Tekil Mesaj gösterimi
  #15 (permalink)  
Alt 15-11-2007, 04:55
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maria maria isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
Tabii ya...! Ben de diyorum bu şiirleri nerede okumuş olabilirim. Şimdi farkettim inanınız...
Öncelikle zarif ve hoşgörülü yanıtınız için ben de kendi adıma teşekkür ederim; şiir gibi kimi hassas yaratının sanatçısınca çok sert tepkiselliğini görüyoruz: Ben böyle kişilerin ozanlıkla iştigal edemeyecek denli hassas! yüreklere sahip olduğunda hemfikirim; oysa şair daha dirayetli, güçlü ve yaptığı "şey"in bilincinde olandır. Eleştirinin niyetini algılar ve ona göre tavır alır; sizde bunu görmek beni sevindirdi. Elbette ki benim "eleştirmek" gibi derinlikli bir birikimim ve haddim yok. Bir okur olarak ancak beğenimi ve/veya rahatsızlığımı dile getirebilirim olsa olsa.

Şiirlerinizde beni öncelikle rahatsız edenin 'kalıp/çıta' olduğunu yazmıştım ilkten, bunu size detayınca anlatabilmem için en az bir otuz şiirinizi okumam gerekecek, şimdilik bu hakkımı muhafaza ediyorum daha doğru bir saptamada bulunabilmek adına.

Şiirlerinizdeki diğer tanıdık gelen yan ise; "tamlamalarınız"...

E-edebiyatla birlikte çoğumuz şiir çalışmalarımızı hiç tanımadığımız okurlarla paylaşma imkanı yakaladık; fakat bu beraberinde zorlama kimi şiir dizelerinin de şiir çerçevesinde sunulması alışkanlığını içimize yerleştirdi. Tamlamaların bunca aşırı kullanıldığı dizeler okura samimi gelmiyor; okuru kısıtlayıp şiir diliyle verilemeyenin renklerle, ebatlarla, durumlarla kurulan tamlamalarla verilmesi de okuru soğutuyor, bu bir nevi "şiir olsun diye" şiirsel biçemin kullanıldığını düşündürüyor... Tamlamaları kullanırken aşırıya kaçtığınızı ilk dizelerinizde düşündüm. Özellikle bu tamlama aşırılığının Farsça edebî dil ve Arapça bilim ve gündelik dil olmak üzre Osmanlıdan kalma bir "kaba" alışkanlık olduğunu düşünüyorum. Sizin tamlamalarınız -şükür ki- Türkçe; hele hele de Farsça kökenli tamlamaları henüz yirmili yaşlarında kullananlar Türk Dilinde bir gelenek katlini yerleştiriyorlar.

Bilindiği üzre manzum ve mensur arasındaki farklılık gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasında farklılıkla paraleldir; matbaanın önceliği gibi -yazı ile aktarılması neredeyse olmazsa olmaz nesir türleri- kimi edebî eserler daha çok aydınlanma çağına daha erken girebilmiş ülkelerin geliştikleri alanlardır; bizde şiirin çoklukla gelenekten beslenmesinin nedenlerinden biri de çoğunlukta budur; oysa görselliğin arttığı, teknolojik ve elektronik imkanların revaçta olduğu günümüz yüzyılında, kimi betimleme ve tasvirlerin okuru yorduğunu düşünüyorum; hem dil ve biçem olarak estetik hem de anlam olarak derinlikli şiirlerin günümüz şiirinde tutunma şansları var, oysa yalnızca ûslup güzelliğine, metafor ve imgelere, betimlemelere dayanan -dil güzelliği olan- şiirin yalnızca çok küçük bir kesime hitap edebileceğini, binlerce edebî yığının içinde kaybolup gideceğini düşünüyorum.

Bunu şöyle de örneklendirebilirim; bir heykeltraş eserini en kusursuz hale getirebilmek için kafasındakine en yakın izdüşümünü yapması gerekmektedir; eseri fazla detaylandırırsa alımlayıcı ayrıntınlarda boğulacak ve bütünü göremeyecektir. Yani yükü ve hacmi çoğaltıp anlamı tırpanlamak, yoğunluğu düşürmek tehlikelidir ve şiir dilinin samimiyetini alır süpürür...Sizin şiirinizin için de bu ayrıntılar üzerine kurulu olduğunu henüz söylemek için erken ama bunu sezdiriyor ilkten. Kendiniz yukarıya astığınız beş altı şiirdeki tüm tamlamaların altını kırmızıyla çizmeyi deneyiniz; belki dediğimi o vakit anlatabilmiş olacağım.

Yine de; tüm bu uğraşı temelinde ÇABA olduğu için, kişinin estetikle yardımıyla içindeki öfkeyi törpülediğinden, sanat yaratısı eyleşini oldukça itibarlı buluyorum.

Şimdilik bu kadar diyelim mi, eserlerinizi bizimle paylaşmaya devam ettiğiniz müddetçe ben de bir okurunuz olarak yorumlarıma bu kez direkt şiirleriniz üzerinden devam edeceğim.

İzmir'den de Kırıkkale'ye selamlar sevgiler efenim,
Hoş geldiniz...
Alıntı ile Cevapla