
13-10-2007, 20:49
|
 |
solus et moriturus ...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,690
|
|
Spartaküs ve ardından yazılanlar..
Alıntı:
“Zincirleri kırmak güzeldir Spartaküs
Gökyüzü gibidir, yaşamak gibidir
Aşk gibidir
Çıkmak geceden güne
Zincirlerden öte uzundur dünya
Duvarlardan öte yaşamak geniştir
Besbelli sevginin en güzeli
Zincirleri kırmaktır yeryüzünde...”
Spartaküs, bir savaşta Romalılara esir düşmüş, Roma’da köle olarak satılmıştı. Bir süre sonra sahibinden kaçmış ve kiralık asker olmuştu. Kiralık asker olduktan sonra bir gladyatör okulunun sahibine satılmış ve 73 köleyle birlikte gladyatör olarak yetiştirilmişti.
Spartaküs, arkadaşlarına önce kaçmak, sonra da İtalya’da bir ayaklanma başlatmak fikrini kabul ettirmişti. Başarıya ulaşırlarsa bütün kölelerin özgür yaşayacağı bir düzen kuracaklardı.
Köle toplulukları Spartaküs’le büyük bir kumandana kavuşmuşlardı. O, köle ihtilali için iki hususa güveniyordu. Gladyatör okulundaki arkadaşları birbirine inanmış ve kader birliği yapmışlardı. Sonra İtalya’daki köleler bütün ülkelerden seçilerek getirilmişti ve çoğu güçlü, kuvvetli insanlardı. Roma vatandaşlarından 3-4 kat fazla sayısı olan bu köleler teşkilatlandırılınca önünde durulmaz bir kuvvet haline geleceklerdir.
Ve öyle de olur…Gladyatör okulundan kaçarak isyan bayrağını çeken Spartaküs ve arkadaşlarına bir kaç gün içinde 200 kişi katılmıştır bile. Vezüv Dağı’nın eteklerine karargah kurup, Romalıların üç bin kişilik ordusunu haber aldıklarında da Vezüv’ün tepesine çekilirler. Gelenleri grup grup avlayarak yok ederler. Elde ettikleri silah ve malzemeyi bu zaferi duyup kendilerine katılan binlerce köleyi silahlandırmak için kullanırlar. Bu, Roma’nın Spartaküs’e ilk yenilgisiydi. Romalıları şaşırttığı kadar binlerce köleye umut ışığı verir ve Spartaküs’ün bayrağı altında toplananlar bir çığ gibi büyür. Kısa sürede binlerce kişilik bir ordunun başındadır.
Romalılar bu kez on bin kişilik bir ordu ile geldiklerinde Spartaküs, meydan savaşına girmemeleri gerektiğini söylese de üç bin kadar Galyalı, Spartaküs’ü dinlemeyerek saldırıya geçer ve bir kaç saat içinde bunlar Roma ordusu karşısında erirler. Böylece Spartaküs’ün ne kadar doğru düşündüğü ortaya çıkar ve tüm komuta ona verilir. Sonuç; Roma’nın ikinci yenilgisidir. Romalılar, Güney İtalya’yı Spartaküs’e terk ederek geri çekilirler.
Fakat büyük bir problem vardır. Kısa sürede çevresinde kırk bin kişi toplanmıştır ve aralarında birlik sağlamak güçtür. Bazı köleler yağmacılık yapmakta, masumları öldürmekte ve köyleri ateşe vermektedir. Spartaküs en çok bu olaylara üzülmekte, ezilenleri ezenler olmasını önlemek istemektedir.
Roma da tehlikenin büyüdüğünü anlamıştır. Spartaküs ortadan kaldırılmazsa isyan tüm İtalya’ya yayılacaktı. Bunun için iki ordu hazırlanır ve Güney’e ilerlemeye başlar.
Spartaküs ise artık düşmanı oyalayarak yıpratmak yerine ard arda iki zafer kazanmak için plan yapar. On bin kişiyle bir orduyu oyalarken otuz bin kişiyle diğer orduyla baskın şeklinde saldırır ve onu perişan ettikten sonra diğer Roma ordusunun üstüne yürür.İki günde binlerce Romalı esir alınır ve Roma üçüncü kez dize getirilir.
Spartaküs, bir Roma ordusunu daha perişan ettikten sonra Thurium şehrini ele geçirir. Bu şehri merkez yapar ve uzun yıllar tasarladıklarını bu şehirde uygular. Bütün kölelerin özgürlüğünü ve insanların birbirlerine eşitliğini ilan eder. Altın ve gümüş biriktirmeyi, yüksek fiyatla mal satmayı yasaklar. Bir Roma saldırısına karşı düzenli birlikler kurmaya başlar.
Ama Romalılar, Spartaküs’ün düzenli ordular kurmasına meydan vermezler. İki büyük savaştan sonra kumandanları arasındaki fikir anlaşmazlıklarından da faydalanarak Spartaküs’ü yenilgiye uğratırlar (M.Ö. 71). Savaş o kadar kanlı geçmiştir ki; Spartaküs’ün cesedi tanınmaz hale gelmiştir.
Romalı tarihçiler ondan “tehlikeli ve barbar bir ihtilalciydi. Köle yığınları ile az daha Roma’yı ezecekti”diye bahsettiler. Plütark ise şunları olsun söyleyebilir:
‘Güçlü, kuvvetli, zeki, ağır başlı, üstün kabiliyetli…Barbar olmaktan çok Helen olmaya layık bir insan…’
Ekim 2005/Sayı 3 sosyalist barikat
|
Şimdi ilk köle ayaklanmasını başlatan kişinin hayatıyla ilgili bir yazı var. Bunun Sosyoloji-Psikoloji bölümü yerine tarih bölümüne açılmasının uygun olacağını düşünen olacaktır okumaya başlayınca. Ama burda tarih bilgisinin yanında yüzyılımızın son bir hastalığından bahsedeceğiz hikayeye atıf yaparak. Son sözü söyleme hastalığı, kişi bununla kendi haklılığını garantiye almış hisseder. Son söz (yazı vb..) Gerçekleri değiştirmez romalı tarihçiler ve generallerin Spartaküsü yendikten sonra söyledikleri Spartaküs'ü küçültmemiştir. Kendi haklılığınız hakkında konuşmakla, gerçeği konuşmak arasında ince bir fark vardır. Bir şeyi yüksek sesle tekrarlayıp durarak kişi yalnızca kendini kandırabilir...
House of Duarden
Alıntı:
|
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|
Konu duarden tarafından (13-10-2007 Saat 23:43 ) değiştirilmiştir..
|