Tekil Mesaj gösterimi
  #1 (permalink)  
Alt 23-02-2008, 12:56
kaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kaos kaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 33
Mesajlar: 222
Standart Kronştadt Ayaklanması

1921 Mart'ında, Finlandiya Körfezi'nde, Petrograd yakınlarındaki Kronştadt deniz üssünün denizcileri, iktidara gelmesine yardım ettikleri Bolşevik hükümete karşı ayaklandılar. "Özgür sovyetler" sloganı altında 16 gün, buzlar üzerinden kendilerini ezmeye bir ordu gönderilene dek ayakta kalan devrimci bir komün oluşturdular. Uzun ve kanlı bir mücadeleden sonra, her iki taraftan da ağır kayıplarla, ayaklananlar bastırıldı.

Kronştadt ayaklanması, sık sık iddia edildiği gibi, anarşistler -ya da buna benzer, başka herhangi bir tek parti ya da tek grup- tarafından esinlendirilmiş ve yönetilmiş değildi. Katılanlar, ne sistematik bir ideolojiye sahip olan, ne de özenli bir eylem planı ortaya atan, çeşitli türden radikallerdi- SD'ler, Menşevikler, anarşistler, sıradan komünistlerdi. Düsturları çeşitli devrimci ifadelerin bileşiminden oluşuyordu ve muğlaktı, iyi tanımlanmamıştı; bütünsel devrimci bir program olmaktan çok, bir dertler listesiydi, yoksulluk ve baskıya karşı bir protesto çığlığıydı. Başkaldıranlar, ayrıntılı öneriler yerine, Kropotkin'in deyişiyle, özgürce seçilmiş sovyetler eliyle iş gören "kitlelerin yaratıcı ruhu"na güvenmeyi yeğlemişlerdi.

Ama Kronştadt tam anlamıyla anarşist bir olay değilse de bu, 1917'de böylesine güçlü olan anarşizm ruhunun orada hiç bulunmadığı anlamına da gelmiyordu. Başkaldırının politik temel belgesi olan Petropavlovsk Önergesi'nin yazarlarından biri, anarşist olarak nam salmıştı ve hareketin kilit sloganlarından kimileri de -"özgür sovyetler", "üçüncü devrim", "kahrolsun komiserokrasi"- (başka yerlerin yanı sıra) Gregori Maksimov'un sovyetler üstüne denemesinde ve yukarda aktarılan Makhno duyurularında öne çıkan, İç Savaş sırasındaki anarşist sloganlardı.

Her durumda, ayaklanma bütün Rusya'daki anarşistleri sevindirmişti. Onlar Kronştadt'ı "İkinci Paris Komünü" olarak selamladılar ve buna karşı askeri birlikler gönderdiği için, hükümeti öfkeyle kınadılar. Başkaldırının doruğunda, Petrograd sokaklarında, başkaldıranlara sırtını çevirdiği, Finlandiya Körfezi'nde topçu bataryaları gürlerken sessiz kaldığı için halkı eleştiren, anarşist bir bildiri ortaya çıktı. Aleksandr Berkman ve Emma Goldman gibi öteki anarşistler ise, çatışmada arabuluculuk yapmaya ve bir kan deryasını önlemeye çalıştılar. Ancak bu çabaları boşa gitti. Başkaldırı acımasızca ezildi ve bunun ardından, ülkede yeni bir politik tutuklamalar dalgası esti. Petrograd, Moskova, Kiev, Harkov ve başka kentlerdeki anarşistler toplandı. 1921 Eylülü'nde Çeka, Fanya Baron'u ve anarşist şair Lev Çerni'yi vurdu. Emma Goldman öylesine kızmıştı ki, Üçünü Enternasyonel'in toplandığı salondaki bir sıraya kendisini zincirleyip, protestosunu delegelere dile getirmekten, ancak yoldaşları tarafından caydırılabildi.

İçte ve dıştaki protestolar arasında, Lenin, Sovyet hükümetine şiddet yoluyla muhalefet ettiği yolunda bir kayıt bulunmayan ünlü anarşist tutuklulardan kimilerini serbest bırakmaya karar verdi. Maksimov, Volin ve başkaları 1922 Ocağı'nda Berlin'e gittiler. Bu arada, Aleksandr Berkman ve Emma Goldman, cesaretleri kırılmış bir durumda ve düş kırıklığı içinde, ülkeyi terk etmeye karar verdiler. Geride kalanlar bir kenara itildi, aşağılandı ve sonunda ezilip sürgün edildiler. Yenilgi melankolisine yakalanmakla birlikte, anarşistler kendi idealizmlerine sonuna dek bağlı kaldılar ve sonunda, devletsiz bir toplum düşlerinin zafere ulaşacağı umudunu hiç yitirmediler. Yoldaşları hapiste ya da sürgündeyken, 1920'li yılların başlarında, Berkman "Bolşevizm geçmişte kalmıştır," diye yazıyordu. "Gelecek, insana ve onun özgürlüğüne aittir."

Kaynak: Kendi Belgeleriyle Rus Devriminde Anarşistler
Derleyen: Paul Avrich
Metis Yayınları, 1992


fuck the system!
Alıntı ile Cevapla