Tekil Mesaj gösterimi
  #19 (permalink)  
Alt 11-11-2007, 19:35
Berk Taçyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Berk Taçyıldız Berk Taçyıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
über-arıza-mensch
 
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 25
Mesajlar: 314
Sevgili Maria apla ; öncelikle yazınızı görünce irkildiğimi ( kötü alışkanlık ) , ancak yazınızı yüzümde bir gülümeyle bitirdiğimi ifade etmek isterim .

Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
(...)
Bilimsel bilgi değişebilir doğrulardır
(...)
Sürekli değişmekte olan (ve ne kadarına gelişme diyebiliriz, muamma) tamamlanmamış ve hiçbir zaman da tamamlanamayacak bilgiler sunar.
(...)
Bu yazdıklarınızda kelimesi kelimesine hemfikirim.

Aşağıdaki cümleleri ben yazsam ise tercih edeceğim kelimeler mavi olanlar gibi olabilirdi .

Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı Mesajı göster

Bilim; insanlara pratik ve zihni kimi temel sorunları adına teoriler/olasılıklar üretir; başka bir deyişle doğayı modeller/yorumlar.

Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Bu doğrultuda da diyebilirim ki, yeni bir tez ortaya atılana kadar dünyanın yuvarlak olduğu bilgisi "doğru"dur.
Doğru olanın da tırnak içinde gösterilmek mantığına ters olacağından, "doğrular" doğru değil doğru olasılıklarıdır . ( inançlarıdır diyecektim vazgeçtim )

Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı Mesajı göster

Kesin olarak bilebileceğiniz "şey"ler, inançlarınız mı (kendi keşif ya da icatlarınız mı), buna mı inanıyorsunuz? Tutucu olduğunuz herhangi bir düşünceniz var mı?
Kesin olarak bildiğim hiçbirşey yok . Tabi bu önermem dahi kesinliği olmayan bir inanç . Bilmek ile inanmak ayrımını ortadan kaldırmak istiyorum . Karşı çıktığım şey tam olarak inançların bilgi olma iddiasıdır . Tanrı'yı bir olasılık, bir inanç değil de, bir bilinenmişçesine sunanlara da , ki bu insanlar kendi inançlarını o denli bilgi zannediyorlar ki inançlarına inanmayan karşısında ağızları açık "neee sen inanmıyor musun yani ? ama nasıl olabilir böyle birşey ?" gibisinden hayret verici hayretlere düşebiliyorlar . Bu durumun dinsel açığının yansımasını 10 yıldır yaşıyorum .

Ancak gördüğümü sandığım o ki , adından bile iddia fışkıran "bilim" de topyekün inanışlar örgütlenmesi ! Tek farkı dinden daha hızlı değişiyor ve "gelişme" iddiasında . Dinin de bir ilerleme düşüncesi var ama bu "gelişme" düşüncesini içermeyen bir ilerleme .

Hayli saptım sorunuzdan. Özgül inançlarım yok . Ben de pek çok kişi gibi gayet sıradan bir şekilde Tanrı'nın olmadığına , dünyanın yuvarlak olduğuna , evrime , kendimin dışında bir varlık gerçeğine inanıyorum . Tek farkım diğer insanlar inançlarına bilgi , bense olasılık diyorum . Bir şeyin %100 olmaması , diğer herşeyin olabileceği demek kanımca . Diğer başka şeylerin olabilme ihtimali , kesinliksizlik gereği de ölçülemez. Yani Tanrı'nın olma ihtimali % 29,6 ; olmama ihtimali ise % 70,4 de diyemeyiz.

Din ile bilimin insan hayatında bu noktada da bir benzerliği var . İnsanın en büyük psikolojik gerilim kaynağı belirsizliktir. Bir zamanlar din bu belirsizliği giderirdi ve insanlar belirsizin belirlendiğine inanarak rahatlar ve huzur içinde gündelik sıkıntılarına dönerdi. İnsanın düşünce kipleri yaşam şekillerinin karmaşıklaşmasıyla karmaşıklaştı ve geleneksel teizm o kiplere basit gelmeye başladı . Bilim de böyle gelişmedi mi ? İnsanlara yeni inançlar sunmak ve dinin belirsizliği ortadan kaldıramama haline çare olarak yeni "belli"ler yani "doğru"lar sunmak misyonu ile . Elbette en başından dini "bilgi"(!) ler ile tatmin olmayanlar vardı . Tıpkı hâlâ eski dini bilgiler ile tatmin olabilenler gibi ... ki ben olma haklarına saygı duyma taraftarıyım . Herşey inanç ise , inanç özgürlüğü de elzem. Ama pragmatizmi elden bırakmamak ve faydalı olduğuna inandığımız bir yönde onu yumuşak bir otorite ile kuşatmak kaçınılmaz. Sanırım Sayın Maria'nın da özellikle vurguladığı husus bu kritik nokta .

Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı Mesajı göster

iki nokta arasındaki en kısa uzaklık "doğru" mudur; doğru diye bir şey var mıdır
Siz var sayarsanız var , yok sayarsanız yoktur bence
Bir matematiksel nesne olarak var ya da yok diyen görüşler vardır .
Platoncu gerçekçiler var der . Doğrunun kendi başına bir varlığı olduğunu söyler.
Formalistler ve sezgici matematikçiler ise yoktur der. Var olan doğrunun insan zihninden bağımsız olmadığını , bir kurgu olduğunu söyler .

En kısa uzaklık "doğru" mu ?
Bu sizin hangi geometri sistemindeki "en kısa uzaklık"ı sorduğunuza bağlı !
Tek geometriymişçesine öğretilen Euclides geometrisinde sorunuzun cevabı "evet". Ama Reimann'ın küre geometrisinde sorunuzun cevabı "hayır. en kısa uzaklık bir yay" olur . Yani "bilimlerin kraliçesi" matematik bile "artık" doğruların tek olmadığı bir alan. " Aklın yolu birdir " inancındaki kişilerin matematik bilmeden düşüncelerine kanıt olarak matematiği göstermeleri çok hoşuma gidiyor . Değil geometri ; cebir , mantık ve nice temel matematik alanı artık bütünlükten yoksun . Siz "bilimsel" bir matematik makalesi yazdığınızda hangi aksiyomları ( ki eskiden aksiom "apaçık gerçeklik" ( "en kısa mesafe doğrudur" algısı gibi ) olarak tanımlanıyordu ! ) kabul edip hangilerini etmediğinizi ifade etmekle yükümlü tutulursunuz . Bu makaleyi değerlendirenlerin "doğru"nuzu anlaması için şarttır .

Reimann'ı o kadar çok seviyorum ki köpeğimin adı onun en ünlü fonksiyonunun adı : ZETA fonksiyonu . ( detay)

Velhasılıkelam :

Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı Mesajı göster

Bu pilav daha çok su kaldırır...)
Daha yeni başlıyorum dersem kızmazsınız umarım . Sangre'nin azılı bir ateist olarak "önü alınamaz olması" gibi benim de söylemek istediklerim var daha . Bu sayede fikirlerimi topluyorum . Süreç... Nasrettin Hoca gibi doğru notayı bulamadım . Aklımda bir müzik var. Pek çok "doğru nota"ya basmam ve teller arasında birşeyi arıyormuşçasına gezinmem gerek . Bu ihtiyaç duyduğum birşey .
Alıntı ile Cevapla