Tekil Mesaj gösterimi
  #15 (permalink)  
Alt 06-10-2007, 08:17
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maria maria isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
Aslında olaylara akil, hukuki, politik, ahlaki/vicdani ve insani vs.vd.vb. yönden baktığımızda farklı sonuçlara ulaşmak olası. Usumuzdaki hangi enstrumanı hangi durumda öncelikli kullanmanız gerekliliği "doğru"ya gidilen yolda mühim.

Ya da hangi "tarafta" olmamız da usumuzun nereye evrileceğinde önemli olabiliyor bazen. Güç mü, azınlık mı, çoğunluk mu, birey mi, öteki mi, bir yabancı mı?

Yukarıdaki meselede Nb. mantıkî ve siyasi yönden bakmış ve bir bölgedeki azınlıkların haklarındansa, bir bölgedeki asıl yerlilerin seçme haklarının gasp edilme yöntemini doğru bulmamış.

Fenasi olaylara -"kakalak" olduğundan ya da Almanyadaki azınlıklar adına düşünerek- vicdani yönden bakmış olabilir ve : "Sorun şudur aslında; öteki oluyorken, yani Almanya da kakalak iken aslında, ses çıkarmayıp sana sunulana boyun eğeceksin (Etik bir tartışma olan bindirilmiş kıtalar dışarda olarak) ve evet sahip diyeceksin. Kendi çağırdığın bindirilmiş kıtaları ahlaksız bulman ise zaten ayrı bir değerlendirme olamıyacak kadar trajedi." demiş...

Oysa mutlak "doğru"nun var olmadığını, felsefenin de başat sorunlarından biri olduğunu az çok biliriz.

Yukarıdaki olaya siyasal ahlak açısından bakarsak (ki siyasette ahlak yoktur deriz hep); "kapitalist demokrasilerin çürümüş siyasi organizasyonlarında" doğruyu aramak naçar kalır sonucunu çıkarsayabiliriz.

Akil yönden bakarsak; "bir bölge halkının azınlıklar-çoğunluklar haklarının seçim adaleti"ne tesirinin yöntemi hususunda hakkaniyetini sorgulayabiliriz.

Vicdanî veya ahlakî bakarsak da "doğruya giden her yol mübah" kanıksamasından sıyrılılıp, bireylerin "temel" hak ve özgürlükleri adına "yöntemin" dahi yargılanamaz olduğunu çıkarsayabiliriz...

Yukarıdaki fikrin çıkış kaynağı "ana dil" olsa da, sorgulanmak istenen; "doğru"ya bakışın derece düzenlemesinde hangisinin öncelliği sorunsalıydı.

Ben de ilk gün net bir karar veremeyişimi, günün yorgunluğuna ve aklımın bulanıklığına vererek, ertesi gün verdiğim net hükümle -kendileyim- insanın/bireyin temel haklarından; yaşama, özgürce düşünme/yaratma/yayımlama, ana dilinde konuşabilme/eğitim görme ve onlarcasını sayabileceğimiz ana/esas haklar hususunda verilen mücadeleyi / yöntemi "asil ve ahlaklı" ve aslında "doğru" buldum...
Çünkü bir başkasının temel hakkını -ki kazanılmış haklar geriye işlemez mantığı da vardır hukukta- engelleme "hakkına" hak diyemiyorum ben vicdanen...

Hangi pencereden bakarsak
O açıdan görüyoruz manzarayı
Hangi kişiysek o yargıda gerçekliğimiz
Ve ben inanırım ki
Her birey olma bilincinde olanın da mutlaka tek ve özgün bir penceresi vardır/olmalıdır...
"Karekterimiz geleceğimizdir" demiş Herakleitos...
Mutlaklık bilimde bile muğlaklığını korurken, beşeri mevzularda tek ve keskin bir "doğru"nun varlığını saptamamız güç görünüyor...
Alıntı ile Cevapla