Tekil Mesaj gösterimi
  #1 (permalink)  
Alt 29-11-2007, 02:12
kirLisiyah kirLisiyah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Normale dönmüş
 
Üyelik Tarihi: 27-11-2007
Yaş: 22
Mesajlar: 32
Standart Sepultura gitaristi Andreas Kisser ile röportaj

Sepultura, eskiden neredeyse herkesin sevdiği bir gruptu, bazıları için hala öyle.

Röportaja Andreas’a yeni albümleri Roorback’in isminin anlamını sorarak başlıyoruz.

Bu ismi bulan sitemizin webmasterıydı. Kendisi bizimle birlikte stüdyodaydı çünkü biz şarkıları kaydederken bizi çeken bir kamera vardı. Webmasterımız bir çok web sitesi biliyor ve internette sörf yaparken bu ismi bulmuş. İsmin çok güçlü bir anlamı var ve biz daha önce hiç duymamıştık. İsmin anlamı ise “sahte propaganda”. Bilirsin politikada avantaj kazanmak için yalanlar yaymak ve onun gibi şeyler. Yani albümün ismi albümdeki şarkı sözlerini gayet iyi anlatıyor. Bu daha çok bizim son iki yılda gördüklerimizin etkisi, biliyorsun özellikle son iki yıl, savaşlar ve bizim bu tarz pisliklerin oluşmasını önlemek için hareket etmemizin sonuçları. Ve o tarz şeyler işte bilirsin. Bunlar bizim albümde bahsettiklerimiz dolayısıyla ‘Roorback’ isminin albümü anlatacağını düşündük.

Benim görüşlerime, zevkime göre müzik tarzınızı değiştirdiniz. Artık hardcore’a daha yakın bir tarzınız var.

Evet, bu kez daha ham ve çiğ bir şeyler yapabileceğimizi düşündük. Sadece temel elementlerle 12 şarkı yaptık.

Sizin eski Finli punk gruplarından bazılarının sıkı fanı olduğunuzu biliyorum. Kaaos, Terveet Kadet ve …

(Andreas araya girer) Ratos! (Güler)

…Çünkü yeni albümde bu grupların bazı etkilerini duyabiliyorum.

O gruplar hep bizimle beraber çünkü onlar Sepultura stilinin bir parçası… özellikle Max ve Igor çünkü onlar çokça hardcore dinler. Ben Sepultura’ya katıldığımda çok şey öğrendim çünkü ben heavy metal geleneklerinden geliyordum. Bunları birleştirdiğimizde müziğimizde daha sert bir şeyler var. Özellikle de canlı çaldığımızda. Biz hardcore’un canlı çalındığında yaptığı etkilerden gerçekten hoşlanıyoruz, bu inanılmaz bir şey.

Tüm albümü Brezilya’da kaydettiğinizi fark ettim. Brezilya’da kaydetmek Avrupa stüdyolarında kaydetmekten daha mı ucuza mal oluyor?

Evet. Kesinlikle!

Peki Avrupa stüdyoları kadar iyiler mi?

Kesinlikle. Bence biz Roorback’te sahip olduğumuz seslerden memnunuz ve gerçekten çok çiğ sesler. Steve (Evetts, prodüktör ) son üç albümdür bizimle çalışıyor ve stüdyoda gayet iyi. Bu çok rahat bir durum. Onunla çalışırken çok rahat hissediyoruz. Brezilya’da sizin bildiğiniz tüm o profesyonal araçlar bilgisayarlar mevcut. Gerisi sadece stüdyoyla anlaşmak zaten. Herhangi biri olabilir. Brezilya’da –özellikle Rio De Janeiro’da- gerçekten iyi stüdyolarımız var. İyi malzeme, iyi mikelar (mikes) ve her türlü teknolojiyle çalışabilen Steve; eski bilgisayarlar, yeni bilgisayarlar… Çok çeşitli araçlar kullanabildik; amfiler, equalizerlar… herneyse. Ve çok daha ucuz. Bunlara ek olarak ailelerimize çok daha yakın oluyoruz.

Artık hepiniz Sao Paulo’da mı yaşıyorsanız?

Evet, hepimiz. Derek ülkeye alıştı. Bu ülkeyi her gün birazcık daha seviyor ve bu dili de konuşabiliyor. Buradan hoşlanması iyi bir şey çünkü hep birlikte olmamız bizim için çok önemli.

Bir aile gibi öyleyse…

Evet evet. Bu gerçekten önemli bir şey. Aile gibi olmak, bir dengeye sahp olmak. Böylece aile hayatı ile profesyonel hayatı birbirine karıştırabiliyoruz.

