Önce şu alıntıyı veriyorsunuz :
Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı
"İdeolojiler, toplumsal gereksinmeleri karşılayan, o gereksinmeleri duyan kesimlerce benimsenmiş, kendi içlerinde tutarlı sistemlerdir." (Kışlalı*)
|
Sonra da
Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı
Az gelişmiş ülkelerin devrimlerinde bir «tepeden inmelik» söz konusudur, doğru.
(...)
Bu «tepeden inmeliğin» sakıncası devrimin sürekliliğini sağlayamamada görülmüştür.
|
Ben burada açık bir çekişki görüyorum . Toplumsal bir gereksinim varsa şayet, değişim tepeden değil tabandan gelir . Eğer tabanda gerçekten böyle bir değişim talebi yoksa tepeden inme politikalar sürdürülemez. Günümüzde görüldüğü gibi ! Çünkü kimse kimsenin kafasına vurarak ve kafasını vurarak onun ihtiyaç duymadıklarını ona "iyilik" olarak dayatamaz . Dayatabileceğini söylüyorsanız, "konjonktürün gereğidir" diyorsanız , Amerika'nın halklara tepeden inme demokrasiler bahşetmesine itiraz edemezsiniz . Aynı zihniyetin biri içe tezahürü , biri dışa tezahürüdür .
İkinci olarak Maurice Duverger'den bir alıntı yapıyorsunuz :
Maurice Duverger :
"demokrasi geleneği bulunmayan gelişmekte olan ülkeler için, demokrasiye hazırlanma ve geçiş yolunda en uygun ideoloji"
Aklıma şu soru geliyor : Neden ve nasıl demokrasiye geçiş için en uygun ideolojinin resmi ideoloji olduğu ülkemiz, demokrasi sıralamasında bu kadar geride olabilir ?
Cevabını veriyorsunuz :
Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı
" Ama bu ideolojinin suçu değil onu ileriye taşıyamayanların suçudur. "
|
Aslında belki Yahudi soykırımı da Nazizm ideolojisinin suçu değil !? Suç onu doğru uygulayamayanlarda ! Ya da Sovyetlerin uyguladığı sosyal-emperyalizm , proleterya diktatörlüğünün ve proleter enternasyonallizmi düşüncesinin suçu değildir . Hepsi yöneticilerin suçu ! Hatta belki Satanizm'de düşüncede çok iyidir ama satanistler onun iyiliğini anlamamakta ve onu yozlaştırmaktadır !
Bu düşünce yapısı ile her türlü şey aklanabilir . Kimi zaman "halk suçlu"dur ! (son seçimler ) ; kimi zaman "yöneticiler" ; kimi zaman "medya" ; kimi zaman "dış güçler" ...
Mazeret bitmez . Haticeye değil neticeye bakalım ! Netice tabandan gelen " II. Cumhuriyet "
Dikkatimi özellikle çeken cümlelerinizden biri :
Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı
bireylerin kafasında ulus-devletiyle bütün olma duygusunun hiçlenerek, özgür platolar vaadiyle uyuşturabilir bir hülyalı afyon...!
|
Siz özgürlüğü ulus-devletle bütünleşmekte görebilir ve bunu seçebilirsiniz . Ama ben her türlü devlet modelini potansiyel bir suç aygıtı olarak görüyorum . 20 yy. ın kitlesel katliamları hep birilerinin devletle bütünleşip, diğer devletle bütünleşmiş kitlelerine karşı açtığı kütlevi savaşlarla geçti . 21 yüzyılda siz yine ve her şeye rağmen hem "birey" kelimesini zikredip hem de ironik bir şekilde devletçi , milliyetçi , toplumcu , " tepeden inme " inkılapçı , bir yapılanmayı savunuyorsanız, ne diyebilirim ? "Afyon"um gereği "bildiğiniz yönde devam" derim herhalde !
Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı
Bu afyonun tesirini artırmak için «futbol, etnik milliyetçilik, din ve pornografi»nin de ponpalandığını söyleyebiliriz.
|
Bunu biraz açmanız gerekiyor .
Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı
Ütopik vaadler asırlar boyu gerçekleştirilememişken; üstelik de kişisel düşünceme göre de gerçekleştirilme imkanı yokken, bu vaadkâr insanların ne veya kime hizmet verdiğini de sezmek mümkün.
|
Ütopyalardan arınmış tek siyasal sistem liberalizmdir . Liberalizmin disütopyaları vardır ve sadece olumsuz senaryolara karşı hassastır . İnsanlığa mutluluk bahşetmek gibi söylemleri yoktur . Ne eşit olmayanları eşitlemeye çalışır , ne tek bir din altında birleştirmeye çalışır . Herhangi bir ırkın üstünlüğünü de savunmaz . Herkesin yetenekleri ölçüsünde üretme , yaratma hakkının korunmasından yanadır . Adaleti sağlayan devlet değil piyasanın kendi iç dinamikleridir .
Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı
Bırakın gerici olmasını ve geride bırakmamızı, henüz Kemalizmin hedeflediği noktaya gelemedik bile...
|
Bu cümlenizi de yuvarlak kelimeler kullanmadan izah etmenizi isteyeceğim . Nedir bu hedeflenen nokta ?