Sürü heryerde sürü..
Ah şimdi aklıma Elias Canetti'nin Kitle ve İktidar romanı geldi.
Sürünün en yakıcı dileği daha fazla sayıdda olmak olan, heyecan içinde bir grup insandan oluşur. Avlanma ya da kavga olsun, birlikte yaptıkları her ne ise daha fazla sayıda insanla birlikte yapmaları çok daha iyi olur.
Sürü ateşin etrafında bir çember oluşturduğu zaman, her insanın sağında ve solunda başkaları olacaktır ama arkasında hiç kimse olmaz; sırtı çıplaktır ve vahşi doğaya açıktır.
Sürünün içindeki yoğunluk daima bir yanılsamadır. İnsanlar birbirlerine sımsıkı yaslanabilirler ve geleneksel ritmik hareketlerle bir kalabalık taklidi yapabilirler, ama onlar kalabalık değildir; birkaç kişidirler ve sayı olarak yoksun oldukları şeyi yoğunlukla telâfi etmek zorundadırlar.
Savaş sürüsü ikinci bir insan sürüsünün varlığını gerektirir; savaş sürüsü karşıt sürü henüz oluşmamışsa bile, her zaman düşman olarak gördüklerine cephe alır. Daha erken dönemlerde savaş sürüsünün nesnesi sıklıkla tek bir canlı, intikam alınması gereken bir insandı. Kurbanını bilmesindaki kesinlik bakımından savaş sürüsü bilhassa avcı sürüsüne yakınlaşır.
Sürü hep bir ağızdan haykırışlarla kendi kendisini cesaretlendirir ve sürü elemanlarından her birinin sesinin toplamı olan bu gürültü yadsınamaz. Bu ses yükselip alçalabilir; ama süreklidir, tam saldırı anında da mevcuttur. Sonunda ele geçirilip öldürülen av bütün sürü tarafından birlikte yenir. Adet olarak her üyeye bir pay düşer; hayvanlar arasında bile paylaştırmanın ilk adımları görülebilir.
Yukarıdaki oluşumlara hayvanlar dünyasından bir model bulunmasının zor olduğu doğrudur; ama söz konusu işlemlerin somutluğunu, doğrudanlığını ve şiddetini ifade edecek daha iyi bir sözcük bilmiyorum.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|