Brezilya’da yaşamak hala tehlikeli mi? Brezilya’daki zorluklardan bahseden şarkı sözleri yazdınız…

Evet, hala tehlikeli … Ancak artık uçak yakalamak tehlikeli (güler). Her yer tehlikeli. Brezilya’da biz sokaktaki tehlikeyle başa çıkmalıyız ama “biz” başa çıktığımız için daha dürüst oluyor… Daha fazla kontrole sahip olmak… Politikacıları daha sıkı çalıştırmak, daha iyi eğitim ve benzeri şeyler işte. Brezilya’daki asıl problem fırsat olmaması. Suç işlemenin kolay ve karşılığını çabuk veren bir seçenek olduğunu söylüyorlar. Çoğu çocuk suça bulaşıyor çünkü okula gitme fırsatları yok. Brezilya’dan kaçmanın hiç bir yararı olmayacak.

Gerçekten sormak istediğim bir şey var. Paul Di’Anno ile aranız nasıl?

Di’Anno? O muhteşem bir insan. Sao Paulo’ya geldi ve onunla birlikte bazı Iron Maiden bestelerini çaldık, rüya gibiydi; çok iyiydi! Birlikte, “Killers”,”Wrathchild”, ve “Phantom of the opera”’yı Brezilya’daki ÇOK küçük bir barda çaldık. Acayip eğlendik, muhteşem biri ve Sepultura müziğini gerçekten seviyor… aynı çocuklarının sevdiği gibi(gülüyor).

Bir süre önce Sepultura’ya katılma olasılığından bahsetti…

Hayır, yani biz bir arada bir şeyler yapmaktan bahsettik, bir şarkı veya öyle bir şey. O da buraya, Brezilya’ya geri geleceğini falan söyledi ancak maalesef ki bu hiç gerçekleşmedi. Roorback albümü için böyle bir şey olacaktı. Birlikte bir şarkı veya şarkılarla ilgili fikirler üretmek süper olurdu ancak şüphesiz bu bizim ileride yapabileceğimiz bir şey.

Cover EP’lerle ilgili ne diyorsun? Exodus, Hellhammer ve diğerlerini yaptınız… Bu arada ne “Piranha”’yı seçmenizi sağladı?

Exodus…yeah… Coverlar yeni versiyonları için oradalar. Bir başkasının daha önceden coverlamadığı şarkı bulmak imkansız gibi. Biz de kariyerimizde etkisi olan şarkıları seçtik.

Hellhammer bile mi?

Evet, Hellhammer bile! Ve biz müzikal anlamda bize meydan okuyacak şarkılar seçtik; U2, Devo, Public Enemy… Sepultura stiliyle o grupların şarkılarını yapmak gerçek bir meydan okumaydı. İyi bir uğraştı ve bize iyi bir okul gibiydi. Roorback’ten hemen önce yaptık ve albümdeki çiğliği yakalamak daha kolay oldu çünkü önceden denemiştik.

Peki ya Metallica ve Exodus ile birlikte yapılan pro grup işi? se*i…(okumaya uğraşıyor) Nasıl okunuyor bu?

se*oturica (güler). Bu bizim on yıl önce Jason Newstead’in ev stüdyosunda yaptığımız bir şey. Bu tarz şeyleri başka müzisyenlerle de çok yaptı. Her hafta sonu böyle şeyler yapardı… Gruplar için yeni isimler bulup, yeni bir müzik yapar, garip karışımlar yapar… Beni, Exodus’tan Tom Hunting’i ve bir de bateristi davet etti. Birlikte üç şarkı ve bir Motörhead coverı yaptık. Müthiş bir deneyimdi ve bence piyasaya sürmesi de iyi oldu. Artık insanlar da dinleme şansına sahip.

Voivod’u birleştirdiğinde şaşırdın mı?

Evet, birazcık.

Ben çok şaşırmıştım(güler).

Evet ama uzun zamandır bir ilişkileri vardı. se*oturica stiliyle yapılmış birkaç demoları vardı. Bilirsin yeni isimler yaratmak, çok iyi anlaşıyorlardı ve müzikal anlamda da çok iyi.

Voivod albümünü sevdin mi?

Evet, ilgi çekici. Amerika’da birlikte turladık. Voivod’da çalmak için ilk kez olarak şansımız olmuştu ve o grubun bize çok güzel etkileri oldu.

“Under The Pale Grey Skies” albümünü yeni bir “eski” live albüm olarak piyasaya çıkardınız…

(Andreas keser) Hayır, biz değil Roadrunner yaptı (güler).

Roadrunner ile aranız nasıl? Max’le birkaç hafta önce görüştüm ve konuyla ilgili bir şey bilmiyordu. Ama doğruydu. Onunla son gösteriniz nasıldı?

Evet… Sepultura’nın ortaya çıkarmak istemediği bir şeydi aslında. Güzel anıları falan hatırlatan bir şey değildi.

Kalitesi seni memnun etti mi?

