|
Gündelik koşulların zaman ile değişkenlik gösterdiği de aşikardır. Eğer bu kavramlar ile insanların yaptıkları ifade ediliyorsa, insan doğasının çelişkilerle dolu olduğunu söyleyebiliriz. Aşk, savaş, merhamet, öfke, şiddet gibi olgular insan doğasının ürünleridir ve tarihe baktığımızda toplumsal koşullar ile ne denli değişkenlik gösterdiğini görebiliriz. Savaş, ancak devletler geliştiği zaman toplumsal koşulların bir parçası haline geldi. Ve kölelik, asırlar boyunca toplumun “normal” olarak değerlendirdikleri arasındaydı. Esasen statükonun muhafazası için anarşizmin insan doğasına aykırılığından ya da bir ütopya olduğundan bahsedilse de, asıl ütopya, bu aykırılığa rağmen bazı insanlara diğerlerinin üzerinde güç vermek ve bunun eşitlik, adalet ve özgürlük getirmesini beklemek olacaktır.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|