Tekil Mesaj gösterimi
  #3 (permalink)  
Alt 20-06-2008, 11:42
Erdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Erdoğan Erdoğan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 209
Ülkemiz de gerçekten Solcu/Sağcı/Şeriatçi vs. gibi fikirsel kimlikler ancak halk içinde bulunmakta. Siyasi örgütlenmelerin tepesinde görünenler, ellerinden değişik maskeler ile dolaşan Militarist/Faşist yapılanmamnın adamları. "Ellerinde maske" nitelemesini bilerek kullandım. Çünki, bu adamlar da birden fala maske var.1970 lerin sonlarına doğru MHP genel başkan yardımcısı olan Yaşar OKUYAN, daha sonra ANAP'ta bulundu. Bir ara kendisi parti kurdu. Olmadı, CHP ile flört etti. CHP, muhtemel tepkileri düşünerek kendisine "Uzak dur" dedi. Şimdi zamanın "Şıh"ı Hazreti Yaşar Nuri efendinin partisinde genel başkan yardımcısı olmuş.

Bu yorumu sadece OKUYAN'a takılarak yapmadım. Memlekette böylelerinden istemediğiniz kadar bulunmakta.Tabanda ki yapılanmayı kontrol etmek için sivil toplum örgütlerinin tamamına yakınının yönetim kadrosunda derin devletin adamları oturur. Bu husus da ilginç bir örnek vereceğim.

Refah-yol hükumeti zamanında işçi ve memurlara hatırı sayılır maaş artışları sağlandı. Fakat hatırlayınız o devre de hemen tüm işçi-memur sendikaları "Lâklik yürüyüşleri" düzenledi. Hükûmet düşürüldü, "Yorgan" gitti kavga bitti. Fakat daha sonra rahmetli ECEVİT hükumeti döneminde görülen ekonomik krizler le ilgili olarak bu sendika patronları, göstermelik demeçler vermekten öte bir şey yapmadılar.O zaman Türk-İş başkanı olan Bayram MERAL şimdi CHP milletvekili...

Peki sendikaların asli görevleri çalışanların özlük haklarını korumak mı, yoksa laikliğe sahip çıkmak mı ? Eğer "ikisi de önemlidir" denirse; Lâiklik mevzusunda gösterdikleri hassasiyeti, sorumlu oldukları işçilerin özlük hakları konusunda neden göstermezler ?

Önceleri "Lâiklik yürüyüşleri", 2007 seçimleri öncesinde plânlanan "Cumhuriyet mitingleri" ve nihayet "Anayasa mahkemesi kararları" arkasında "Zinde güçler"in olduğunu görmemek için başımızı kuma gömmek gerkiyor. En garip olanı da, bu oligarşik düzeni "Demokrasi" diye yutturma çabaları...

1930 ların "Asr-ı saadet" dönemi özenetisi taşıyanlar, "Millete rağmen" bir dayatmanın uygulayıcıları olanlardır. Ancak tarihin hiç bir döneminde bu tür dayatmalar başarılı olamamıştır. Tek başaracakları, gerçek demokrasiye doğru işleyen sürecin hızını kısmen yavaşlatmak olacaktır.


Ahlaki temeli sağlam olmayan bir toplum, -ruhunda arta kalmış barbarlık duygusunun da tesiriyle- soyguncularına karşı hayranlık duyar.
Andre Maurois

Konu Erdoğan tarafından (20-06-2008 Saat 11:48 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla