Tekil Mesaj gösterimi
  #15 (permalink)  
Alt 14-09-2007, 00:56
possible_outside
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Apaçık düşman

Aslında bu bölümde daha fazla yazmak istemiyordum; çünkü hepimiz neyi nasıl anlamak, bilmek istiyorsak öyle yaparız ve hepimiz düşüncelerimizde olabildiğimiz ölçüde özgürüz de. Ama burada ciddi illüzyonlarla büyülenmiş görüyorum sizleri. Belki bu yazım düşüncelerinizde bir değişiklik yaratabilir.

Sade benim de okuduğum ama yazdıkları ile kişiliği arasında özsel olan hiçbir farklılık görmediğim biri. Sade, bir arkadaş ya da bir sevgili gibi sevilemez zaten. Onun Şeytan'ı çağrıştırması kadar ussal bir şey olamaz. Çünkü bir Tanrı-[I]değillemesi[/i] olmaya oynamış biridir. Saltık kötülüktür amacı, Camus onun Doğa'dan nefret ettiğini ileri sürerken bunu ile Sade'ın kendisinden aldığı alıntılarla desteklemiştir (Başkaldıran insan) Ve aynı kitapta Camus onun sonuna kadar gidip herşeyi, kendisi de dahil herşeyi yoketme isteğini ortaya koyar ve bunu "Sodom'un 120 günü" ile karşılaştırarak bence yeterince gösterir. Sade, biyografisine dikkat edilirse kadınlarla sevişmelerinde onlara eziyet etmeden sevişmekten de nefret eden biridir. İçinde kötülük olmayan herhangi bir şey, sonucunu getirip kötülüğün haklılığına bağlayamayacağı herhangi bir şey, bir his, bir olay, bir öğreti yoktur onun. O insan ilişkilerindeki kötüyü ve sadece kötüyü bulup onu allayıp pullayarak Varlığın, varolan her şeyin özü haline getirmek için her tip ilişkiyi kullanır.

Nietzsche bir yazısında "içgüdülerimize kadar aldatılmışız" der. Bu doğrudur. Nasıl gazetelerin 3. sayfaları şiddet haberleriyle bu içgüdülerimizi paraya çeviriyorsa, Sade da aynı şeyi kendi kötülük felsefesi için kullanır. O bir kötülük azizidir -Genet gibi. Onu sevebilir miyiz -yine de? Bunu iki türlü yapabiliriz bence: Birincisi içimizdeki yıkıcı ve her tür kural tanımayan, hedefine ulaşamamış içgüdüden hareket ederek, bizim de yapmak istediğimiz, ya da ona benzer bir çok şeyi kitaplarında yaptığı için, hayatında da zekasını ve statüsünü (o bir Marki'dir) kullanarak yaptığı için, kendi yapmak istediklerimizle içgüdüsel bir şekilde (sezgilerimizle!) paralellik kurarak onu sevebiliriz -ki ona olan sevginin gerçek anlamı da bundan öte bir şey değil. Ama aynadaki şeytani taraflarımızı gösterdiği için şükran mı duymalıyız, o olmasa göremeyecek miydik? İkinci sevme nedenimiz ise onun bir dava insanı olması olabilir. Benim itiraz ettiğim noktada buradaydı. Davasının içeriği: Biri size işkence ederken onu sevemezsiniz, yanılıyorsunuz. Sanırım asıl dediğiniz şu: İşkencecimin zalimliğinden başka özellikleri var, ben onu seviyorum. Burada anlaşamadığımız ifade şekliniz sanıyorum: ifade edilen şeyin fikirler değil de bir duygu olarak ifade edilmesi. Savım o ki, aslında sevmiyorsunuz, aslında onun "insanın içini dışına çıkarmasını", kötülüğün içini açmasını, kötülüğün gerçek yüzlerini sergilerken yaptığı pe çok şeyi doğru, dürüstçe buluyorsunuz ve bundan yana çıkıyorsunuz. Bende bundan yanayım, katılıyorum size; fakat Sade ile aranızdaki amaç farklılığını unutuyorsunuz. O zevkleri için herşeyi kullanmaya hazır biri. Siz ise gerçekleri ortaya çıkaran tarafını vurguluyorsunuz bence. Sade'ın gerçekleri göstermek gibi bir kaygısı olduğuna inansaydım, bende onda sevilecek bir şeyler bulurdum.

Sade bir adi suçluydu, cezalandırılmasının tek nedeni düşünceleri falan değildi, fahişeleri kırbaçlamak türünden şeylerdi. Hayat hikayesi toplumdan yalıtılmasaydı, daha çok adi suç işleyeceğini düşündürüyor -doğal olarak! O bir fikir suçlusu değildi. Ne de böyle bir suçlu olmak istediğini ortaya koyan bir şey var. Adi suçlu olmayı fikir suçlarına tercih eden bir yapısı olduğunu düşünüyorum. Döneminde Fransız devrimi vardı mesela. O Fransız devrimi'in eleştirirken Hegel gibi Us'un bakışı açısından ve Marx gibi toplumsal koşulların, temelde ekonomik koşulların açısından eleştirerek: Soyut değerlere, soyut iyiye karşı değildi. O değere, iyiye karşıydı. İyi olan bir şeyle bir duygudaşlık, bir fikir birliği yoktur onda. Eğer hayatında bunu koyan yazıları da Simone de Beauvoir'in veya Batailles'in demeye getirdiği gibi: Bu bir oyundur, bir çıkarı olduğu için böyle davranıyordur.

O felsefeci de sayılır ama büyük bir felsefeci saymam ben. Eğer içgüdülerimizle yüzleşebildiğimiz, onları insanca kontrol edebileceğimiz bir Dünya'da yaşasaydık, bu denli ünlü biri olamazdı -içimizdeki hayvanı kullandı. Ve ölüsü bile hala ondan besleniyor. Sade'da etkileyici bulduğum tek şey dinlerin, mitosların arasından çıkarsadığımız bir kötülük türünü, saltık kötülüğü, bir tür Şeytan'ı kendinde denemiş olması.

Konu possible_outside tarafından (14-09-2007 Saat 01:36 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla