Konu: Dekaloglar
Tekil Mesaj gösterimi
  #15 (permalink)  
Alt 02-03-2008, 03:13
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maria maria isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,075
Dekalog Piec/5: "Öldürmeyeceksin"

"Yasalar, doğayı taklit etmemeli, onu geliştirmelidir. İnsanlar, başkalarını yönetmek için hukuku icat etti. Yasalar, kim olduğumuzu ve nasıl yaşayacağımızı belirliyor. Biz yasalara ya uyarız ya da ihlal ederiz. İnsanlar özgürdür. Onların özgürlükleri, başkalarının özgürlükleri ile sınırlandırılmıştır. Ceza, intikamdır. Özellikle, zarar vermeyi amaçlayan cezalar, suçu önlemiyor. Yasalar, kimin için intikam alıyor? Masumlar adına mı? Masumlar mı kanunları yapıyor?

...

Mahkûm olmanın sonuçları ya da birisini mahkûm etmenin toplum üzerinde caydırıcı olacağı, 50. Madde'de belirtiliyor. Genel olarak caydırıcı. Adaletli olduğu tartışılır sert kararlar genellikle adaletsizlik doğurur. Habil'den bu yana verilen hiçbir ceza bireyi geliştirmedi..."


Bölüm idealist bir avukatın giriş sınavında kurulla olan "suç" ve "ceza" üzerine yukarıda aktardığım savunmasıyla başlıyor.

Jacek'in öyküsü basit ve sıradan. Taşralı 20 yaşında bir genç. Kızkardeşi öldürülüyor; aynı köyden beraber votka içtikleri ve aynı gece kız kardeşini ezen traktör şöförüne olan öfesinin intikamını, şehre göçtükten sonra rastgele seçtiği bir taksi şöförünü öldürerek almaya çalışıyor. Yaptıklarının anlamını sorgulamaktan vaz geçtiği bir "kaybetmiş" gencin idamla sonuçlanan öyküsü.
Filmde dikkat çekici birkaç ayrıntı basit hikayenin "cinayetin" resmi ya da gayr-ı resmî olduğunda cinayet olmuşluğundan çıkmayacağını ve "öldürmeyeceksin" emrinin hem idama mahkum eden yargıcın hem de sanığı savunan avukatın vicdanına bıraktığı tortuyla, iki tarafa birden seslenen bir "emir"olduğunu çıkarsatıyor.

Jacek'in öldürdüğü taksi şöförü "iyilik" abidesi değil lakin yine de Kieslowski cinayeti işleyen çocuğu da "iyi" yansıtmıyor ekrana; izleyende hiçbir acıma duygusu yaratmadan yalnızca "cinayetin" tüm türevlerinin aynı ikiyüzlülüğü barındırdığını sorguladığı için emsallerinden farklı bir "öz"e oturtulmuş "idam" temasının hakkaniyeti sorgulanırken.

"- Ama o gün, eline ip sardığı gün...
Ordaydım.
- Nerede?
- Aynı cafede, aynı anda, bir yıl önce, sınavdan sonra oradan geçiyordum.
Bir şeyler yapabilirdim."

Polonya'da idam iple gerçekleştiriliyor, Jacek'in de "kurban"ını iple öldürmesi cinayetler arası hiçbir ahlakî farklılık olmadığını "simgelemek" amaçlı kullanılmış olsa gerek. Her iki kurban da öleceklerini anladıklarında geride bıraktıkları "kadınlarına" (taksi şöförü karısına, idamlık mahkum annesine) birer hatıra bırakmayı son arzuları olarak diliyorlar, bu da ölümden önce düşünülebilecek tek şeyin geride kalan "güçsüz"ü düşünmek olduğunu vurgulamakta. Ve her iki cinayeti de engellemeyi başaramayan avukat "bir şeyler" yapamamanın acısını filmin sonunda "senden nefret ediyorum" diye defalarca bağırdığı; -muhtemel insanî acziyetiyle- Tanrısına öfkesini kusuyor.

"Karar:
Polonya Halk Cumhuriyeti adına 27 Kasım 1987 Varşova Mahkemesi, Jacek Lazar davasında onu Waldemar Rykowski'de 16 Mart 1987'de soygun ve cinayetten suçlu bulmuştur. Ve ilgili kanunun 148 Maddesi 1. Paragrafı 44 Madde 2. paragrafına göre cezası idam ve vatandaşlık haklarının alınması hükmüne varılmıştır. Temyiz başvurusu reddedilmiştir.
Karar şimdi infaz edilecektir."

Gündüz Andrzej Wajda'nın bir baş yapıt niteliğindeki 'Danton'unu izledim, o filmi ayrı bir başlık altında irdeleyeceğim velakin Cumhuriyet (halk) adına işlenen "cinayetlerin" legalleştirilmesine çarpıcı bir diğer örnek olan Dekalog V, serinin en iddialı bölümlerinden biri olarak yerini hafızalarımızda alacaktır...

Not: Filmleri sıcağı sıcağına irdelemeyi tercih ediyorum velakin metinlerin doyurucu olmama riskini göz alarak.
Alıntı ile Cevapla