Kendin için yaşamak mı? Yoksa toplum için yaşamak mı?
Yaşamak tıpkı bir resim sanatı gibidir.
Bize verilen hayat,yaşam içinde karşılaştığımız,güçlükler,
kolaylıklar,sevinçler,sevgiler,acılar,aşklar,ihane tler,
kurulan dostluklar ve bizim tüm bunlara verdiğimiz
tepkiler yaşama sanatının malzemelerini oluştururlar.
Yaşadığımız her duygu tıpkı fırçaya alınıp,tuvala aktarılan rengarenk
boyalar gibi bizim yaşadığımız hayatın resmini çizmeye başlar.
Bazen kendin için yaşarsın hayatını duygularını,sınırsız ve özgürce...
Bazen toplum için yaşarsın hayatını...duygularına set çekmek
zorunda kalırsın.Çünkü yaşadığın toplumun etik değerlerini
aşamazsın.Yüreğin burkulur ve nedenlere niçinlere cevap ararsın
ama bulamazsın bu kuralları tek başına değiştirmeye gücüyün yetmediğinin
farkına vardığında,kendinle başbaşasındır.
Ne kadar yürekli olmaya,cesur olmaya çalışsanda yapamazsın.Hayata ve
çevrendekilere karşı sorumlulukların,topluma karşı
sorumlulukların,yaradana karşı sorumluluklarını hatırlayıp kendin için
yaşamak istediklerinden feragat etmek zorunda kalırsın
Ömür Tuvalına vurduğumuz renkler bizim için değiştirilemez,geri
döndürülemez şekiller almıştır.Geri dönemezsin.Bunu anlatmak ister ama
anlatamazsın.Çünkü ay ışığında saklıdır.
Söylenecek daha çok şey var belki...
Emin olduğum bir şey var ömür insanın en önemli hayat
sermayesi ve bu sermayeyi en iyi şekilde kullanıp hayatın engüzel resmini
çizmek bizim elimizde sanıyorum.
Yaşanmış acılardan,terkedip gitmek zorunda kalanlardan, kaçışlardan, sevinçlerden,hüzünlerden,susmalardan ders almalı ve geleceğe öyle bakmalıyız.
Unutmayalım ki hergün batan güneş,her sabah bizim için yeniden doğuyor.

...kişinin hayali düşlerinin rengine boyanmıştır
Konu fatih yavuz tarafından (14-11-2007 Saat 10:52 ) değiştirilmiştir..
|