|
Hoşgörü iyilerin intikamıdır desem ve bunu nereden alıntıladığımı anımsamıyorum diye de eklesem (alıntılamamış da olabilirim ya!) olmaz mı? Öç almak isteyecek denli güçlü bir duygu hissetmek nicedir : intikam intikamı doğurur, intikamın başlatanını tam olarak kestirebilirmiyiz, Kabile kadar varır ucu...! Kolaydır kötüye kötü olmak; ya kötüye iyi olmak, buna inanan var mı hakikaten aramızda, kim diğer yanağını uzatabiliyor, kim bu kadar arı/saf bir usa sahip, üstelik bu mümkün mü, tarih çoğunca da böylesi safsatalarla dolu.
Medeniyetle kılıfladığımız o ilkel, hayvanî yanımızın derimizi yırtarcasına içimizden fırlaması...! Niçin utanayım ki bundan, böylesi bir vodvili kendime mırıldanmam; utancım yalnızca bedelini ödeyemeyeceğim felaketlere imzamı atmak olurdu. Güçlü hislerle ilgileniyorum, gerçek olanlarıyla. "Allahından bulsun" deyip sürüyüp kederimi gitmenin fazlaca bilinçli bir kibir olduğunu düşünüyorum ya da yekten afyonlu bir hâl. Bir insanın bir diğer insandan intikam almak isteyecek kadar tesirli bir his besleyebilmesi için mevzuya konu olan durumun pek yavuz olması lazım gelir. Yazgımız bir!
Cezalandırılması gereken bir davranışa hüküm kıldıysa usum bundan niçin vaz geçeyim ki; kendi adaletimi tesis edebilirim; çünkü olan biten tüm adalet sistemleri kamusal intikam şekilleridir, üstelik 'diğer dünya'ya inancım da yok. Ama gönlümün ve beynimin hakkaniyet araması için de ortada hakikaten dişe dokunur, ciddiye alınabilir bir mevzu olmalı. Üstelik intikam için "aldatma" yolunu da seçmezdim, bu çok cılız bir intikam şekli olurdu bence. (Aldatılarak intikam alınabilecek bir beşer ise intikamın konusu olmaya dahi değmezdi.) Daha kıvrak daha acıtıcı yollar bulurdum, nelerdir diye sormayınız, nasıl ki bir kaza anında daha evvel aklınıza dahi gelmeyen çözümler üretiyor bünye, sanıyorum böylesi bir hissiyat halinde de fazlasıyla yaratıcı olunur. Ha ahmak intikamı mı; onlar yalnızca kendilerini bıçaklayanlar. Bedeli ağır olur bön intikamın. Ben buna intikam dahi demem.
Aldatmak işteş bir fill değil; kişi yalnızca kendini yanıltabilir ama kendine asla yalan söyleyemez. En güçlü intikamsa affeder görünmek, kimse gerçek ve trajik bir kötülüğü affedemez çünkü. Ha kötünün gerçekten kötü, iyinin gerçekten iyi olduğunuysa asla bilemeyeceğiz, bildiğimiz yalnızca kendi hükümlerimiz. Hele ki kimseden intikam almak istemeyecek denli ruhanî yaşama gömülmüşlük, kendi vicdanımızdan intikam almanın en talihsiz yoludur olsa olsa, ki sıklıkla da olan budur...
|