
23-06-2007, 18:29
|
 |
BeLaa :P
|
|
Üyelik Tarihi: 23-06-2007
Nerden: her yer
Yaş: 24
Mesajlar: 125
|
|
yerli yersiz söylenmelerim...
HERHANGİ BİR ÖLDÜRME
Awful Truth'ta izlemiştim...Yanlış hatırlamıyorsam ABD eyaletlerinden birindeydi bu olay. Bir kuruluş gönüllü olarak ölümcül hastalığa yakalanmış çocukların en büyük dilekleri ne ise onu gerçekleştireceğini açıklıyor. Çocuklar genelde oyuncaklar ya da Disneyland'e gitmeyi diledikleri için kuruluş pek de zorlanmıyor. Bir gün çocuğun biri karşılarına geçip ''Bir ayı öldürmek istiyorum.'' diyor. Bunun gerçekleştirilemeyeceği söylenince de kuruluşla aile arasında gerginlik yaşanıyor.benim de biraz aklım karışıyor :sair:
AYI
Küçük kız bir ayı öldürmek istedi.
Bir anne ağladı.
İnce yakıcı bir sızıdır annelerin her nefesinde
ölüm ve çocuk yakınlaşması.
Gün ışığını yitirmek üzereydi.
Eski bir kapı gıcırdayarak açıldı.
Minik bir el ekmeği kavradı, kesti.
Ekmek ağladı.
Kandan isyankâr bir ırmaktır
doyumsuz ellerle kesilen ırmağın sesi.
Doyumsuzluk hayatı küçülttü ve
büyüttü nefreti.
Nefret duru suyla dolu derin bir kuyu;
her şey orada gizli.
BİR ANNE : Kuyudan birlikte su çektik bugün. Tüm galonları doldurduk.
BİR BABA : İyi yapmışsınız. Yorulmuşsunuzdur.
KÜÇÜK KIZ: Ben yorulmadım. O hemen yoruldu. ... Ayıyı öldürünce gömelim mi kuyuya mı atalım?
BİR ANNE: Ayı ölmeyecek!
KÜÇÜK KIZ: Ama...
BİR BABA: Duamızı okuyup yemeğimizi yeme vakti küçük hanım.
Küçük kız bir ayı öldürmek istedi.
Bir baba sustu.
Kaçmak ister ama koca bir düğüm olur
ruh boğazda; susar babalar.
KÜÇÜK KIZ: Su ister misin baba?
BİR BABA : (Suyu alır, içer, gülümser. Kızının saçını karıştırır sevmekten ürken baba kabalığıyla. Söylenirdi hep bir anne '' Ellerin kan kokuyor!'' diye; baba ürkerdi sevgisinden. Alışmalıydı. Ellerini ne kadar yıkasa da olmayacaktı. Sevgiyi, nefreti, her şeyi gözlerine saklamalı, gözlerini kaçırmayı iyi bilmeliydi. Ne de olsa bir babaydı.) Sağ ol küçüğüm.
KÜÇÜK KIZ: Ayılar ölürken ağlar mı?
BİR BABA: Yemek yerken konuşmamalısın.
KÜÇÜK KIZ: Neden öldürüyorsun? Ayıları sevmiyor musun?
BİR BABA : Bu.. Doğanın kanunu! Bu sayede yaşıyoruz.
BİR ANNE : Dondurma zamanı!.. Çileklii...
KÜÇÜK KIZ: Küçük ayılar dondurma sever mi? Benim oyuncak ayım çikolatalısını seviyor.
BİR ANNE: Neden odana çıkıp oyuncak ayınla oynamıyorsun. Ben de size dondurma getireyim.
BİR BABA: Önce yemeğini bitirmeli. Yoksa hep böyle küçücük kalacak.
KÜÇÜK KIZ: Ölecek kadar büyüdüm ya.
(BİR BABA SUSAR. BİR ANNE AĞLAR.)
KÜÇÜK KIZ: Ben bir ayıyım artık.
BİR ANNE: Sen sadece biraz hastasın ama geçecek, ölmeyeceksin, geçecek...
KÜÇÜK KIZ: Hayır! Babam sana söyledi. Duydum. Yedisine basmadan ölecek dedi. Beni öldürecek. Çünkü ben bir ayı oldum.
BİR BABA: Sen bir ayı değilsin!
KÜÇÜK KIZ: (Şaşkın ) Öyleyse neden öleceğim? Neden? Ayılar ölür biz yaşarız. Bir ayı öldürürsem... Baba?
BİR BABA : ( Gülmeye çalışır.) Yemeğini bitirmezsen dondurmanı ben yerim ona göre. Çünkü ben kocaman bir ayıyım...(Küçük kızı gıdıklamaya çalışır kabaca ürkek bir babalıkla...)
BİR ANNE : (Oyuna katılır.) Anne ayı dondurmalarınızı getirdi bile...
BİR BABA: Çilekli benim! Çilekli benim!
KÜÇÜK KIZ: (Nefreti ve korkularıyla örtüp sakladığı bıçağı eteğinin arasından çıkarır, babasının boğazına saplar ve bağırır.) Çilekli benim!!
duru koç... 
"sulu bir şaka bu hayat"
|