|
Bir konuyu anlamak ve anlatabilmek için, ilk önce terimleri dogru bir sekilde algilayabilmek gerekir. Savaslar ve barislar, insanligin her döneminde var olmustur, fakat asirlar geçtikçe, sekil ve boyut degistirmistir. Savaslar da aslinda bir komünikasyon aracidir, mesaj iletme seklidir, ve diger bir yönden de diplomatik araçlardan bir tanesidir.
Simdi, "baris savasla elde edilir mi?", veya barisin yolu savastan geçermi? Aslinda, her savasin sonu, mutlaka baristir, veya en azindan ates kestir. Nasil ki her hayatin sonu, ölümdür, ne kadar uzun süre yasarsaniz yasayin, sonunda mutlaka öleceksiniz. Demek ki, barista her savasin kaçinilmaz sonudur. Ama isteyerek, ama istemeyerek, her savas barisa dönmeye mahkumdur. Bu barisin gelmesi kaç zaman alir? Iste bu bilinmez, verilere , konjonktüre göre, degisir. Ve bazen, öyle durumlar olur ki, siz barisi getirmek için savasmak zorunda kalirsiniz. Söyle ki, karsinizda anarsist bir güç vardir, ve bu güç toplumun huzurunu bozmaktadir. Siz bu güce karsi nasil bir tavir takinirsiniz? Ya yumusak yüz gösterip, taviz verip, boyun egersiniz, veya dislerinizi gösterip, o gücü etkisiz hale getirirsiniz. Iste, o gücü etkisiz hale getirmek demek, o güce savas açmak demek. Eger bu konuda basarili olursaniz, barisi saglamis olursunuz. Fakat, sunu da unutmamali ki, sadece savas açmak ve bu savasta galip gelmek, bu huzursuzlugu kesin bir sekilde kaldirmaz. O sorunu temelinde analiz etmeli, ve paralel çalismalar yürütülmeli, korunmakdan önce sorunlara karsi önlem almali, hatta bir fransiz tabiriyle "tavugu yumurtasinda öldürmeli", yani sorunlar çikmadan o sorunlari olusturacak, tetikleyecek durumlari ortadan kaldirmali..Bugünkü Türkiye'nin hali, bu konuya örnek teskil eder..
|