Hayır. Bu bizim için bir bootleg gibi. Coverı biz seçmedik, yapımcıyı biz seçmedik, şarkıları biz seçmedik. Piyasaya sürmek istemiyorduk. Roots turunu o gösteriyle yargılamak doğru değil. Biliyorsun birçok müthiş gösterimiz oldu. Gösterilenden çok daha iyi gösterilerimiz oldu ancak Roadrunner bunu kaydedip piyasaya sürdü. Bizim hoşumuza giden bir şey değildi.

Seni 1996’da Donnington’da izledim. Şarkı söylüyordun, inanılmaz bir haberdi… Üçlüydünüz. Bu haberden önce tam olarak neler oldu?

Max Ameika’ya geri dönmek zorunda kaldı çünkü menajerimizin oğlu trafik kazasında ölmüştü. Biz devam etmeye karar verdik çünkü daha önce de aynısı olmuştu. Max bir keresinde hasta olmuştu. 92’daki Ozzy turunda 89’dakinde. Dolayısıyla ne yapacağımızı biliyorduk çünkü daha önce de yapmıştık. Bunu Sepultura’yı izlemeye gelen insanlara olan saygımızdan yaptık. Birçok insan Sepultura’yı izlemeye gelmişti. Sarı tişörtlerden anlayabiliyordunuz. Festivaldeki tüm gruplardan gösterinin olması yönünde çok güzel destek aldık. Sharon Osbourne bize karşı gerçekten çok iyi davrandı, Max’in Amerika’ya olabildiğince çabuk vardığından emin olmamızı sağladı. Gösteriyi sahne tarafından izledi. Biohazard, Fear Factory ve diğer herkes çok destekleyici davrandı. Müthişti.

Senin grubun vokali olman yönünde hiçbir fikir var mıydı?

Evet! Aslında Max grubu bıraktıktan sonra o şekilde devam ettik. Dokiz ay boyunca öyle kaldık, üçlü olarak. Hiç canlı gösteri yapmadık sadece stüdyoda çalıştık.

Hiç konser vermediniz mi?

Hayır hayır hayır. Bir üçlü olarak hiç gösteri yapmadık. Stüdyoda çalışmaya ve yazmaya devam ettik. Derek gruba dahil olunca da “Against”’i kaydettik.

Sizin “Nation” albümünüzün kapağıyla Metallica’nın “St. Anger” albümünün kapağı arasında biraz benzerlik var gibi?

Kesinlikle (güler).

Metallica’ya dava açabilirsiniz belki!(güler)

Evet, hadi yapalım bu işi. Süper fikir! (güler) Birbirine çok benziyor. Bizim kapağımızı yapan sanatçının stili bu. İlk gördüğümde ben de şaşırdım. Ama bu onun stili, onun renkleri v.s.

Nation albümü ve albüm kapağında sol görüşler içeriyor gibi.

Evet, bol ile bazı bağlantılar var, sağ ile de ve ikisinin ortasıyla da. Herkesle bağlantıları var. Bu bir ütopya milleti. Bence komünistler ve Naziler,fikir ve prensiplerini ilerletmek için propagandalarını ve sanat eserlerini çok iyi kullanıyorlar. Biz o prensipleri kabul etmiyoruz, sadece sanat kısmını kullanıyoruz. Şarkı sözlerimizde de gördüğünüz gibi biz iki zıt dünyadan bahsediyoruz, hiçbir dünyanın üstünlüğünün, hâkimliğinin falan olmadığı iki dünya. Ve maalesef ki biz başka bir dünyada yaşıyoruz… Savaşın hergün daha yüksek sesle konuştuğu bir dünyada… Ama bir bakıma müziğimizle bunları anlatmamız çok pozitif bir şey. İnsanları konuyla ilgili düşündürmek ve belki de problemleri çözmek için değişik bir çözüm bulmak… Bilirsin…

Bu kayıt için plak şirketinizi değiştirdiniz. SPV diğerlerinden daha iyi veya farklı mı?

Roadrunner ile 1988’den beri çalışıyoruz ve…

(araya girer) Pardon, peki ya Shark Records? O sizin ilk etiketiniz değil miydi?

Huh? (kafası karışır)

Shark Records, Almanya’da Schizoprenia’yı çıkartan?

Hayır, o bir bootlegdi.

Bootleg mi?

Evet.

Onun kopyalarına sahip birçok insan tanıyorum.

Evet, biliyorum. Çok sattı (gülüyor) ve biz ondan tek bir penny bile kazanamadık! Ama aynı zamanda Sepultura’yı iyi tanıttılar çünkü albüm ok sattı. Ummm… Neden bahsettiğimizi unuttum!

Roadrunner ve SPV’den bahsediyorduk…

Evet, biz onlarla çok önceden bir kontrat imzaladık ve çok uzun bir kontrattı. Şimdi bize ve albümlerimize güvenen insanlarla çalışma şansımız var. Dolayısıyla iyi oldu.

Teşekkürler Andreas.

Ben teşekkür ederim…
Alıntı ile Cevapla