Tekil Mesaj gösterimi
  #12 (permalink)  
Alt 15-11-2007, 15:23
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maria maria isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
rugerm de Akın Önen makalesini eklemiş kesmiş ve altına da makeleyi alıntıladığı kişinin imzasını düşmemiş zahmet edip, baktım netten Akın Önen 1940 doğumlu diyor, rugerm 1967 doğumlu. Akın Önen'in kendisiyse hoş geldiniz demek isterim, yok değilse bir üye olarak site kurallarını anımsatmakla yetineceğim. Emeğe saygı ve hassasiyet...Anlayış ve hoşgörüyle...

Alıntı:
5- Alıntı yapılan metinlerde kaynak göstermemek, intihal yapmak yine tarafımızdan hoş karşılanmayan bir eylemdir. Israrla devam ettiğiniz sürece mesajlarınız editlenir, silinir, çok feci alay konusu olursunuz, internetle aranız soğur.
Konuya dönecek olursak...

Eyvah Fatih Yavuz, siz de mi? Yeterince hukukçuların bulunduğu bir sitede hanicek didiştim geldim biliyorsunuz, diğer hukukçu arkadaşlarınıza da bu vesileyle selam ederim...)

O absürd dediğiniz örneği yenice gazetede okudum Sevgili Yavuz Fatih...) Hindistan'da köpeğiyle evlenen bir adam düştü haberlere, yani pek de radikal bir talep değil demek ki...)

Radikal-çevrimiçi / Yaşam / Lanetten kurtulmak için köpekle evlendi

Bahsettiğiniz "toplumsal kuralların" da değişebilir olduğuna ironik bir örnek oldu yukarıdaki durum ve Mandeville'nin ahlak kurallarına bakışını severim; ahlak denen 'şey'in beşerin çıkarlarına uygun olduğu vakit uygulanabilir olduğunu, toplumsal ve genel bir ahlak tanımının içinin boş olabileceğini savunmuştur. Toplumsal ve genel bir ahlak bakışı gerçekten de kişi ile yine paralel gitmektedir; ama hangi kişiyle; çoğunlukla mı çoğulculukla mı...? İşin tam da burasında sizin bahsetmeye çalıştığınızın azınlıkların birey haklarının topluma rağmen nasıl gerçekleşeceğine daha doğru bir ifadeyle gerçekleşemediğine dikkat çekmeye çalışmışsınız. Yanı kısacası atıyla evlenme talebinde olan seyisin evlilik kurumunu temelden değiştirebilecek bir "gücü" var diyemeyiz elbette, burada toplumsallaşmanın olumlu etkisinin de var olabileceğini çıkarsıyoruz. Kaba bir tahlille üç grup genellemede bulunursak; bölüşüm sorunu, köken sorunu, etik sorunu dikkatimizi çekiyor.

Madden bir zorluk yaşamayan birey azınlık da olsa kendini toplumdan soyutlayabilme lüksüne sahip, elbette ki bunun manevi bedeli de maddi bedelle ölçülemeyecek denli kıymetli bir husus. Lakin yoksul bir kişinin toplumdan kendini soyutlaması da ancak Köpek Diyojen gibi bilge bir meczup hayatı seçmesiyle oluyor ki, bu sık rastlanabilecek bir vaziyet değil. Özetle parası olmayan birey toplum kuralları kıskacında ezilmeye ne yazık ki daha müsait.

İkinci sorun köken sorunu demiştim; ırksal-dinsel (mezhepsel de) azınlıkta olan bireyler toplumun çoğunluğu tarafından ötekileştiriliyorsa yine aynı kural silsilesi altında eziliyorlar, kimileri öldürülebiliyorlar bile, "insanı güvercin ürkekliğine hapsetmenin nasıl bir bedel olduğunu" bilen azınlıklar kadar, güvercin tedirginliğine saygısızları hesaba katarsak, toplumun bireyi sindirme ve pasifize etmesi yeterli gelmezse imha etmesi kaçınılmaz.

Ve son genellemem de etiksel sorun. Tüm bunların kaynağındaki problematik belki de. Etikle ilintili bir diğer forum konusunun varlığından ötürü bu konuyu burada es geçiyorum.

Sözün özü; demokrasinin azınlıkları koruma yöntemi olduğu bilincine varılmadıkça, örgütlenmenin minimalize edildiği/devletleştiği de hesaba katılırsa, topluma rağmen toplum için yaşayan bireyler bu evrimsel süreçte ayakta/hayatta kalabilecekler ama toplum için yaşamayan diğerleri varlıklarını o veya bu nedenlerden ötürü devam ettiremeyecekler gibi görünüyor.

Ben sizin kadar iyimser değilim ne yazık ki...Ece Ayhan'ın "haklılığın ısrarı" düşüncesini şiar edindiğimden beri; bu mesafeyi kıvamında ayarlamak adına başarısız olduğumu hissediyorum. Yazınızın başında da belirttiğiniz gibi "her gecenin sabahı vardır" derdi ninem de, ben de ekliyorum bazı gün ağarıncaya kadar geçen süre o kadar uzundur ki, sabah olduğunda aydınlığın keyfini çıkaracak mecaliniz kalmamıştır...
Çözüm lekeli bir reçeteden geçiyor ne yazık ki; tecrit ve ötekileşme, yalnızlaşma, yabancılaşma ve nihayet koyu bir keder/ mutsuzluk...

"Şimdi umarsızlık içinde oturuyorum burada.
Bir düşüncem yok içimi kemiren bu yazgıdan başka" Kavafis

Kullanıcı resmimde de imlediğim üzre 'ağacın' iki tarafı da var; ya kendi mezar kazıcımız olacağız ya da kendi bahçemizi tanzim edeceğiz.

Yazgımız bir...

Sizin de ışığınız bol olsun efenim, sizin de...
Alıntı ile Cevapla