|
İmdi ben belirtmek isterim ki, bu Dtp vakıasına hâlâ ve hâlâ (kendimi zorlayarak da olsa) iyi niyetle bakmaya çalışıyorum.
Amma; bir İspanya (Eta) benzetmesi var son dönemde, Batasuna partisi yöneticileri tutuklanmış; ne gerekçeyle, Eta ile Hükümet arasındaki müzakere zeminini sekteye uğrattıkları için...
Yani öncelikle niyetin anlaşılması şarttır; Tsk, Dtp'yi Pkk'yı meşrulaştırmak, hükümeti terör örgütüyle müzakere zeminine çekmeye çalışmakla tenkit ediyor.
Bu ileride olacaktır; şimdi ne kadar bana karşı çıksanız da olacağını beraber üç beş seneye varmaz göreceğiz. Burada geçenlerde bir Bürokratın sarfettiği cümle önemli; "Pkk ile organik bir bağı olmayan Dtp ne işe yarar ki" diyor...Dtp'nin bu amaçla "araç" olarak bekletildiğini düşünmek çok da ucibik sayılmaz.
Oysa ki, Dtp'nin 'haklılığını' boşa çıkarmanın bir başka yöntemi de var, olmalı, yaratılmalı, bu şu anlama da gelecektir, Pkk ile kimi Kürt Halkının da organik bağı kopartılmış olacaktır...Pkk ile kimi Kürtlerin çözülmelerini/ayrıştırılması görevi siyasi 'teknokrat'larındır. Bize düşense vatandaş kimliğimizle "ötekileştirmeden" uzak durmaktır.
Bekir Coşkun'un yazısı buna hizmet eder mi?
Hiç sanmıyorum....!
İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) Terörist saldırılar adına yayımladığını okudunuz mu?
"İHD olarak yaşamanı yitiren her insanımız için büyük üzüntü ve acı duymaktayız. Resmi ya da sivil (sivil yurttaş, asker, korucu, polis ya da silahlı militan) yaşamını yitiren herkes insandır. Ülkemiz ve insanlık için kayıptır. Asker ailelerine ve Türkiye toplumuna başsağlığı diliyoruz" denildi.
Dtp bin nazla "Öncelikle yaşamını yitiren şehitlere Allah'tan rahmet acılı ailelere baş sağlığı diliyoruz" diye "şehit" kelimesini ilk kez telafuz etti.
Oysa ki siyasî bir süreçle meclise girmeye hak kazanmış vekillerin seçmeniyle olan bağı ve nedenselliği hiç düşünülmüyor.
En kaba tahlille misak-ı milli sınırlarından kopmak isteyen bölücü bir halk gözüyle bakılıyor.
Oysa ki ben eminim, güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti'ni tercih edeceklerdir bu insanlar kaos bir Kuzey Irak yapılanması söz konusuyken. Tek istedikleri; temel haklarının verilmesi. Kağıt üzerinde değil, simülasyonla değil, beyaz Kürtleştirilerek de değil, samimi ve hakiki verilmesi...Hem de mevcut dinamikler böyle bir özgürleştirmeye müsait değildir bahanesinin de aşılarak verilmesi..
Gönül isterdi ki, Kürt Halkını temsil edecek iradi ve vicdani bir partinin o mecliste olmasını, gerçekten "hakları" adına siyasi bir çaba göstermelerini.
Not: Bu konuda yazarken nedense hep anlaşılmadığımı düşünüyorum, hemen "bizden-onlardan" yakıştırması yapılması da çok vahim...Umarım bu kez de aynı ûslupla muhatap olmam...
|