ÖZLEDİM SENİ..
özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
Can Yücel
mutemelen bu şiir forumda zaten var..
bende böyle baktım bu şiire..lütfen yüzüme vurmayın.

*********************
FİRE VEREN COĞRAFYA'DA
O düğün gecesi Mardin’de çektirdiğimiz resim benden söz eder.
Yüzüm, bu öksüz ülkenin bütün sabrını kuşanmış
Örtülmüş perdeleri gülümsemenin
Demek Mardin’de biraz akşammış...
O kent hala albümlerden, Kadir’den ve Lütfü’den
Birisi sevgilisi tutuklu bir genç kız kederinden
Birisi gidilemeyen kentlerden nar mevsiminden söz eder.
Ve yürürüz,
Yürümek her bahar papatya kokularıyla sarhoş
Sonra merakla açtığım mektup:
“Çankırı cezaevi, Görülmüştür”, Kadir’den
Zarfta o düğün gecesi Mardinli resim
Ve bir hükümlü merhaba bizden söz eder.
Öylesine çoktuk ki ve çoktu Kadir
Daha çoğaltır kendini taş odalarda
Her geçen gün fire veren bu coğrafyada...
Yılmaz ODABAŞI
****************************************
Biliyor musun Nereden Geliyorum?
Oradan:
senin gideceğin yerden-
en dibinden
acıların
en içinden
sevinçlerin:
ikimizin gideceği yerden.
Oradan:
ikimizin olduğu yerden-
çevremizden gelen
etkilerden sıyrılıp,
kendiliğimizden
oluştuğumuz yerden.
Oradan:
bizim yerimizden-
ikimizin de geldiği yerden:
yenilgiden
üzüntüden
yeşillikten
mavilikten.
Biliyor musun
nereden?
Yaşamın en dibinden.
İçtenliğin en içinden.
Sen ve ben
neden
gelmişsek ve gideceksek
o yere, o yerden
kendiliğimizden,
gideceğiz ve geleceğiz
o yere
yeniden-
Sen ve ben
yeniden ve yeniden.
senin elin
serin elin
benim elim
derin elim
senin elin
benim elim
benim elim
senin elin
senin elim
benim elin
dingin elin
suskun elim
Gidiyorsun:
Bütün ışıklarımı göndersem seninle
aydınlanır mısın?
Gidiyorsun:
Bütün sevinçlerimi göndersem seninle
mutlanır mısın?
Gidiyorsun:
Bütün hüzünlerimi göndersem seninle
üzülür müsün?
Gidiyorsun:
Bütün acılarımı göndersem seninle
yıkılır mısın?
Ben
üzüntülü ve yıkık
kalırken
sen
aydınlık ve mutlu
git
ışıklarımla ve sevinçlerimle:
üzülme
yıkılma
aydınlan
mutlu ol.
ışık ol
aydınlık ol
sevinç ol
mutluluk ol.
Bırak bana
hüzünleri, üzüntüleri
acıları, yýkýmý-
al götür
ýþýklarý, aydınlığı
sevinçleri, mutluluğu.
Gidiyorsun:
Bütün kendimi göndersem seninle
götürür müsün?
Bak, denizdeyim
diyecektim:
bir serin ürperti
yaladı geçti dalgaları-
diyemedim.
Zaten
yoktun ki.
Kim bilir
nasıl kuru, nasıl tozlu
nasıl gürültülü-
ama, belki
nasıl da renkli, nasıl canlı
nasıl dingin
bir yerdeydin
günboyu.
şimdi son pırıltılar çekilirken
suların üstünden
sen, belki
nasıl kuru, nasıl cansız
nasıl boğucu
bir yerdesin-
ama, belki de
nasılsa renkli, canlı, dingin-
yerliyerindesin.
Ama
yoksun ki.
Bak, denizdeyim
diyecektim-
diyemedim.
Oraya
senin olduğun yere baktım.
Bir serin ürperti gibi
yaladı geçti dalgaları
o eski deyiş:
How do I love thee?
Let me count the ways-
Gördüm seni.
Geldin gözümün önüne:
nasıl da duru, nasıl arı
nasıl canlı-
kuru, cansız, boğucu
yerinde,
bütün bezginliğinin içinde
denizde gibiydin.
Ama
yoktun ki.
Bak, denizdeyim
diyecektim:
bir ıslak esinti
düştü dalgaların üstüne-
diyemedim.
Zaten
yoktun ki.
Yokum ben sensiz
yoksun sen bensiz
benimle sen
seninle ben
Var mısın?
Yok musun?
Yok musun?
Var mıyım?
Orada
beni düşünüyorsun
Hissettim bunu:
Bir şiddetli rüzgar gibi
aşarak tepeleri
geçerek boğazları
ulaştı buraya
geldi dokundu bana
düşünmen beni.
Orada
beni düşünüyorsan
hissetmelisin bunu:
Bir rengarenk ışın gibi
aşarak tepeleri
geçerek boğazları
ulaşmak oraya
gelip dokunmak istiyor sana
düşünmem seni.
Oruç Aruoba