Tekil Mesaj gösterimi
  #8 (permalink)  
Alt 01-01-2008, 00:19
Erdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Erdoğan Erdoğan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 186
Öğrencilerin % 80 ii kendilerine okul da verilen bilgilerin sadece içinde bulundukları sınıf veya ÖSS sınavında lâzım olduğunu düşünmektedirler. Solucanın sindirim sistemleri ile sinekler de ki Trake sistemlerinin gerçek hayatta ne zaman ve nerde gerekeceğini anlamamaktadır ve bu sıkıntılarında da haklıdırlar.

"Eğitim" veriyoruz diye insanlarımnızn kafasını fuzuli bilgilerle doldurursak, hem akıl için gerekli olan mantık iflâs edip kişi de düşünce bozuklukları başlar, hem de aklın çalışması için gerkli olan bilimsel verilerin beyinde bulunmaması nedeniyle oluşan boşluk bir tür "ıvır-zıvır" cümleler ile doldurulur. Nasıl ki Bilgisayarınızın işletim sisteminde sistemin çalışması için gerekli olan dosyalar eksik olunca çalışmıyor ve hata veriyorsa, -kişinin beyninde bir rahatsızlık olmadığını varsayar isek-, aklın doğru çalışması için gerekli olan bilgiler de noksan olduğunda bu tip insanlar "Kafada bir kaç tahtası eksik" durmuna düşerler..

Doğru akıl için doğru bilgi ve doğru eğitim gerekir. Halbuki biz de eğitim öğrenmeye, araştırmaya, sorgulamaya yönelik değil de yönlendirme/koşullandırmaya mâtuftur. Mesela şu fıkra bizlerin "Eğitim"(!) şaklabanlığı altında nasıl şartlandırıldığını anlatan ilginç bir örnektir.

Adamın birsinin ruh doktoru arkadaşı varmış. Bir gün sohbet esnasında,

"Yahu doktor. Hep merak etmişimdir. Delilerin akıllandığına nasıl kanaat getiriyorsunuz ?" diye sormuş.

Doktor sakin bir şekil de,

"Gayet basit." demiş. "Bir küveti dolduruyoruz ve hastaya boşaltması için bir kepçe, bir sürahi ve bir de kova veriyioruz. Siz ne yapardınız ?"

Adam kendisinden gayet emin bir vaziyette,

"Bu da sorumu canım. Tabi ki içlerinde en büyüğü kovadır. Küveti onunla boşaltırım."

"Hayır." demiş doktor. "Akıllı adam küvetin tıpasını çeker."

Bizler henüz kendimize sunulanların dışında başka çözüm yolları da oabileceğini düşünemiyoruz. Bu nedenle ne gösterilir/tanıtılırsa onları alıp kabul ediyoruz. (Modaya uyarak giyinme, yeni duyduğu kulağına ilginç gelen kelime ve anlatımları anlamları üzerinde düşünmeden alıp kullanma, ekonomik durumuna dikkat etmeden imkânlarını zorlayan tüketim çılgınlıkları, müntesibi olduğu parti liderininin cümelerini papağan gibi tekar etmeyi marifet zannetme vs...)

Bu içine düştüğümüz duruma da bize "Eğitim"(!) diye verilen ucube sebep oluyor. Biraz meraklı olan, kendisine dayatılan bu durumdan rahatsız olan kişiler de, ya araştırıp sorup içinde bulundukları kumpası parçalayarak kendilerini kurtarıyor; ya da "Amaaan boş ver." deyip anlık değişikllik ve mutluluklar ile tatmin olmaya çalışıyor.


Ahlaki temeli sağlam olmayan bir toplum, -ruhunda arta kalmış barbarlık duygusunun da tesiriyle- soyguncularına karşı hayranlık duyar.
Andre Maurois

Konu Erdoğan tarafından (01-01-2008 Saat 00:22 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla