsünde "İç düşman/Dış düşman" geyikleri ile sürekli Şoven duyguları şişirilerek oyalandı. Verilen ezberci eğitimin kumpasından kendisini kurtarabilen, ancak diğerlerinden daha farklı zekâ yapısına sahip azınlık bir öğrencii grubu oluyor. Onlara da, ünivrsiteyi bitirdikten sonra yurt dışında veya ülke içinde gayet dolgun ücretler verilerek sınıf atlamaları sağlanıyor.
Geriye kalan eğitimsiz yığınların bilim de fen de ürettikleri bir yenilik, toplum olarak hem kendimize hem insanlığa fayda sağlayacak düşünce veya üretimleri olamadığı/olamıyacağı için 11 adamın bir topun peşinden koşarak kaydettiği sayılar, tüm ülkenin ayağa kalkmasına sebep olabiliyor.
Denilebilir ki, aynı futbol hastalığı Avrupa da yok mu ?
Evet var.
Ama onlar hem üretiyor, hem tüketiyorlar. Eğlenceyi hak ediyorlar.
Biz ise üretmeden tüketmenin, emek harcamadan kazanmanın (köşe dönücülük) inceliklerini sergileme noktasındaki yetkinliğimizi dünyaya ıspat etmiş bireyler olarak, basit bir maçla tüm milli duygularımızı şişirebiliyoruz.
Canımızı dişimize takarak, ekran karşısında dualar ile destekleyerek beklediğimiz başarıyı, istiklâl harbinde denize döktüğümüz Yunan dört yıl evvel başamıştı.

Ahlaki temeli sağlam olmayan bir toplum, -ruhunda arta kalmış barbarlık duygusunun da tesiriyle- soyguncularına karşı hayranlık duyar.
Andre Maurois
Konu Erdoğan tarafından (24-06-2008 Saat 22:56 ) değiştirilmiştir..
|