Konu: Yaşama Dair
Tekil Mesaj gösterimi
  #1 (permalink)  
Alt 21-11-2007, 18:04
rugerm rugerm isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 09-11-2007
Mesajlar: 79
Standart Yaşama Dair

Bir pazar bol oksijen almak için Ankara'nın ünlü parklarından birine gittim. Parkta elimde bir simitle yürürken, Bankta oturmuş bir insan dikkatimi çekti..
Yüzünde buruk bir gülümseme vardı, Ya gözleri öyle uzak, öyle derin ve öyle hüzünlüydü ki, sanki yaşamını sorguluyordu. Kendisini seyrettiğimin bile farkında değildi.
Birden dudaklarından bir iki kelime döküldü. Efendim dememe kalmadan "lütfen yanıma oturun" dedi. Beni fark etmediğini düşünürken beni yanına çağırınca şaşırmıştım, afallamıştım (evin değerli vazosunu kırmış bir çocuğun suçluluğuyla) "rahatsız ettim özür dilerim" diyerek yanından ayrılmayı düşünürken garip bir şekilde ayaklarım beni banka doğru götürdü ve oturdum. Beş- on dakika hiç konuşmadan birbirimizin soluk alış-verişlerini dinledik.
İyice meraklanmıştım. Beynimden geçenleri anlamış gibi birden nerden gelip nereye gittiğimi sormaya başladı. İçimden nerden düştüm buraya demeye başladım gitmek için yerimden kalkıyordum ki gözleri evet gözleri beni sanki banka mıhlamış gibiydi. Çok tedirgin olmuştum ama merak etmekten de kendimi alamıyordum.
Ve anlatmaya başladı...
"1968 yılının ocak ayı’nda dünyaya geldim. Annem beni 40 yaşında doğurmuş (biraz tebessümle) tekne kazıntısıyım dedi. Evin en küçüğüyüm. Ben doğduktan sonra babaannem vefat etmiş (bebek ağlayışları boşa değilmiş)onun adını bana vermişler. Biz beşkardeşiz 4 kız 1 erkek. Erkek olan en büyüğümüz. Hep ağlamışım küçükken (Küçük bir tebessüm atarak belki de aileme uğursuzluk getirdiğim içindir ağlayışlarım)..diyerek sözlerine devam etti..
Hayatımızın akışını değiştiren olay; 1976 yılı ocak ayında gerçekleşti. Babam Ankara'da biz ise memleketteydik. Büyük ablam da Ankara Hacettepe de okuyordu.
O dönemlerde televizyon diye bir icat henüz bizim oralara gelmemişti. Radyo haberlerinde duyduk ablamın okulunda olay çıktığını ve kaza kurşunuyla vurulduğunu. Annem ve ben hemen Ankara'ya gelmiştik, Babamın kaldığı otele gitmiştik. Ablamın vurulduğunu duyan gelmişti. Her yer ana baba günüydü çok kalabalıktı. O kalabalık içerisinde annemin babama "KATİL" diye bağırdığı bu gün bile kulaklarımda duyarım. Neden öyle dediğini zaman içerisinde anlıyor insan. Ablam Ankara'da yurtta kalıyor, babamsa otelde. Kızına karşı ilgisiz olduğunu düşündüğü içindi o haykırışı. Bu yüzden annem babamı hiç affetmemiştir.
Ben, acının ne demek olduğunu, ablamın ölüm haberini doktorlar verdikten sonra annemin bir günde beyazlayan saçalarından öğrendim. Ben özlemin, hasretin ne demek olduğunu; sevdiklerinin senden kopup gitmesinde değil, onları bir kez daha öpmemekte, bir kez daha sarılıp sarmalama fırsatı bulamayacağımda, onlara “seviyorum” diyememede öğrendim. Artık çok geçti keşke zamanında fazlasıyla yapabilseydim, diyebilseydim. Olmadı işte… Şimdiyse çok geç…”
Yine suskunluk oldu. İçimi garip bir duygu kapladı. Bir şeylere geç kalmak…
Ve devam etmeye başladı.
“1976 yılının Ağustos ayında Ankara’ya yerleştik. Hayat devam ediyordu. Annemin daha okuyacak 3 kızı vardı. Abim zaten İTÜ’de okuyordu. Hayat devam ederken ne annemin içindeki acı bitti ne de babamın vicdan muhasebesi bitti.
