Tekil Mesaj gösterimi
  #3 (permalink)  
Alt 11-10-2007, 03:58
nbb. nbb. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
kim bilir
 
Üyelik Tarihi: 23-09-2007
Nerden: Rize
Mesajlar: 69
“Öteki…”

Türkçe’de ‘zamir’ olan sözcük. O. Öteki. Ben olmayan yani. Sen, olan…

Tabii ki sen’in bakış açısından da ben oluyorum öteki. Sorulacak şimdi belki, bu ben/sen karşıt konumlayışı görülünce: Biz, niye yok diye?

Biz…

Özel koşulları sağlansa ve bir bizlik durumuna erişebilsek bile hâlâ bizlerden her biri diğer birimize karşı, öteki konumunda. Öteki bir varlık/varoluş durumu olmakta yani. Ne karşıt ne yandaş; salt orada ve ötemizde öteki… Nihayetinde bakıldığında ise, benle birlikte ölemeyecek olan, benim yerime ise hiç ölemeyecek olan O, oradaki. İç’imin dış’ındaki…

Onu nice sevmiş olursam olayım, nice kendimi vermiş, onu almış olursam olayım içime; anam, bacım, yârım… yine de iki yarım olarak kalmaya yazgılıyız onunla, varoluş koşulumuzun gereğince.

Öteki’m;

Seni keşke sosyolojinin, siyasetin kategorileri içinde algılamış olmaktan ötelere savrulup gitmeseymişim. Gitmeseymişim aşabilecektik belki de aramızdaki engeli. Bir ‘komünist ev’ kuracaktık da aşabilecektik…

Varoluşçu Felsefe’de başat bir kavram (terim değil) olan ‘öteki’ adili, varoluşçu felsefi söylemde bizatihi tanımlanmayıp bir ‘dolayım’ olarak yerini bulmakta. En çoğu, ‘Man sferi:’ ‘onlar alanı’…(Heidegger)

Evet, arkadaşım! Sanıyorum size öteki’m diyebilirim artık

Ama yine de sanallığı aşarak burada öteki’m…

Ben de sizi izliyorum!

(saat 03.50 ve evin dışından köpeğimin havlamalarını duymaktayım tam bu anda. ‘Duymaktayım,’ varoluş böyle bişey işte!..)


sıyırdı yüzünü dünya / gördüm kimse ben değil
Alıntı ile Cevapla