Tekil Mesaj gösterimi
  #2 (permalink)  
Alt 04-08-2007, 20:33
detays detays isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...Dengesiz...
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 25
Mesajlar: 2,260
Chalie Chaplin hakkında yazı yazdığım zaman (http://www.anarsist.org/yakin-cekim/...arlie-chaplin/ (Bir Dehanın Öyküsü: Charlie Chaplin)) yine bir kaç üstat üzerine bir şeyler yazmayı düşünmüştüm.
Ve aklıma ilk gelenlerden biri Ingmar Bergman idi. ama kafanı bir türlü toparlayamadım için hep ertelemiştim.
Geçenlerde çayımı yudumlarken gazeteyi açtığımda "Ingmar Bergman öldü" yazısını görünce dumur olmuştum.
Dedim acaba başka bir Ingmar Bergman mı bu.
Nete baktığım zaman maalesef bir üstadın daha sinema dünyasına elveda ettiğini görmüş oldum.

Ortalama olarak 60'ların sinemasına bakarsa Ingmar Bergman'da o zamana uymuş.
Yani demek istediğim o zamanlarda efeksiz, süslüppüslü artiz oyuncularla pirim yapılmıyordu.
Yönetmenin ustalığı, senaryonun işlenişi ve görüntü yönetemnliği ile doruğa ulaşılıyordu.
Bir filmi izlerken vay be diyordunuz o zamanlarda.

Ingmar Bergman'ın ilk tanıştığım filmi Yedinci Mühür idi.
Belki ilk film olması belki benim hala taptığım "Azrail ile Satranç Oynama" sahnesi yüzüne benim için yeri ayrıdır.
Zaten replikler şahane idi, anlatım şahane idi, atmosfer şahane idi.
Bir nevi kendimizi sorgulamamıza neden olan bir film idi.

Aklıma şimdi geldi. Azrail ile kilisede var olan o shne ve aldatmaca tam anlamı ile bir baş yapıt klasiği idi kanımca.

Neyse kısacası Yedinci Mühür filmide her filmi gibi tek tek her repliği, her sahnesi defalarca süzülerek izlenecek bir filmdi.

Michelangelo Antonioni hakkında fazla bir şey yazamayacağım.
Zira bir filmini izlemiştim ve baya küçüktüm o sıra.
Pekte hatırlamıyorum maalesef.. :/
Alıntı ile Cevapla