Sizinle birkaç forumda yazışmalarımız üzerine, fark ettim ki çok uzun yazıyoruz ve diğer arkadaşlar da konuya müdahil olamıyorlar; bu kez tek tek ele alalım ve kısa olsun diyorum, deneyelim.
Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı
Önce şu alıntıyı veriyorsunuz :
Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı
"İdeolojiler, toplumsal gereksinmeleri karşılayan, o gereksinmeleri duyan kesimlerce benimsenmiş, kendi içlerinde tutarlı sistemlerdir." (Kışlalı*)
Sonra da
Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı
Az gelişmiş ülkelerin devrimlerinde bir «tepeden inmelik» söz konusudur, doğru.
(...)
Bu «tepeden inmeliğin» sakıncası devrimin sürekliliğini sağlayamamada görülmüştür.
Ben burada açık bir çekişki görüyorum . Toplumsal bir gereksinim varsa şayet, değişim tepeden değil tabandan gelir . Eğer tabanda gerçekten böyle bir değişim talebi yoksa tepeden inme politikalar sürdürülemez. Günümüzde görüldüğü gibi ! Çünkü kimse kimsenin kafasına vurarak ve kafasını vurarak onun ihtiyaç duymadıklarını ona "iyilik" olarak dayatamaz . Dayatabileceğini söylüyorsanız, "konjonktürün gereğidir" diyorsanız , Amerika'nın halklara tepeden inme demokrasiler bahşetmesine itiraz edemezsiniz . Aynı zihniyetin biri içe tezahürü , biri dışa tezahürüdür .
|
İlkiyle başlayayım.
Tek Yol Devrim topiğinde de bunu konuşmuştuk sanırım.
Öncelikle "tepeden inme" diye tırnak içine aldığım ifadenin kendi benimsediğim bir ifade olmadığını ısrarla belirtmeliyim. Ancak "üst-yapıların" modellenmesi adına diye de özellikle açıklamış ve ilkelerin referanslarını söylemiştim, kaçırmışsınız.
Hiçbir çelişki söz konusu değil, Tek Yol Devrim forumunda da konuşmuştuk bunu ve yanlış anımsamıyorsam Helvacıoğu "çokluklar"dan bahsetmişti, yani; örgütsüz, bilinçsiz kalabalıklardan, yukarıdaki son iletimde de özellikle Şevket Süreyya'nın mevcut "çoklukları"n durumlarını ortaya koyan paragrafını alıntıladım.
Sapla samanı karıştırmakta üstünüze yok azizim, Nazizm ve Kemalizm'i neredeyse "bir" tutacaksınız, diyelim ki "yöntem" olarak aynılardı, bıçak ekmek kesmeye de, adam öldürmeye de yarar, unutmayınız, Amerika örneği pek bir nüktedan kaçmış...
Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı
Eğer tabanda gerçekten böyle bir değişim talebi yoksa tepeden inme politikalar sürdürülemez
|
Böyle bir "taban"ın var olmadığında hem fikir miyiz, yoksa son derece bilinçli, örgütlü, modernist, reformist (artık aklınıza her gelebilecek istist) bir bilinçli "taban"ın mı varlığı söz konusudur Kemalist Devrim öncesi...?
Sizden de "yuvarlamadan" yanıt bekliyorum...