Bu arada ben büyüyordum, büyürken de, daha küçükken yaşanan olaylarla ilgili sorular da çoğalıyordu. Neden ablamı vurdular* O ne yaptı ki? Amacı sadece okumak ve annesini, kardeşlerini yanına alarak mutlu bir aile olmaktı.
“Ablam benim için çok önemli bir insandı” diye sözlerine devam etti. 7 yaşına kadar hep benim yanımdaydı. Benimle ilgilenen oydu. Okumayı da ablam öğretmişti bana. Onun yokluğu içimde adlandıramadığım bir boşluk oluşturmuştu. Hiçbir şey boşluğu doldurmuyordu.
Sonra biraz daha büyüdük nedenlerle, niçinlerle hep bir şeyleri araştırır olduk. Sorular sorduk cevaplar yetersiz kaldığı anlarda üstlerine gittik. Sistemi eleştirdik. Düşüneni, okuyanı, yazanı, kendisini eleştireni yok etmeye çalışan bir zihniyete karşı olduk. İnsanlara, kardeşliği, barışı, eşitliği, Hümanistliği, sınıfların olmadığı bir ülkeyi, emeğinin karşılığını alması gerektiğini, sevmenin emek istediğini, anlatmaya çalıştık..Bireysellikten çok toplumsal düşünmenin önemli olduğunu vurguladık. Bir ekmeğin nasıl paylaşılabileceğimizi öğretmeye çalıştık…. (durdu ve dudak büktü, gözünden bir iki damla yaş aktı). “Ama nafile bak ülkenin haline” diyerek sustu
Derin bir nefes aldı… “Başını ağrıttım değil mi ?” diye sordu
Heyecanla “Hayır” dedim. Çünkü iyice merak etmiştim. Bu kişiyi tanımak istiyordum… Kimdi? Ve niye başkası değil de bana anlatıyordu?
“Babam” dedi. Kendini çok iyi yetiştirmiş bir aydındır. Kitap, şiir yazar, resim yapar. Üniversite mezunu değildir. Lise ikinci sınıfta eğitimini yarım bırakmış ama değme üniversite mezunlarını cebinden çıkarır. Bu gün 84 yaşında olmasına rağmen hala bilmediğim çok şey var diyip okuyanlardan. Buna rağmen bazı tabularını yıkamamış bir insan…
Ben babamı onsekiz yaşıma geldiğimde yasaklarıyla tanıdım. Çünkü 18 yaş öncesi babamı doğru dürüst tanıma fırsatı olmadı hep annem yanımızdaydı. Babam çok yoğundu. Diğer kardeşlerim tek tek evden ayrıldıktan sonra annem, babam ve ben kalmıştık. İşte o dönemlerde babam her şeye hayır diyen bir adamdı. Beni hep uykumda severdi. Onun sevgi anlayışı da böyleydi. Babama ilk karşı gelişim anneme tokat atmaya kalkmasıyla başladı. Tam tokat atacakken kolunu tutup gözlerine, gözlerinin tam içine bakarak bağırmıştım.
Okulları bitirdim. Ama bir türlü babama kendimi kanıtlayamıyordum. Ve ya öyle sanıyordum. Hiç bir gün benden, bizden gurur duyduğunu ifade eden sözler duymadım. “Hep benim çocuklarım olduğunuzu unutmayın. Başımı öne eğdirmeyin. Biz başkaları gibi değiliz” lerle büyüdük.
Sonra ben yalanlara başvurdum (doğru bir şey değil di ama günlerde tek çıkış noktası olmuştu yalanlar) sinemaya, arkadaşlarla bir cafeye gitmek için hep yalan atar olmuştum.(Ama yalanlarımı unutup hep ağzımdan doğruyu kaçırırdım)” dedi gülümseyerek.
Sonra aniden “Neden bunları sana anlatıyorum ben. Bu kadar mı yalnız ve çaresizim!” “Özür dilerim” dedi. Ve yanımdan kalkarak koşar adımlarla uzaklaştı……
Kimdi, neydi? Bu yaşadığım anlayamamıştım…….
Alıntı ile Cevapla